World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Polemikler

Almanya: Brandenburg istihbarat servisi Dünya Sosyalist Web Sitesi’ne iftira etti

DSWS Yazı Kurulunun açıklaması

30 Ekim 2003

Doğu Alman eyaleti Brandenburg (Verfassungsschutz) istihbarat servisi, web sitesinde, Dünya Sosyalist Web Sitesi’ni (DSWS) şiddetti kışkırtmakla suçlayan bir makale yayınladı. Makale, DSWS’nin şiddet yanlısı "aşırı sol" öbeklenmenin bir parçası olduğunu iddia ediyor. DSWS Yazı Kurulu, karaçalmaya yönelik bu suçlamayı bütünüyle reddediyor ve istihbarat servisini, raporunu geri almaya ve Dünya Sosyalist Web Sitesi’nin göndereceği tekzibi yayınlamaya zorlamak üzere yasal yollara başvurma hakkını saklı tutuyor.

İstihbarat servisinin makalesi sosyalist ve demokratik hedefler güden online bir yayına yönelik, kötü niyetli bir kara çalmadır. Bu, Alman anayasasına bağlı olması gereken bir devlet kuruluşunun ifade özgürlüğüne yaptığı bir saldırıdır.

İstihbarat servisi yaptığı imayı iki buçuk yıl önce yayınlamış olan ve Frankfurt (Oder) şehrinde, bir göçmen bürosuna yapılan bir saldırıda olay yerinde bulunduğunu söylediği bir DSWS makalesine dayandırıyor. 16 Eylül'de birileri bu göçmen bürosunun camlarını kırdı ve içeriye kötü kokulu bir sıvı döktü. Buna ek olarak, dış kapılara yapışkan sürüldü ve büronun dış cephesine sprey boya ile sloganlar yazıldı.

Söz konusu DSWS makalesi Alman hükümetinin mülteci politikalarının siyasi açıdan eleştiriyordu. İstihbarat servisi makalenin "yasal olarak suçlanamayacağını" kabul etmek zorunluluğu hissetmiş. Bununla birlikte, makaleyi "sonuna kadar aşırı bir solcu altyapının" kanıtı olarak gösteriyor. İstihbarat servisi daha ileri giderek makalenin "toplu olarak ele alındığında şiddet eğilimini teşvik eden ve üreten diğer benzer yayınlarla birlikte aynı kategoriye konabileceğini" öne sürüyor. Makale şu sonuca varıyor: "Suç içeren eylemlere giden yolu bu tür metinler açmaktadır."

Bu iddialarla ilgili olarak söylenmesi gerekenler şunlardır:

1. Dünya Sosyalist Web Sitesi "aşırı solcu" değil, sosyalist bir yayındır. Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi ve onun Alman seksiyonu Sosyalist Eşitlik Partisi (PSG) tarafından yayınlanmaktadır. DSWS sosyalist bir yönelişten, demokratik ve sosyal hakların savunulmasından yanadır. PSG, Almanya’da birçok defa seçimlere katıldı ve Alman seçim kurulu tarafından resmi şekilde bir parti olarak tanındı. PSG, ilkesel olarak bireysel şiddet yöntemlerini reddetmektedir.

2. Saldırı yerinde bulunduğunu iddia edilen, DSWS tarafından 24 Şubat 2001’de (İngilizce olarak 8 Mart 2001’de) "Almanya’nın mülteci politikasının ölümcül sonuçları" başlığı ile yayınlanmış olan makale, Alman devletinin yabancılara yönelik politikasını eleştiriyor. Makale, hem sunduğu gerçekler, hem de yaptığı siyasi değerlendirme açısından doğrudur. Göçmenlerin karşı karşıya kaldıkları korkunç koşulları eleştirmekte ve Almanya’nın ve Avrupa’nın sınırlarında polisin uygulamaları sonucunda ölen ve yaralanan kurbanların sayısı ile ilgili somut rakamlar sunmaktadır. Makale, aralarında ARD televizyon programı Monitor, Berlin Irkçılık Karşıtı İnsiyatif (ARI) ve günlük gazete tageszeitung’un da yer aldığı, kolaylıkla denetlenebilecek, genel olarak erişilebilir bilgi kaynaklarına dayanmaktadır. Makale, Alman federal devletinin bir yandan alışılmış bir biçimde "sokakta yabancılara karşı neo-Naziler ve Irkçılar tarafından uygulanan şiddeti" kınarken, diğer yandan "Alman devletinin mülteci karşıtı eylemlerinin, ‘istenmeyen’ yabancıların yaşamlarının değersiz olduğu yolundaki neo-Nazi uydurmasını güçlendiren" iki yüzlü tavrını kınamaktadır.

3. Brandenburg İstihbarat Servisi’nin bu tür bir makalenin şiddetti teşvik ettiği ve doğurduğu iddiasının geniş bir alana yayılan sonuçları var. Bu iddia hükümet politikasına yönelik her eleştiriyi yasadışı faaliyet yörüngesine oturtuyor. Eğer bu kabul edilirse, kafası karışık bir insanın ya da bir provokatörün birkaç camı kırması, hükümetin siyasi muhaliflerini susturması için gerekli bahaneyi sağlayacaktır. Aynı iddiaya dayanılarak, Alman hükümetinin "Gündem 2010" sosyal harcamalarda kesintiye gitme programına yönelik her eleştiri, cinnet geçirip insanlara saldıran umudunu yitirmiş işsiz bir insanın eylemlerinden sorumlu tutulabilir. Ya da İsveç’te euroya katılmaya karşı olan herhangi biri, referandum kampanyasının en kızışmış olduğu sırada bıçaklanarak öldürülen İsveç Dışişleri Bakanı Anna Lindt’in -ki euronun önde gelen savunucularından biriydi- öldürülmesine "zemin hazırlamakla" suçlanabilir.

4. Bu tür bir akıl yürütme şekli Alman tarihinin en karanlık günlerini hatırlatıyor. Bu ülkede on yıllar boyunca -hem faşist hem de Stalinist- polis devleti deneyimleri yaşandı. Bu devletlerin polis rejimleri, her zaman, hükümete siyasi eleştiri yöneltmenin, şiddeti desteklemekle aynı şey olduğunu öne sürdüler -ve bu şekilde siyasi muhaliflerini baskı altında tutmayı haklı göstermeye çalıştılar. Öte yandan Alman anayasasında ifade özgürlüğü güvence altına alınmıştır ve bu hak herhangi bir takibata uğramaksızın bir hükümeti eleştirme hakkını da içermektedir.

5. İstihbarat servisi, DSWS ile ilgili olarak öne sürdüğü aşırı solculuk iddiasını, birbirini izleyen yarı-doğrulara ve yalanlara dayanarak haklı çıkartmaya çalışıyor. İstihbarat servisi, bir yandan DSWS’nin yayınladığı metnin "sonuna kadar aşırı bir solcu altyapıyı" kanıtladığını iddia ediyor. Diğer yandan ise, makalenin aşırı solcu doğasını, saldırının yapıldığı yerde bulunduğu iddiasına dayanarak kanıtlıyor. Bu açıkça kerameti kendinden menkul bir iddiadır.

Makalede herhangi bir şekilde şiddet taraftarlığı olarak yorumlanacak hiçbir şey bulamayan istihbarat servisi, kendi açıklamalarını makalenin içine sokuyor. Şöyle yazıyorlar: "Birçok aşırı solcu yayında, devletin, yabancılara ve göçmenlere şiddet uygulayan aşırı sağı kendi faaliyeti aracılığıyla doğrudan cesaretlendirdiği öne sürülüyor. Bu şekilde devlet kendi gerçek -faşist- yüzünü göstermiş oluyor. İşte bu nedenle anti-faşistler devleti düşmanları olarak görmelidirler."

İstihbarat servisi bir kez daha kerameti kendinden menkul bir iddiaya başvuruyor. DSWS’nin makalesinin "aşırı solcu" olduğunu iddia ediyor ve ardından bunu göstermek için hayali "aşırı solcu yayınlardan" beyanatlar sunuyor. Bu türden ifadeler, söz konusu DSWS makalesinin hiçbir yerinde ya da DSWS’de yayınlanmış herhangi bir makalede yer almamaktadır. Kızıl Ordu Fraksiyonu’nun (RAF) bayağı dilini taklit eden devletin "gerçek -faşist- yüzünü göstermesi" ifadesi, istihbarat servisinin kendi keşfinden başka bir şey olmamasına karşın DSWS’ye mal edilmektedir.

6. Alman istihbarat servislerinin sızma ve provokasyon yöntemlerini kullanarak faaliyet gösterdiği kamuoyu tarafından bilinen bir durum. Alman istihbarat servisleri sağcı çevrelerin içine yoğun bir biçimde girdiler ve istihbarat servislerinin gizli ajanları zaman zaman bu grupların şiddet eylemlerinde yer aldılar.

Gizli servis ajanları, daha 1970'lerin sonlarında, Celle şehrindeki hapishanenin duvarında bir patlama ile delik açarak, Kızıl Ordu Fraksiyonu’nun tanınmış bir üyesini şiddet kullanarak kaçırmaya yönelik sahte bir girişimde bulunmuşlardı. Bu yılın ilkbaharında , neo-Nazi NPD’yi (Almanya’nın Ulusal Demokratik Partisi) kapatma girişimi, örgütün önde gelen yedi üyesinden birinin Alman gizli servisinin bordrolu bir elemanı olduğunun ortaya çıkması üzerine, başarısızlıkla sonuçlandı. NPD’ye yapılan sızmanın boyutu, bir anayasa mahkemesi yargıcının partinin bir çok faaliyetlerinin "devlet tarafından örgütlenmiş" sayılabileceği yorumunu yapmasına yol açtı. Brandenburg istihbarat servisinin geçmişte şiddet eylemlerine karışmış olan aşırı sağcıları işe aldı. Yaygın sağcı şiddetin yaşandığı koşullarda "aşırı solun göz ardı edildiğinden" yakınan bir İçişleri Bakanı’na sahip olan bir devlette, devletin ajanları radikal sol öbeklere de sızmış durumda.

Bu durumun ışığında şu soruyu sormak gerekiyor: 16 Eylülde, Frankfurt’ta göçmen bürolarına yapılan saldırıda istihbarat servislerinin ajanları yer aldılar mı? Brandenburg istihbarat servisi söylediğinden daha fazlasını mı biliyor? Brandenburg istihbarat servisi, DSWS makalesinin saldırı yerine bırakılmasında rol oynadı mı?

DSWS’ye yöneltilen suçlamalarla, Frankfurt göçmen bürosuna yapılan saldırıya yönelik resmi soruşturma arasında ilginç bir eşitsizlik var. Davayla ilgilenen eyalet savcısına göre saldırı ile ilgili yapılan iki haftalık soruşturma sonuçsuz kaldı. Belli ki soruşturmayı sürdürmek için pek fazla çaba harcanmıyor. Buna karşılık, Brandenburg İstihbarat Servisi, saldırıdan kısa bir süre sonra, yapılan saldırıya sadece birkaç satırla değinen ve beşte dördü DSWS’ye saldıran bir makale yayınladı.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır