World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Savaş haberleri : Irak

Türkiye Irak’a asker gönderiyor

Justus Leicht
15 Ekim 2003

7 Ekimde Türk parlamentosu Irak’a asker göndermeye yeşil ışık yaktı. Hükümetteki ılımlı İslamcı AKP’nin (Adalet ve Kalkınma Partisi) 358 milletvekili asker gönderme teskeresinin lehinde oy kullanırken, muhalefetteki CHP’nin (Cumhuriyet Halk Partisi) 183 milletvekili hayır oyu kullandı.

Parlamentonun aldığı karar Türk hükümetinin başı Tayyip Erdoğan’a ABD’nin koşulları ile uzlaşmaya varma, Türk askeri gücünün boyutunu ve ne zaman gönderileceğini belirleme konusunda geniş yetki veriyor. Türkiye’nin orta Irak’a, bir yıllık bir süre için 10,000 asker göndereceği tahmin ediliyor. Bu durumda Türk birliği iki ana işgal gücünün –ABD ve Büyük Britanya’nın- ardından Irak’ta açık arayla en büyük askeri güce sahip olan ülke olacak. Türkiye aynı zamanda halkının çoğunluğu Müslüman olup da Irak’a asker gönderen ilk ülke olacak.

Asker gönderme kararının 1 Mart oylamasında olduğu gibi Erdoğan’ın kendi parlamento grubu içinden gelecek muhalefet sonucunda başarısızlığa uğrayacağı yolundaki tahminler doğru çıkmadı. Mart ayında yapılan oylamada 100’e yakın AKP’li milletvekili Irak’ın işgaline yönelik olarak Türk topraklarına Amerikan askerlerinin konuşlandırılmasını öngören teskereye karşı oy kullanmıştı. O sırada bu oylama hükümet için bir yenilgi olmuş ve Ankara ve Washington arasındaki atmosferin bozulmasına yol açmıştı.

Son oylama öncesinde de hükümetin saflarında bir muhalefetin olduğunu gösteren işaretler vardı. Meclis Dışişleri Komisyonu Başkanı Mehmet Dülger, ABD’nin kendi askeri ölmesin diye Türk askerini istediğini söylemişti. Ayrıca kamuoyu yoklamalarına göre Türk halkının üçte ikiye yakını Irak’a asker gönderilmesine karşı. Ancak Başbakan Erdoğan’ın oylama öncesinde isyancı milletvekillerine çok cazip teklifler sunduğu anlaşılıyor.

Erdoğan, Irak’a müdahalenin basına kapalı bir oturumla –CHP’ye göre "Türk halkından korktukları" için- tartışılmasına ve oylanmasına izin verdiyse de, Türk hükümetinin sağlayacağı askeri destek karşılığında bir ödeme yapılmasını beklediği herkesin bildiği bir sır. ABD Kongresi Türkiye’ye koşulları sıkı bir biçimde Türkiye’nin Irak’ta ABD’yi desteklemesine bağlı olan 8.5 milyar $’lık bir kredi vermeyi onayladı. Türkiye, parasının ve bir bütün olarak ekonomisinin yeni bir çöküş yaşamasını önleyebilmek için bu krediye acilen ihtiyaç duyuyor. 2001’de yaşanan ekonomik çöküş Türk halkının geniş kesimleri için bir yıkım oldu ve şimdiki hükümete verilen destek, büyük ölçüde, ekonomide son zamanlarda bir istikrar ortamının oluşmuş olmasına dayanıyor.

Buna ek olarak, Türkiye’nin Amerikalılardan, büyük bölümü Kuzey Irak’ta bulunan ve toplam sayısının 5,000’ni bulduğu tahmin edilen, Kürdistan İşçi Partisi (PKK/KADEK) gerillalarına karşı harekete geçeceği konusunda güvenceler aldığından söz ediliyor. Iraklı Kürtlere yönelik olarak baskıcı önlemlerin alınmasını gerektiren bu güvenceler için gerekli olan bağlantı, asker göndermeyi kamuoyu önünde hararetle desteklemiş olan Türk ordusunun önderliği tarafından sağlandı. Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök bütün olup biteni bir piyangoya benzetti: eğer risk almaya hazır değilseniz, bu durumda hiçbir şey kazanamazsınız.

PKK/KADEK dört yıl önce, önderi Abdullah Öcalan’ın yakalanmasının ardından, Kuzey Irak’a geri çekildi ve Türk devletine karşı yürüttüğü gerilla savaşını sona erdirdi. Bu süre içinde örgüt bir genel af çıkarılması ve Kürtlerin kültürel haklarının tanınması karşılığında silah bırakmayı ve Türk devletine sadakatle hizmet etmeyi önerdi. Türkiye bu öneriler üzerinden bir pazarlık yapmayı reddetti.

ABD resmi olarak PKK’yi ve onun devamı olan KADEK’i terörist örgüt olarak ilan etmiş durumda. Buna karşılık, ABD şu ana kadar PKK/KADEK’in kuzey Irak’taki üslerine karşı herhangi bir harekette bulunmadı. Bunun asıl olarak iki nedeni var. Birincisi, PKK/KADEK bugüne kadar bölgede Amerika’nın arzularını tehdit edecek hiçbir şey yapmadı ve mümkün olan her fırsatta işgal güçleriyle işbirliği yapmaya hazır olduğunu ifade etti. Örgütün önderleri ABD işgalinin bütün Ortadoğu’da demokrasinin kuruluşuna yönelik bir ilk adım olarak selamlayacak kadar ileri gittiler! İkincisi ise, yeni bir savaş cephesi açmak, kararlı bir Irak direnişi tarafından kuşatılmış olan Amerikan ordusunun pek de çıkarına olmayacaktır.

Şimdilerde Türkiye ile ABD’nin yeni bir anlaşmaya vardığına dair işaretler belirmiş durumda. Günlerce süren tartışmaların ardından, her iki hükümetin temsilcileri, ABD Dış İşleri Bakanı Powell’ın sözleriyle, PKK’nın oluşturduğu "tehdidi ortadan kaldırmak" için bir "eylem planı" üzerinde karşılıklı olarak anlaşmaya vardıklarını açıkladılar. ABD hükümetinin yayın organı Amerika’nın Sesi (VOA), gerekli olması durumunda, bu amaçla askeri yöntemlerin kullanılabileceğini söyledi. Hükümet çevrelerine yakın olduğu bilinen Türk gazetesi Zaman, daha Eylül ayında, ABD’nin Kasım’ın başından itibaren Irak’taki PKK kamplarını bombalamaya başlayacağını ve Türk askerlerinin sınırdan kaçmaya çalışacak olan gerillaların yolunu kesmek için gerekli konumu aldıklarını belirtmişti.

Şu anda, bu tür bir askeri operasyonun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ve bunun ne tür bir operasyon olacağı belli değil. Belli olan bir şey varsa o da herhangi bir operasyonun çözülmemiş olan Kürt sorununu kuşatan gerilimleri daha da arttıracağıdır. PKK’nın önderleri daha şimdiden köşeye kıstırılmaları durumunda, Türkiye’nin batısında sivil hedeflere yönelik saldırılarını yeniden başlatmak üzere hazırlanacaklarını belirttiler.

ABD, bir yandan Türkiye’nin Irak’a asker göndermesi için yaptığı baskıyı arttırırken, Irak’tan gelen tepkilerin büyük bir bölümü böyle bir girişime karşı çıkıyor. Türkiye’nin asker göndermesine özellikle iki Kürt partisi, KDP ve KYP karşı çıkıyor. Her iki partinin de temsilcileri ABD’nin kuklası olan geçici hükümette ve Amerikan işgalinin en sadık destekçileri arasında yer alıyorlar.

KDP ve KYP’nin egemenliği altındaki kuzey Irak’ta güvenlik durumu –ülkenin geri kalanıyla taban tabana zıt biçimde- göreli bir istikrara sahip. Ne var ki bu durum Türk askerinin müdahalesiyle birlikte çok hızlı bir şekilde değişebilir. Kuzey Irak’taki Türkmen azınlığın savunucusuymuş pozunu takınan Türkiye, gerekli olması durumunda bölgede bağımsız bir Kürt devletinin ortaya çıkmasını engellemek için askeri güç kullanacağı tehdidini pek çok kez tekrarladı. Bugün için Türk askerinin orta Irak’ta Sünnilerin egemenliğindeki bölgelere yerleştirilmesi planlanıyor ancak takviye ve tedarik yolunu açmak için askerlerin bir bölümünün kuzeye doğru kaydırılması gerekecek.

Irak Geçici Hükümet Konseyi Dış İşleri Bakanı, KDP görevlisi Hoşyar Zebari, Türk askerlerinin her türden müdahalesini reddediyor. Konsey başkanı ve Pentagon’un müttefiki Ahmet Çelebi de Türk askerlerinin gelişine karşı çıkarak şöyle dedi: "Daha az yabancı askere ihtiyacımız var, daha fazlasına değil."

Daha az diplomatik bir ifadeyle söylenen şu: Irak halkı Türk ordusunu –çok haklı olarak- ABD-Britanya işgalci güçlerini kurtarmaya gelen bir güç olarak görecek. Irak’ta yaşayan insanların bir çoğu, modern Irak’ı birinci Dünya Savaşı’na kadar boyunduruk altında tutmuş olan Osmanlı İmparatorluğu’nun mirasını unutmuş değiller. O kadar insanın arasında, Türk dışişleri bakanının kısa bir süre önce Irak’a Türk askerlerini göndermeyi haklı göstermek üzere söylediği sözler ise bu türden korkuların sadece artmasına yol açacak nitelikte: "Biz bu bölgeyi yüzyıllar boyunca yönettik."

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır