World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Diğer haberler ve analizler

Shanmugam Sundaralingam 1956-2003:

Sri Lanka'lı bir Trotskistin zamansız ölümü

Sosyalist Eşitlik Partisi (Sri Lanka)
6 Ağustos 2003

Sri Lanka'daki Sosyalist Eşitlik Partisi'nin bir üyesi olan Shanmugam Sundaralingam, 1 Ağustos'ta ani bir şekilde öldü. Sundaralingam, eski bir Tamil plantasyon işçisiydi -Tamil plantasyon işçileri Sri Lanka işçi sınıfının en çok ezilen katmanlarından biridir- ve 10 yıldır SEP üyesiydi.

Sundaralingam, geçen Cuma günü Kolombo'ya 200 kilometre uzaklıktaki Bandarawela bölgesinde, Aislaby Plantasyonlarındaki küçük "koridor" şeklindeki bir odadan ibaret olan evinin yakınlarında, alış veriş yaparken yere yıkılıverdi. Onu derhal çay plantasyonunun küçük dispanserine kaldırdılar ancak oraya ulaştırıldığında çoktan ölmüştü.

Sundaralingam, 9 Ağustos 1956 doğumluydu ve sadece 47 yaşındaydı. Arkasında, kendisi de bir plantasyon işçisi ve SEP sempatizanı olan karısı Kamala Sundaralingam'ı bıraktı. Ölümü SEP için büyük bir kayıp oldu ve yoldaşları bu kaybı şiddetli bir şekilde hissedecekler.

Sundaralingam'ın cenaze töreni, geçtiğimiz Pazar günü, çalıştığı çay plantasyonunda yapıldı. Törene 300'e yakın plantasyon işçisi, genç insan ve köylü ona son kez saygılarını sunmak için katıldılar. Cenaze SEP'in bayrağı altında gerçekleştirildi ve SEP Merkez Komite üyeleri R.M. Gunatilake, Nanda Wickramasinghe, Pani Wijesiriwardana ve Iranganee Weerasinghe birer konuşma yaptılar.

1993'de SEP'e katıldığından bu yana, Sundaralingam, işçi hakları ve uluslararası sosyalist ilkeler için kahramanca mücadele etti. 1997'de plantasyon yönetiminin hedefi haline geldi ve siyasi faaliyetlerine son vermesini sağlamak için onu işten çıkardılar. Aynı yıl bir kalp krizi geçirdi ve kısmen felç oldu. Aylarca süren tıbbi tedavi yeniden konuşmasını sağladı ancak yürümek için hâlâ bir bastona ihtiyaç duyuyordu.

Ölmeden önce Sundaralingam yüksek tansiyon ve kalp krizi sonrasının etkileri ile ilgili olarak tedavi görüyordu. Plantasyondaki kötü yaşam koşulları ve haksız bir biçimde işten çıkarılmış olması kuşkusuz onun zamansız ölümünde etkili olan en önemli etkenlerdi. Karşılaştığı zorluklar Sri Lanka'nın çay ve kauçuk işçilerinin yaşadıkları acımasız sömürüden kaynaklanıyordu.

Sundaralingam, kökleri ondokuzuncu yüzyılın sonlarından itibaren, eski Britanyalı sömürgeci hükümdarların, binlerce yoksullaştırılmış Tamil'i, Sri Lanka'nın önce kahve, sonra çay plantasyonlarında çalışmaları için toplayıp götürdükleri güney Hindistan'a uzanan, altı çocuklu bir aileden geliyordu.

Başlangıçtan itibaren plantasyon işçileri berbat koşullarla karşılaştılar. Çalıştıkları yerlere hapsedildiler -diğer işçilerden yalıtıldılar- ve bu insanlara geçinmelerine yetmeyecek ölçüde düşük ücretler ödendi. Önceleri pislik içindeki kamplara yerleştirildikten sonra, her aileye tek bir "koridor oda" verildi -uzun bir barakanın içinde tek bölmeli bir oda. Bugün bile plantasyon işçilerinin çoğu sömürgecilik yıllarında inşa edilmiş olan bu türden konutlarda yaşıyor.

Bağımsızlığın ilanından sadece birkaç ay sonra ve Sundaralingam'ın doğumundan sekiz yıl önce, 1948 yılında, Birleşik Ulusal Parti hükümeti, bütün Tamil plantasyon işçilerini ve ailelerini, oy verme hakkı da dahil olmak üzere yurttaşlık haklarından mahrum eden Yurttaşlık Yasası'nı çıkardı. Birçok ailenin bu ülkede kuşaklar boyunca yaşamış olduğu gerçeğine rağmen, bu insanlar, ikinci sınıf, devletsiz insanlar konumuna düşürüldüler.

Bu anti-demokratik saldırı Singalaca ve Tamil dilinde konuşan işçiler arasına etnik bir kama sokmayı, Sri Lanka işçi sınıfını zayıflatmayı amaçlıyordu. Britanyalı sömürge yönetimine karşı mücadelede öncü rol oynamış olan Trotskist, Lanka Sama Samaja Partisi (LSSP), işçileri etnik kökenlerine, dillerine ya da dinlerine bakmasızın birleştirmeye yönelik perspektifi ile kendisine plantasyon işçileri de dahil olmak üzere işçi sınıfı içinde güçlü bir destek buldu. Dikkat çekici bir şekilde, Tamil egemen seçkinleri Yurttaşlık Yasası'na destek verdiler.

Savaş sonrasında düzenin oturmasının etkisiyle, LSSP işçi sınıfının siyasi bağımsızlığına dayanan devrimci Marksist perspektiften gittikçe daha fazla uzaklaşmaya başladı ve kendisini Sri Lanka burjuvazisi ve onun küçük burjuva ajanları tarafından desteklenen Singala şovenist siyasetine uyarlamaya başladı. LSSP'nin siyasi yozlaşması, bu partinin 1964'de Madam Sirima Bandaranaike'nin burjuva hükümetine girerek, Trotskizmi açıkça terk etmesiyle sonuçlandı.

Daha sonra anılacağı şekliyle, bu Büyük İhanet, Sri Lanka ve uluslararası işçi sınıfı üzerinde derin etkiler yaptı. Doğrudan komünal siyaseti temel alan orta sınıf radikal partilerinin ortaya çıkmasına yol açtı-Tamillerin içinden ayrılıkçı Tamil Eelam Kurtuluş Kaplanları (LTTE) ve güneyde Singala gençleri arasında Janatha Vimukthi Peramuna (JVP). Kolombo'da Singala şovenist politikalarının egemenliği ve hükümetin Tamillere karşı anti-demokratik önlemlere başvurması nedeniyle 1983'de açık bir iç savaş patlak verdi.

Sundaralingam'ın yaşamı bu sarsıcı deneyimlerle çok yakından bağlantılıydı. LSSP'nin ihaneti sırasında henüz sekiz yaşındaydı. Bu ihanetin hemen ardından doğurduğu sonuç, Bandaranaike ve Hindistan Başbakanı Lal Bahadur Shastri tarafından imzalanan adı kötüye çıkmış Sirima-Shastri Antlaşması oldu. Bu anlaşmanın hükümleri gereğince binlerce plantasyon işçisi zorla Hindistan'a iade edilirken, bir bölümüne de vatandaşlık hakları tanındı. LSSP sadece bu zulmü desteklemekle kalmadı, eylemleriyle Tamil plantasyon işçileri üzerinde muhafazakar sendikaların, Seylan İşçi Kongresi (CWC) ve Demokratik İşçi Kongresi (DWC) türü hantal siyasi partilerin etkilerinin artmasına da yol açtı.

1964 yılında Sundaralingam'ın babası, çalıştığı yerden alınarak Aislaby plantasyonuna aktarıldı. DWC'nin yerel önderlerinden biri olduğundan oğlunun altıncı sınıfa kadar okula gitmesini sağlayabildi. Plantasyonlardaki çocukların çoğu, bundan çok daha önce okulu bırakmak durumunda kalıyorlar ya da hiç eğitim göremiyorlardı.

Babası öldüğünde henüz çok genç yaşta olan Sundaralingam, eğitimini yarım bıraktı ve ailesine destek olmak için iş aramak zorunda kaldı. Kolombo'da ve kuzey Sri Lanka'da, Jaffna'da sadece düzensiz işler bulabiliyordu. Aislaby'e geri döndü ve 1974 yılında burada geçici işçi oldu. Bu sırada, yeni Bandaranaike koalisyon hükümeti, LSSP'nin de desteğiyle, arazileri millileştirdi. Bu hareket Tamil işçilerin yaşam koşullarını geriletirken, Singalara yönetici konumunda işler sağlayarak komünal gerilimin daha da artmasına hizmet etti.

Sundaralingam, plantasyon işçilerine karşı uygulanan haksızlıklara yüksek sesle karşı çıktı ve zaman zaman hedef haline getirildi. Ceza olarak ona günlerce iş verilmedi, kendisi ve ailesi ücret almadan hayatta kalmaya çalışmak durumunda bırakıldı. Sundaralingam, DWC'nin üyesi olmaya devam etti ancak partinin hükümetle olan siyasi manevralarından ve işçilerin haklarını savunmadaki yetersizliğinden gittikçe daha fazla hoşnutsuz hale geliyordu.

Sundaralingam, 1993'de, arazilerde yaşanan yaygın huzurluğun ortasında, Devrimci Komünist Liga'ya (RCL) (SEP'in önceli) katıldı. 1992'de UNP hükümeti iş yükünü ve işçilerin öfkesini şiddetli bir biçimde artıracak olan plantasyonların özelleştirmesine başlamıştı.

CWC'nin önderi Harry Chandrasekera, o tarihlerde RCL'nin gazetesi Kamkaru Mawatha (İşçilerin Yolu), kızgın bir biçimde şu açıklamayı yapıyordu: "(Plantasyonlardaki) İşçiler ayaklanabilirler. Kontrol edemeyeceğimiz bir durum ortaya çıkıyor." Muhalefetin artmasından endişe duyan sendika önderleri, plantasyon yöneticilerini, işçilere küçük bir ücret artışı vermeye ve mücadeleyi daha fazla sertleştirmemeye ikna ettiler.

İşçilerin bir kesimi CWC'nin ve diğer sendikaların eylemlerinden tiksinerek başka bir çözüm yolu aramaya başladılar. Sundaralingam, yüzünü RCL'ye döndü. RCL üyelerine şöyle diyordu: "Şimdi sendikalar bana uzak geliyor. Önce CWC'ye kıyasla daha militan olduğunu düşündüğüm için DWC'ye katıldım. Daha sonra o da değişti. Bu nedenle bu gazeteyi okumaya başladım." RCL'nin Tamil dilince yayınlanan gazetesi Tholilalar Pathai, Sundaralingam'a yeni bir dünyanın kapılarını açmıştı.

Parti üyeleri ile yaptığı tartışmalar sırasında Sundaralingam, LSSP'nin ihanetinin sadece plantasyon işçileri için değil, fakat bütün işçi sınıfı için taşıdığı siyasi önemi anlamaya başladı. RCL'nin bütün işçileri -Tamil ve Singala- birliğine dayanan ve milliyetçiliğin ve şovenizmin bütün biçimlerine karşı çıkan programına yakınlaştı. Özellikle Uluslararası Komite'nin dünya olaylarına yönelik tahlilleri ona cazip gelmişti.

RCL'ye katıldıktan sonra, partinin perspektifi doğrultusunda Tamil tarım işçileri arasında olduğu kadar, civar köylerdeki ezilen Singala halkı arasında da, cesurca ve yorulmak bilmeyen bir çalışma yürüttü. Sürekli olarak Singalacı aşırı uç örgütler tarafından desteklenen ve Singala köylülerinin yaşadığı topraksızlık ve işsizlikten Tamil işçilerini sorumlu tutmaya çalışan, anti-Tamil şovenizme karşı mücadele etmenin gerekliliğini anlatmaya çalıştı.

Sundaralingam'ın cenazesine belirli sayıda Singala köylüsünün gelmesi ve Tamil tarım işçilerine, onun gömüleceği yerin hazırlanmasında yardımcı olmaları son derece önemlidir. Singala'lı köylülerin ayaklar altında ezilmiş bir Tamil tarım işçisinin cenaze törenine katıldıkları çok ender görülür ve bu katılım Sundaralingam'ın ilkeli duruşuna yönelik güçlü bir övgüdür. Bir köylünün hatırladığı gibi: ""O bizim aramızda devrimden söz eden adam olarak bilinirdi. Bize parti yayınlarını getirir ve bizlerle dünya olayları ile ilgili konuşurdu."

Sundaralingam, plantasyon işçilerinin mücadelelerinde ve CWC ve diğer sendika önderlerinin zararlı etkilerine karşı çıkmada öncü bir rol oynadı. O, aynı zamanda partinin, ülkenin acımasız emniyet yasaları ile, yargılanmadan, "LTTE şüphelisi" olarak gözaltına alınan genç plantasyon işçilerinin serbest bırakılmasına yönelik kampanyalarının da önde gelen ismiydi.

SEP'in plantasyon işçileri arasında artan prestiji nedeniyle Sundaralingam, 1997'de, su içmek için işinin başından birkaç dakikalığına ayrılması gerekçe gösterilerek işten çıkarıldı. Sundaralingam, işten çıkarılmasına karşı iş mahkemesinde dava açtı ancak davası sahte sebepler öne sürülerek devamlı olarak ertelendi. Dava, ölümüne dek geçen sürede -işten çıkarılmasından altı yıl sonra- henüz görülememişti.

İçinde bulunduğu zorlu ekonomik koşullara ve bozuk sağlığına karşın Sundaralingam, partiye derinden bağlıydı. Karısı Kamala şu açıklamayı yaptı: "Çok iyi bir insandı. Siyasetle ilgilenmek ve siyaset konuşmak istiyordu. Bu küçük dolabın içindekilerin dışında hiçbir varlığı ya da mülkü yoktu." Dolabın içinde kitapları ve Lenin'in, Trotskiy'in ve 1987'de ölmüş olan RCL'nin kurucu sekreteri Keerthi Balasuriya'nın yapıştırılmış fotoğrafları vardı.

Cenaze töreninde Sundaralingham'ın anısı önünde saygı duruşunda bulunuldu. Bir grup işçi şu açıklamayı yaptı: "O hep parti hakkında konuşurdu. Bize partinin politikalarını anlatmak için çok yoğun çaba gösterdi. Onun partisi diğerlerinden farklıydı. Bize işçi sınıfının programından, işçi haklarından ve dünyanın siyasi durumundan söz ederdi. Bize kendimizi sınırlamamız konusunda ısrar ederdi ve dünyada yaşanan gelişmeleri araştırmamız gerektiğini söylerdi."

Başkaları şunları söylediler: "Onun ölümünden dolayı çok üzgünüz. Şimdi bize dünyada olup bitenleri açıklayacak birisi yok. Dünyanın durumunu ne olup bittiğini kendi gözlerimizle göremesek bile, ondan öğreniyorduk. Onun ölümü bizim için bir kayıp oldu.

"Onu bilgili bir adam olarak kabul ediyorduk. Kendi siyasi anlayışını kabul etmeye hazır olmayanlara hep şunu söylerdi: 'Bizim siyasetimizi şu an için kabul etmiyor olman önemli değil. Gelecekte kabul etmek durumunda kalacaksın.' Kendi siyasi programına böyle bir güveni vardı. Şöyle söylerdi: 'Bu sosyalist enternasyonalist perspektif içim şimdi verdiğimiz mücadele çocuklarımızın geleceğine katkıda bulunacak'."

SEP, Sundaralingam'ın zamansız ölümü karşısında üzüntülerini bildirir ve sosyalizmin bu cesur savaşçısını selamlar.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır