World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Bildiriler

Sosyalist Eşitlik Partisi Sri Lanka devlet başkanının anayasal darbesini kınıyor

Sosyalist Eşitlik Partisi
15 Kasım 2003

Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin Sri Lanka seksiyonu olan Sosyalist Eşitlik Partisi (SEP), Sri Lanka devlet başkanı Çandrika Kumaratunga’nın iktidarı anti-demokratik bir biçimde ele geçirmesini şiddetle kınıyor. Kumaratunga’nın üç bakanlığı –Savunma, İçişleri ve Haberleşme bakanlıkları- denetimi altına alıp, hemen ardından olağanüstü hal ilan etmesi bir anayasal darbeden başka bir şey değildir. Kumaratunga, sırtını doğrudan orduya dayayarak, askeri diktatörlüğe giden yolda ilk adımları atmış bulunuyor.

Kumaratunga, güvenlik güçleri üzerinde tam bir denetim sağlamış durumda ve bu güçleri hem büyük Kolombo enerji santralinin, kimi büyükelçiliklerin ve hem de devlet medyasının ve basınının da içinde yer aldığı çeşitli kilit öneme sahip tesislerin etrafına yığmaya başladı. Kumaratunga, bu kuruluşların ve bakanlıkların başına kendi adamlarını atadı ve parlamentoyu iki hafta süreyle tatil ederek Birleşik Ulusal Cephe (BUC) hükümetinin, bu yaptıklarına anayasal olarak karşı çıkma olanağını ortadan kaldırdı.

Daha da önemlisi, olağanüstü hal, işçilerin, gençliğin ve kırsal kesimdeki kitlelerin kitlesel işsizliğe, işten çıkarmalara, özelleştirmeye ve kötüleşen toplumsal hizmetlere karşı militanlaştığı bir ortamda, Sri Lanka halkının temel demokratik haklarını bütünüyle yok sayıyor. Olağanüstü hal uygulamasının ne tür sonuçlara yol açacağı henüz bütünüyle açıklık kazanmadıysa da, daha önceki olağanüstü hal uygulamaları siyasi etkinlikleri yasaklamış, devlet başkanının basını katı bir biçimde sansüre tabi tuttuğu ve polisin ve ordunun insanları keyfi bir biçimde tutukladığı ve gözaltına aldığı bir ortam yaratmıştı.

SEP, Kumaratunga’nın yaptığı darbeyi kınarken, Lanka Sama Samaja Partisi’ni (LSSP), Nava Sama Samaja Partisi’ni (NSSP) ve Komünist Parti’yi, işledikleri suçlar nedeniyle eleştiriyor.

Kumaratunga, J. R. Jayawardene’nin Birleşik Ulusal Parti hükümetinin 1970’lerde işçi sınıfının kalkışmasına bir karşılık olarak çıkardığı 1978 tarihli Sri Lanka anayasasına dayanarak yönetimi ele geçirdi.

Muhalefetteyken Kumaratunga’nın Sri Lanka Özgürlük Partisi (SLÖP) bu "diktatörlük anayasasını" eleştirmiş ve yürütme organını elinde tutan başkanlık sistemini sona erdirmeyi vaat etmişti. Ancak, 1994 yılında Kumaratunga’nın Halkların İttifakı (Hİ) seçimleri kazanınca Kumaratunga vermiş olduğu bu sözden döndü. 2001 seçimlerinde Hİ’nin iktidarı kaybetmesine karşılık Kumaratunga devlet başkanlığını korudu. Şimdi, bu konumunu seçilmiş bir hükümetin altını oymak için kullanıyor.

Devletin denetimi için yapılan bu çekişmenin merkezinde, BUC hükümetlerinin, 20 yıldır ülkeyi harap eden iç savaşı sona erdirme girişimleri karşısında egemen seçkinler arasında oluşan görüş ayrılıkları yer alıyor. Başbakan Ramil Wickremesinghe, adayı ucuz emek gücünü sağlanan bir yer olarak yabancı sermayeye açabilmek için, Tamil Eelam Kurtuluş Kaplanları (LTTE) ile iktidarı paylaşmaya yönelik düzenlemeler konusunda pazarlık yapmaya çalışıyordu. Wickremesinghe’nin girişimleri, büyük sermaye tarafından olduğu kadar, kendi ekonomik ve stratejik çıkarlarına uygun olduğu için, Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve Hindistan tarafından da destekleniyordu. Savaştan kazanç sağlayan ordu ve devlet bürokrasisinin yanı sıra, sermayenin daha geri kalmış sektörlerini temsil eden Kumaratunga ve Hİ, "barış sürecine" karşı çıktı ve Janatha Vimukthi Peramuna (JVP) ve Singala Urumaya (SU) gibi şoven Singala partilerine gittikçe daha fazla yakınlaştı.

Kumaratunga’nın anayasal darbesi, LTTE’nin kesilmiş olan barış görüşmelerini yeniden başlatmak amacıyla adanın kuzeyinde ve doğusunda bir Geçici Özerk Yönetimin kurulması önerisini açıklamasından sadece üç gün sonra gerçekleşti. JVP ve SU ile birlikte Hİ haftalardır geçici yönetim planlarını, ülkeyi bölecek bir "ihanet" olarak kınıyordu.

Kumaratunga’nın aşırı sağcı ve şoven gruplar ile ittifak içinde olması, işçi sınıfı tarafunda darbenin özü konusunda en açık uyarı olarak algılanmalıdır. JVP’nin ırkçılığı kışkırtan eylemleri ve "vatana ihanet" suçlamaları, silahlı çetelerini –SEP’in selefi Devrimci Komünist Liga’nın üyeleri de dahil olmak üzere- kendi "yurtsever" kampanyalarına karşı çıkanları öldürmek üzere harekete geçirdiği 1980’lerin sonlarında, Hindu-Lanka anlaşması sırasında oynadığı rolü hatırlatıyor.

İşçi sınıfı, Kumaratunga’nın eylemlerini mahkum ederken ve yaptığı darbeye karşı çıkarken, BUC hükümetine hiçbir biçimde siyasi destek vermemelidir. BUC hükümetinin "barış" planının emekçilerin arzuladığı demokratik haklarla ve yaşam standartlarının iyileştirilmesiyle hiçbir ilişkisi yoktur. Aralarındaki anlaşmazlıklar ne olursa olsun, hem BUC, hem de LTTE tarafından şekillendirilmekte olan gündemler, kuzeydeki ve doğudaki halk için seçilmemiş geçici yerel yönetimlerin dayatılmasını ve bir bütün olarak Sri Lanka işçi sınıfı üzerinde şiddetli bir ekonomik yeniden yapılanma programının uygulanmasını içermektedir. LTTE’nin Eylül ayında greve çıkan 80,000 hastane çalışanına karşı BUC’nin orduyu kullanmasına şevkle destek vermiş olması, işçilerin iktidarı paylaşmaya yönelik herhangi bir anlaşmadan neler bekleyebileceklerini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır.

Bundan başka, eğer muhalefette Kumaratunga’nın yerine Wickremesinghe olsaydı, kuşkusuz o da aynı şekilde davranacaktı. Hem BUC, hem de SLÖP, işçi sınıfını bölgesel sınırlarla bölmek için uzun yıllardır kullandıkları Singala şovenizmine gırtlaklarına kadar batmış durumdalar. Kumaratunga sadece üç yıl önce, sermayenin ve emperyalist güçlerin baskısı altında LTTE ile görüşmelerin başlamasına olanak sağlayacak olan anayasal reform paketini yasalaştırmaya çalışmıştı. JVP ve diğer aşırı Singalacıların yürüttükleri şoven kampanya sonucunda, Wickremesinghe anayasayı değiştirmek için gerekli olan üçte iki çoğunluğun sağlanması için vermeyi vaat ettiği desteği vermekten vazgeçerek, Kumaratunga’nın anayasa değişikliği teklifini geri çekmesine neden olmuştu.

Her bir burjuva partisinin ırkçılık kartını sırasıyla oynadığı ve gittikçe gericileşen ve anti-demokratik egemenlik biçimlerine dönüşen bu şoven bataklıktan çıkabilmek için, işçi sınıfının kendisine, kendi tarihsel deneylerinin sunduğu dersleri temel olarak alması gerekiyor.

Mevcut siyasi kriz 1964’de LSSP’nin uluslararası sosyalizmin ilkelerini terk ederek, Kumaratunga’nın annesi Sirima Bandaranaike’nin hükümetine girmesi ile doğrudan ilişkilidir.

LSSP, kendisini SLÖP’nin Tamil karşıtı Singala şovenizmine uyarlayarak, 1983’de iç savaşın patlak vermesine yol açan bölgeci politikaların güçlenmesini sağlayan ortamı yarattı. LSSP, aynı zamanda, 1964 ve 1970’de burjuva hükümetlerine girerek, hem Tamil işçi sınıfını, hem de Singala halkının en çok ezilen kesimlerini –özellikle gençliği ve kırsal kesimdeki kitleleri- terk etti. LSSP’nin büyük ihaneti sonucunda ortaya çıkan siyasi boşluk, LTTE ve JVP’nin güçlenmesine yol açtı.

İşçi sınıfı kendi çıkarlarını ancak burjuvazinin hiziplerinden ve onun LSSP, NSSP ve KP’deki siyasi özürcülerinden siyasi olarak tamamen bağımsız hale gelerek savunabilir. Bu, toplumu bir avuç insanın elde edeceği kâr yerine, çoğunluğun ihtiyaçlarını karşılamak üzere tepeden tırnağa yeniden şekillendirmek üzere şehirlerdeki ve kırsal kesimdeki yoksulları sosyalist bir program etrafında toplamayı gerektirir.

Bunu başarabilmek için işçiler her türden bölgeciliği ve ırkçılığı reddetmelidir. Singala olsun, Tamil olsun ya da Müslüman olsun, bütün işçiler, her gün ortak sınıf düşmanı karşısında aynı şekilde hayatta kalma mücadelesi veriyorlar. İşçi sınıfı mücadelelerini Hint yarı-kıtasında ve uluslararası düzeyde sosyalizm için verilen kavganın bir parçası olan Sri Lanka ve Eelam Birleşik Sosyalist Cumhuriyeti’ni kurmak için, etnik sınırların ötesine geçerek birleştirmelidir. Bu programı geliştirmiş olan tek parti Sosyalist Eşitlik Partisi ve onun uluslararası yayın organı Dünya Sosyalist Web Sitesi’dir.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır