World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Bildiriler

Emperyalist savaşa karşı uluslararası işçi sınıfı hareketini inşa et

DSWS Bildirisi (www.wsws.org)
21 Mart 2003

Dünya Sosyalist Web Sitesi ve Sosyalist Eşitlik Partisi, Amerika Birleşik Devletleri'nin ve askeri müttefikleri Britanya ve Avustralya'nın Irak'a karşı başlattıkları, caniyane savaşı ikirciksiz bir biçimde kınamaktadır.

Savunmasız insanlara karşı, herhangi bir kışkırtma olmadan başlatılan bu savaşın başlangıç aşamasındaki bombardıman, tüm dünyada tiksinti, şok ve dehşete neden oldu. İlk saldırıların başlamasından bir kaç saat sonra, dünyanın birçok köşesinde yüz binlerce gösterici öfkesini dile getirmek ve Irak'a karşı başlatılan saldırının durdurulmasını talep etmek için sokaklara döküldü.

Şu anda gözler önüne serilmektedir ki, bu korkunç ve eşitsiz kapışma on binlerce -eğer yüz binlerce olmayacaksa- masum insanın canına mal olacak. Dünya nüfusunun büyük çoğunluğu, doğru bir biçimde, uluslararası barış ve güvenliğe yönelik tehdidin Bağdat'tan değil, Washington'dan geldiğini görüyor. Savaşı haklı çıkartmaya yönelik bütün gerekçelerin –Irak'ın kitle imha silahlarına sahip olduğu iddiası, El-Kaide teröristleri ile olan bağlantı, BM kararlarına uymama– yalan olduğu ve çok önceden kararlaştırılmış bir saldırıyı haklı çıkartmaya yönelik sinik bahaneler olduğu ortaya çıktı.

Irak savaşı, dünya tarihinde terse çevrilemez bir dönüm noktasıdır. Washington, Ortadoğu'ya ve daha ötesine yönelik arzularının bir parçası olarak Irak'ın ve devasa petrol rezervlerinin üzerinde denetimi ele geçirmek amacıyla bir emperyalist yağma savaşı başlattı. Burjuva siyaset yorumcuları arasında bile, Bush yönetiminin BM'ye kafa tutmasının ve savaşa gitmesinin, II. Dünya Savaşı sonrasında kurulmuş olan uluslararası ilişkilerin bütün yapısını paramparça ettiği yaygın olarak kabul ediliyor. ABD, küresel hegemonya peşinde koşarken, hiçbir yasal ya da diplomatik kısıtlamanın kendisini bağlamayacağını dünyaya ilan etti.

Irak'ın işgali, ABD'nin egemenliğini kabul ettirme yolunda attığı sadece ilk adımdır. Washington şimdiden İran ve Güney Kore'yi hedef almış durumda ve elinde boyun eğdirmek için belirlediği diğer ülkelerden -Suriye, Libya ve Çin- oluşan uzun bir liste var. Bush yönetiminin küresel tutkularının peşinde pervasızca koşması, daha şimdiden emperyalist rakiplerinin çıkarları ile çatışmasına yol açtı ve uluslararası ilişkileri zehirlemeye başladı. ABD ve İngiltere tarafından, Fransa ve Almanya'ya karşı yürütülen utanmazlık dolu şoven kampanya, emperyalist güçlerin kendi içinde yeni bir savaşın patlak vereceğinin ipuçlarını vermektedir.

Faşist İtalya'nın Etiyopya'yı ve Arnavutluk'u işgal etmesinden, Nazilerin Çekoslovakya'ya el koymasından ve Polonya'yı işgal etmesinden bu yana, militarist hükümetler hiç bu kadar açık bir biçimde uluslararası hukuku kale almadan kendi mali ve kurumsal seçkinlerinin çıkarlarının peşinde koşmadılar. Washington'un askeri taktikleri -Şok ve Dehşet- Nazilerin, sivil nüfusu terörize etmek üzere tasarlanmış, yıldırım savaşı [blitzkrieg] politikasını hatırlatıyor.

Bush yönetiminin önleyici savaş doktrini, geçtiğimiz yüzyılda Alman emperyalizmini rezil eden militarist saldırgan savaş politikasını yeniden gündeme getiriyor. Nurmberg mahkemesinde yargılanmadan ve asılmadan önce Nazi önderlerine yöneltilen ilk suçlamanın bir saldırı savaşı planlamak ve bunu uygulamaya koymak olduğu hatırlanmalıdır.

ABD, Britanya ve Avustralya hükümetleri, kendi ülkeleri de dahil olmak üzere, dünyadaki bütün ülkelerin halkalarının çoğunluğunun karşı çıkıyor olmasına rağmen, Irak'a karşı savaşı sürdürüyorlar. Siyasi önderler ve onların medyadaki yardakçıları en geri ve en gerici katmanları kışkırtıyorlar ve toplumun en ilkel içgüdülerine sesleniyorlar: şovenizm, korku ve önyargı.

Emekçi kitlelerin ve gençliğin savaşı durdurabilmesi ve bir başka büyük küresel yangının –kendinden öncekilerden çok daha berbat bir yangının- çıkmasına engel olabilmesi için, her şeyden önce mevcut krizin nesnel tarihsel köklerini kavranması ve bu temel üzerinde tutarlı ve tam olarak sonuç veren bir siyasi stratejinin ayrıntılandırılması gerekir.

II. Dünya Savaşı'ndan sonra on yıllar boyunca siyasi önderler, medya ve akademik çevreler iktisadi krizleri, savaşı ve barbarlığı 20. yüzyılın ilk yarısında kalmış, geçmişe ait şeyler olarak gösterdiler. Gerekli dersler alınmıştı ve aydınlanmış politikalarla, ulusal egemenliğe saygı gösterilmesiyle ve Birleşmiş Milletlerin uzlaştırmasıyla barış egemen olmaya devam edecekti. Şimdi bütün bunlar paramparça oldu.

Bugünkü savaş on yıllardır olgunlaşan ve güç toplayan, ertelenmiş ve kökleri çok derinlere uzanan bir krizin doruğa çıkmış halidir ve en yoğun ifadesini dünya emperyalizminin merkezi olan Amerika Birleşik Devletleri'nde bulmaktadır. Bu krize yol açan etkenler kapitalist sistemin temel çelişkilerinde bulunabilir -üretimin küreselleşmesi ve dünyanın antigonist ulus devletlere bölünmüş olması ve iktisadi yaşamın özel mülkiyet ile zincirlenmesi ve kâr güdüsü arasındaki çelişkiler…

Protestolar kendi başına savaşı durdurmayacaktır. Gerekli olan şey militarizmi ve savaşın üzerinde yükseldiği temelin –kapitalist sistemin kendisinin- üstesinden gelecek bir stratejidir. Bu işçi sınıfının bağımsız olarak iktidarı ele geçirmek ve toplumu sosyalist temellerde, varlıklı azınlığın kârları yerine çoğunluğun toplumsal ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde dönüştürmek üzere harekete geçmesini gerektirir.

Bush yönetimi, son yirmi yılda ve özellikle de 1990'ların spekülatif mali balonu döneminde öne çıkan ABD'li egemen seçkinlerin siyasi olarak cisimleşmiş halidir. Bunlar şahsi servetlerini dolandırıcılık, hırsızlık ve yasadışı faaliyetler temelinde ve doğrudan kurumsal yeniden yapılandırma ve küçülme yoluyla işini, işsizlik ve sağlık ödeneklerini kaybeden ve çalışma koşulları bozulan milyonlarca emekçi insanın sırtından elde ettiler. Sonuç, varlıklı ve gözü doymak bilmeyen mali oligarşi ile nüfusun büyük çoğunluğu arasında çok geniş ve gittikçe büyüyen bir uçurumun oluşması oldu.

Spekülatif balonun patlaması ve Wall Street'te hisse senetlerinin fiyatlarında yaşanan uzun süreli düşüş, dünya kapitalizmini, özellikle de ABD'yi, egemen seçkinlerin hiçbir kesiminin çözüm bulamadığı derin bir krizin içine itti. Bush yönetimi artan toplumsal çelişkilerle karşı karşıya kalınca, içinden çıkılmaz iktisadi sorunları telafi etmek ve kamuoyunun ilgisini yurtiçinde biriken toplumsal sorunlarından başka bir yere kaydırmak için tehlikeli bir girişimde bulunarak, uluslararası bir hırsızlık ve yağma kampanyası başlattı.

Dış ve iç politika ayrılmaz bir biçimde birbiriyle bağlantılıdır. Yurtdışında ülkeleri askeri yollarla boyun eğdirmekle, yurtiçinde istihdama, sosyal hizmetlere, yaşam standartlarına ve emekçilerin demokratik haklarına darbe vurulması arasında çok kuvvetli bir bağ vardır. Sadece ABD'de değil, bütün ülkelerde hükümetler, biçimsel siyasi renkleri ne olursa olsun, aynı asalak katmanın çıkarları için emekçilerin toplumsal kazanımlarını tırpanlamaya çalışıyorlar.

Milyonlarca kişi bu savaşı protesto etti, ancak savaş kendisini insanların demokratik isteklerine karşı sorumlu görmeyen hükümetler tarafından yürütülmektedir. Bush yönetimi, Tony Blair'in İşçi Partisi hükümeti ve John Howard'ın Liberal rejimi yozlaşmış, varlıklı seçkinlerin siyasi temsilcileridir ve sadece onların talimatları doğrultusunda hareket etmektedirler.

Militarizme karşı mücadele, demokratik hakların ve işçi sınıfının toplumsal konumunun savunulmasıyla kopmaz bağlara sahiptir. Bu mücadele şu ya da bu lideri ya da hükümeti değiştirme meselesi değildir. Savaş liberalizmin ve sosyal demokrasinin bütünüyle çökmesine yol açtı. Amerika Birleşik Devletleri'nde, savaş karşıtı duyarlılığın hızla yayılmasına rağmen, Demokrat Parti, Bush yönetimine karşı ciddi bir muhalefet yürütmek konusunda bütünüyle aciz kalmaktadır.

Ayrıca, başını Fransa'nın ve Almanya'nın çektiği BM'in ya da Avrupalı güçlerin ABD militarizmine karşı bir siper görevi görecekleri yanılsamasına kapılmak ölümcül bir hata olacaktır. Fransa ve Almanya kendilerini ABD ile çelişkide gördükleri ölçüde, kendi yaşamsal çıkarlarını askeri güç ile korumak için daha fazla silahlanacaklar ve savaş hazırlıklarına yönelik harcamalarını karşılamak ve iktisadi rekabet güçlerini artırmak için işçi sınıfının toplumsal konumuna yönelik taarruzlarını derinleştireceklerdir.

Savaşı başlatanlar bunun dünya çapında yaratacağı karşı çıkışın ve direnişin düzeyini kavrayabilmiş değiller. Daha şimdiden milyonlarca insan -birçoğu hayatında ilk kez olmak üzere- büyük ölçüde sıradan emekçi insanların sadakatle bağlı oldukları partileri hedef alan bir hareket içinde, siyasi yaşama katılmış durumdadır.

Dünya Sosyalist Web Sitesi, Dördüncü Enternasyonal Uluslararası Komitesi'nin ve üye seksiyonları Sosyalist Eşitlik Partilerinin politik organıdır. Dünya Sosyalist Web Sitesi'nin temel amacı, işçi sınıfının yüz yüze kaldığı uluslararası devrimci görevlere ilişkin siyasi bir kavrayışı beslemek ve yaygınlaştırmaktır.

Savaşa karşı verilen mücadelenin, çalışma hakkını, geçinmeye yetecek bir ücreti, eğitimi, sağlık ve konut ihtiyacını güvence altına alacak, şimdilerde sistematik bir biçimde saldırıya uğrayan demokratik hakları koruyacak ve geliştirecek sosyalist politikalar temelinde, küçük ve sorumsuz bir seçkin kitlesinin servet tekeline karşı çıkmakla ilişkilendirilmesi zorunludur.

Bu emperyalist savaşa son verebilecek tek bir toplumsal güç var: uluslararası işçi sınıfı. Dünyanın her köşesinde savaşa karşı protestoların ve gösterilerin yapılıyor olması, bundan sonra neler olacağına işaret ediyor ve emekçilerin acil ihtiyaçları ve tarihsel çıkarlarına yanıt veren bir program etrafında birleşmelerinin gerekliliğini ortaya koyuyor.

İşçi sınıfının sahip olduğu büyük potansiyel gücün kullanılabilmesinin önkoşulu, işçi sınıfının büyük patronların bütün partilerinden ve siyasi acentelerinden siyasi olarak bağımsız olmasıdır. Bunlara, savaşı durdurmak ve emekçi insanların haklarını savunmak konularında hiç bir işe yaramadıkları kanıtlanmış olan ABD'deki Demokrat Parti ve adında emek sözcüğü bulunan resmi Emek partileri ve Sosyal Demokrat partiler de dahildir. İşçi sınıfı kendi siyasi partisini kurmak ve iktidarı ele geçirmek için mücadele etmelidir.

Savaşın, militarizmin ve toplumsal eşitsizliğin büyümesine karşı olan herkesi işçi sınıfının yeni uluslararası sosyalist hareketini inşa etme çalışmasında yer almaya davet ediyoruz. Sizleri makaleler yazarak ve haberler göndererek katkıda bulmak üzere Dünya Sosyalist Web Sitesi ile ilişkiye geçmeye, Sosyalist Eşitlik Partisi'ne katılmaya ve sosyalizmin yeni uluslararası partisini inşa etme çalışmalarına güç vermeye çağırıyoruz.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır