World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Sri Lanka

Yazıcıya hazırla

Hintli Stalinistler neo-liberal politikalar izleyen Kongre Partisi’nin yönetimindeki rejime desteklerini tazelediler

Keith Jones
28 Nisan 2005
İngilizce’den çeviri (7 Nisan 2005)

Hindistan Komünist Partisi (Marksist)’nin 18. ulusal kongresinin Çarşamba günü yapılan açılış toplantısında KPM’nin iki ağır topu, partinin 11 aydır yönetimde olan Birleşik İlerici İttifak’a (Bİİ) vermekte olduğu desteği savunmayı ve meşrulaştırmayı amaçlayan konuşmalar yaptılar.

KPM önderliği aynı zamanda, kongrenin temel karar önergesinde yer alan ifadeyi kullanırsak, Bİİ’nin kendisinden önceki hükümet gibi "aynı liberalleştirme ve özelleştirme politikalarını izlediğini" itiraf ediyor. Önerge şu şekilde devam ediyor: "Hükümet izlenen yolu değiştirmeye istekli değil ve aslında" Hindu egemenliği yanlısı Bharatiya Janata Partisi’nin (BJP) başını çektiği Ulusal Demokratik İttifak hükümetiyle "aynı politikaları izliyor."

KPM Politbüro üyesi ve eski Batı Bengal Eyalet Başkanı Jyoti Basu, Hindistan burjuvazisinin geleneksel yönetici partisi ve Bİİ’nin ana koalisyon ortağı Kongre’nin "kendi durumunu gözden geçirmesi gerektiği"ni söyledi. "[Kongre Partisi] aynı ayrımsız liberalleştirme ve özelleştirme ekonomi politikalarını izlemeye devam edebilir mi? Bu partinin politikaları ile BJP’ninkiler arasında bir farklılık olacak mı?"

Gerçek şu ki, iktidarda bulunduğu 1991 ile 1996 yılları arasında, Hindistan burjuvazisinin stratejisini ulusal ekonomik kalkınmaya odaklanmak yerine, yabancı sermayeyi çekmeye ve ihracata dayalı büyümeye dönüştüren Kongre Partisi’ydi. O zamandan bu yana Hindistan’da hem ülke genelindeki hem de KPM’nin yönetimindeki Batı Bengal de dahil olmak üzere eyalet düzeyinde bütün hükümetler, ulusal-kurallı ekonominin parça parça ortadan kaldırılmasına katkıda bulundular ve kamuya ait kuruluşların satılmasına, kamu hizmetlerinin ve fiyat desteklerinin tırpanlanmasına ve işçilerin şirket yönetimlerinin taleplerine daha itaatkar hale getirilmesine ortak oldular.

Sağlık durumunun bozuk olması nedeniyle konuşması bir başka parti önderi tarafından okunan KPM Genel Sekreteri Harkişan Singh Surjeet, KPM’nin Bİİ hükümetine verdiği desteğin "mevcut durumun acil gerekliliklerini karşılamaya" yönelik olduğunu, KPM’nin nihai olarak Kongre Partisi’ne ve BJP’ye karşı "üçüncü bir alternatifin" yaratılmasından yana olduğunu ve KPM’nin "temel gündemimizden vazgeçmediğini" söyledi.

Diğer bir deyişle KPM, iktidardaki Kongre Partisi’nin ana ortağı olduğu Bİİ koalisyonunu desteklemeye devam edecek.

KPM 1964 yılında Stalinist Sovyet bürokrasisinin dış politika gereksinimlerine uygun bir biçimde Kongre Partisi’ne kölelik eden Hindistan Komünist Partisi’nden (HKP) ayrılanlar tarafından kuruldu.

KPM, Karl Marx’ın ve V. İ. Lenin’in uluslararası devrimci sosyalist geleneğinin sürdürücüsü olduğunu iddia ediyor. Bu iddianın doğru olmadığının göstergelerinden biri, KPM’nin iktidarı Sovyet işçi sınıfından gasbetmiş olan ayrıcalıklı bürokrasinin siyasi sözcüsü olan, SSCB’de sosyalistlere karşı gerçek bir soykırım uygulayan Joseph Stalin’e övgüler yağdırmaya devam ediyor olması.

Bir diğer gösterge ise KPM’nin, hızla büyüyen Çin işçi sınıfını, uluslararası sermaye ile işbirliği içinde, erken Viktorya dönemi koşullarında yaşamaya mahkum eden Çin Komünist Partisi’ni övüyor olması. KPM’nin 18. kongre önergesi şunları söylüyor: "Çin’in ulaştığı hızlı ekonomik büyüme ve her alanda sağladığı ilerleme, bu ülkenin uluslararası arenada büyük bir güç haline gelmesini sağladı. (...) Çin hükümeti ve Komünist Parti, Çin’in hızlı büyümesinin ve küresel kapitalist sistemle ilişkilerinin bir sonucu olan işsizlik, bölgesel eşitsizlik ve rüşvetin yaygınlaşması sorunlarına çözüm bulmaya çalışıyor."

Daha az önemli olmakla birlikte, bu durumu açığa vuran bir üçüncü gösterge KPM’nin Sri Lanka’daki Janatha Vimukthi Peramuna’nın (JVP) önderlerini kongreye kardeş delegeler olarak davet etmiş olması. Sri Lanka’daki Birleşmiş Halkların Özgürlük İttifakı koalisyon hükümetinin ortaklarından biri olan JVP, cafcaflı popülist cümleler kullanan ve Mao’ya ve Kastro’ya övgüler düzen, fakat aynı zamanda aşırı Tamil karşıtı şovenizmi savunan bir parti.

Mevcut toplumsal düzenin bir payandası

Kendisini açıkça yurtsever olarak adlandıran KPM Hindistan’daki burjuva düzeninin sol kanadını oluşturuyor.

Hindistan burjuvazisinin Hindistan’ı dünya kapitalizmi için düşük ücretli emek gücüyle üretim, büro işlemleri ve araştırma-geliştirme yapan bir ülke haline getirme yönelişinin yarattığı toplumsal kriz KPM’ye iktidar koridorlarında eşi görülmemiş bir etki gücü sağladı.

Bİİ hükümeti geçtiğimiz Mayıs ayında iktidara geldi ve bu konumunu meclisteki, diğerlerinin yanı sıra HKP’nin de içinde yer aldığı, fakat KPM’nin egemen olduğu çok partili bir koalisyon olan Sol Cephenin sağladığı destek sayesinde koruyabiliyor.

Bİİ hükümeti kurulduğu sırada Kongre Partisi Sol Cepheden kabine de görev üstlenmesini istedi. Ancak KPM’nin ısrarıyla Sol Cephe bu öneriyi geri çevirdi. Sol Cephenin neden böyle bir karar aldığına dair öne sürdüğü temel gerekçelerden biri, BJP’nin Bİİ’ye karşı muhalefet üzerinde tekel oluşturabileceğinden korkuyor olmalarıydı. Bu açıklama, KPM önderliğinin daha yeni bir hükümetin doğuşuna yardım ederken, popüler olmayan politikalar izleyecek bir hükümetin kurulduğunu kabul ettiğinin altını çiziyor.

Sonrasında KPM, Kongre Partisi önderliğinin ricalarına yanıt olarak kamuoyuna Bİİ hükümetini beş yıl boyunca iktidarda tutacağını açıkladı ve bir parti yöneticisinin, Lok Sabha’nın, Hindistan parlamentosunun alt meclisinin, sözcülüğü görevine getirilmesini kabul etti.

KPM ve Sol Cephe ayrıca Bİİ seçmenlerinin oluşturduğu ve KPM ile Sol Cephe’nin kaleme alınmasına yardım ettikleri Ortak Asgari Program’ın yürürlüğe konmasına göz kulak olmak için kurulan komite aracılığıyla da hükümete bağlanmış durumda.

Kongre Partisi’nin, Sol Cepheyi hükümete bağlamaya bu kadar hevesli olması sadece parlamento aritmetiğinin yol açtığı bir durum değil. Kongre Partisi, BJP’nin izlediği neo-liberal politikalara karşı yaygın muhalefet dalgasının üzerinde kendisini hiç beklemediği bir biçimde yeniden iktidarda buldu. Parti süratle kendisini KPM’nin başını çektiği Sol Cephe ile bağlantılı hale getirmenin, işçi çıkarmayı ve fabrikaların kapatılmasını sınırlandıran kuralların tırpanlanmasını da içeren, yeni bir neo-liberal reform dalgasına karşı oluşacak yaygın muhalefetin üstesinden gelebilmenin en iyi yolu olacağı sonucuna ulaştı.

Büyük sermayenin bu görüşü paylaştığı, büyük şirketlerin elindeki medyanın BJP’nin yeni hükümeti bölmeye ve istikrarsızlaştırmaya yönelik girişimlerine kayda değer hiçbir destek vermemesi ile kendisini gösterdi.

Ancak -askeri harcamaların yüzde 25 oranında artırılmasını, ekonominin yeni sektörlerinin yabancı yatırıma açılmasını ve her yoksul ve düşük gelirli ailenin en azından bir üyesine 100 günlük ücret karşılığı çalışma olanağı sağlama sözünün içinin boşaltılmasını da içeren- Bİİ hükümetinin yaptıkları, KPM yöneticilerinin hükümete karşı oluşacak yaygın tepkinin kendilerini vurmasından korkmaya başlamalarına yol açtı.

Bİİ, Sol Cepheden gelen baskı nedeniyle, Şubat ayı bütçesinde sosyal harcamalarda az miktarda bir artış yapacağını duyurdu ancak aynı zamanda maliye bakanı da hükümetin bir mali kriz riski yaratmadan verebileceğinin üst sınırına ulaştığını söyledi.

Gerçek şu ki Hindistan büyük toplumsal çalkantıların eşiğine gelmiş durumda. On dört yıldır uygulanmakta olan neo-liberal reformlar sürekli olarak artan ekonomik güvencesizliğe, derinleşen yoksulluğa ve büyüyen toplumsal eşitsizliğe yol açtı. Hindistan’ın kırsal bölgelerinde tarımın on yıllardan bu yana hiç bu kadar kötü durumda olmadığı belirtiliyor. İşsizlik hem kırsal kesimde hem de büyük kentsel merkezlerde yavaş yavaş artıyor.

Diğer yanda burjuvazi BJP’nin başarılı sonuç vermeyen seçim kampanyası sloganının kullanılması gerektiğine inanıyor: "Hindistan parlıyor." Burjuvazi, yabancı sermayenin akmasıyla ve Hindistan’ın sahip olduğu askeri güç sayesinde dünya sahnesinde önemli güçlerden bir haline gelmek üzere olduğuna inanıyor ya da en azından inanmak istiyor.

Ancak burjuvazi arzularını ve amaçlarını -en keskin ifadesini ABD’de çok büyük cari işlemler, dış ticaret ve bütçe açıkları ile bulan - patlayıcı dengesizliklerle ve çelişkilerle dolu bir dünya ekonomisi üzerinde temellendiriyor. Ve dünya sahnesine büyük güçlerin jeo-politik rekabetinin sürekli olarak yoğunlaştığı bir zamanda çıkıyor. Dünya ekonomisinde yaşanacak bir bunalım ya da yabancı yatırımlarda bir düşüş yaşanması, 1997 güneydoğu Asya türünde bir çöküşe yol açabilir.

KPM ve Sol Cephe, işçi sınıfını ve ezilen kitleleri, işte bu koşullar altında Kongre Partisi’nin büyük ortağı olduğu Bİİ koalisyonuna zincirlemeye çalışıyorlar.

Bunu yaparken iki iddiayı öne sürüyorlar. Birincisi, Ortak Asgari Program yoluyla neo-liberal politikalar yavaşlatılabilir ya da durdurulabilir -bu, savunmakta gittikçe daha büyük zorluk çektikleri bir iddia. İkincisi, Hindu egemenliği yanlısı BJP’yi iktidardan uzak tutabilmenin tek yolu Bİİ’yi desteklemek.

BJP kesinlikle çok tehlikeli bir gerici güç. Fakat bu partiye karşı ancak gericiliğin sömürdüğü ve ezilen kitleleri arkasına taktığı toplumsal krize karşı kendi çözümünü geliştirmiş bir işçi sınıfı mücadele verebilir ve yenilgiye uğratabilir.

Hindu milliyetçi sağı on yıllar boyunca Hindistan politikasında marjinal bir güç oldu. Eğer iktidar adayı haline gelebildiyse ve Hindistan burjuvazisi enkaz halindeki bağımsızlık sonrası ulusal projesini işçi sınıfına ve ezilen kitlelere karşı yeni bir saldırıya dönüştürebildiyse, bu Hintli Stalinist partilerin sınıf uzlaşmacı ve milliyetçi politikaları sayesinde olabildi. KPM ve kardeşi Stalinist parti HKP işçi sınıfını, on yıllar boyunca, emperyalizme ve feodal gericiliğe karşı mücadele etmek adına bir o bir öteki burjuva partisinin kuyruğuna taktı ve işçi sınıfını militan sendika mücadeleleri ile sınırlandırdı.

Hindistanda’ki işçilerin, sosyalist kafa yapısına sahip emekçiler ve aydınların yüzyüze oldukları ertelenemez görev, işçi sınıfının uluslararası işçi sınıfıyla birlikte kendisini emperyalizme ve ulusal burjuvaziye karşı mücadele etmeye adamış yeni kitlesel sosyalist partisini inşa etmesidir.

Aynı zamanda bakınız
Makalenin İngilizce orijinali
(7 Nisan 2005)

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır