World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : İşçi mücadeleleri

Yazıcıya hazırla

Türkiye: sendika yönetimi kağıt işçilerinin eylemini sona erdirdi

Muhabirimiz bildiriyor
4 Nisan 2005
İngilizce’den çeviri (10 Mart 2005)

Türkiye’nin kuzeybatısındaki İzmit’te, Türkiye Selüloz ve Kağıt Fabrikaları (SEKA) işçilerinin 51 gün süren fabrika işgali 11 Martta, 700’den fazla işçinin Türk hükümeti tarafından yapılan bir teklifi kabul etmesiyle sona erdi.

Anlaşma gereğince SEKA fabrikası, bu tesiste üretimin devam edip etmeyeceğine karar verecek olan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne devredildi. Belediyenin üretimin devam etmemesi yönünde karar alması durumunda işçiler ücretlerinin diğer belediye işçi ücretlerinin altında yada üstünde olmaması koşuluyla, belediye bünyesinde geçici sözleşmelerle istihdam edilecekler. Belediyede istihdam edilmek istemeyen SEKA işçileri 8 ay süreyle ücret almaya devam edecekler ve ardından işsizlerin arasına karışacaklar.

Fabrika işgali işçilerin ve ailelerinin, hükümetin daha sonra mahkeme tarafından da onaylanacak olan fabrikayı kapatma kararına karşı kendiliğinden patlak veren bir mücadeleydi. Mücadele hem yerel hem de ulusal düzeyde işçilerden yaygın bir destek buldu. SEKA işçileri girişimlerinin bir genel greve yol açabileceği konusunda umutluydular.

Ancak 1 Martta, hükümetin fabrikaya güç kullanarak müdahalede bulunma tehdidini gündeme getirdiği gün, ülkenin en büyük işçi örgütü, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) işgününün bitiminde bir günlük genel-işyerini terk etmeme eylemi yapma kararını aldı.

Söylentilere bakılırsa bu sırada Selüloz-İş Başkanı Ergin Aşlan, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’la kapalı kapılar ardında bir anlaşmaya vardı. Görüşmenin detayları kamuoyuna yansıtılmadı ve kağıt üretimiyle ilgili bir konuda görüşmeleri neden ulaştırma bakanının yürüttüğü bilinmiyor. Yıldırım daha sonra yaptığı bir açıklamada önerinin gerçek mimarının Başbakan Recep Tayip Erdoğan olduğunu söyledi.

Toplantının ardından Aşlan sabah saat 8’de fabrikada anlaşmayı işçilere açıklamak üzere bir genel toplantı düzenledi. İşçilere yeni anlaşma çerçevesinde hükümetle görüşmelerin devam edip etmemesi gerektiği soruldu. Oylamada 581 işçi ‘evet’ ve 63 işçi ‘hayır’ oyu kullandı. Ancak ‘evet’ oyu kullanmış olan işçiler arasında bile belediye bünyesindeki işlerinin geleceği konusunda bir güvensizlik ve iş güvencesi için garanti alma istekleri vardı.

Toplam 4,5 milyar dolar borçla, Kocaeli belediyesi Türkiye’nin en borçlu belediyelerinden. SEKA fabrikasını devralmak belediyeye her ay yaklaşık 1,5 milyon dolara mal olacak.

Varılan yeni anlaşma işçilerin direnişini dağıtmaktan başka bir şey değil. Sendika bürokrasisi işçilerin bu durumun farkında olduklarını gayet iyi biliyor. Anlaşmaya varılmasının ardından işçilerin endişelerini azaltmak amacıyla düzenlenen bir değerlendirme ve "veda" toplantısında Alşan şunları söyledi: "Amacımız bu fabrikada üretimin sürmesini sağlamak. Bu amaçla mücadele etmeye devam edeceğiz." Aşlan yeni anlaşma çerçevesinde bunun nasıl mümkün olabileceği konusunda bir bilgi vermedi.

İşçiler kendilerine verilen boş sözleri duymaktan bıktıklarını belirtiyorlar. Diğer yandan ise ciddi olarak örgütlenmiş bir hareketin bulunmadığı koşullarda bir genel grev örgütlemenin olası olmadığını görüyorlar. Bu, yapılan oylamada işçilerin büyük çoğunluğunun nenden anlaşmanın kabul edilmesi yönünde oy kullandığını açıklıyor.

Bir işçi duygularını şu şekilde özetledi: "Aslında gerçek dost işçi; çalışanın kendisi ama işte çalışanların da bir araya gelmesini engelleyen işte bu sendika ağalığı, artık bunu nasıl değerlendirirseniz değerlendirin bilmiyorum ama… "Hani slogan var ya: ‘İşçiler birlik olsa, dünya yerinden oynar!’ Bu geçekten doğru. İşçilerin bir araya gelmemesi için o kadar çok etken var ki. Sorun bu etkenleri ortadan kaldırmakta. "Yoksa bizim gerçekten siyasilerle, siyasi otoritelerle bunu çözüme ulaştıracağımıza inanmıyorum. Çünkü otorite Amerika’dan geçiyor bugün, Türkiye gerçeklerine göre. Siyasi anlamda otorite IMF’den geçiyor, Avrupa Birliği’nden geçiyor. Bunlar da kamusal alanı yok etmeye çalışıyorlar. Yani bunlar bizim dostumuz değil. "Çözüm, dostluk, insanın kendisinin, işçinin bir araya gelmesinde."

İşgal Türkiye’de düzenin hem sol hem de sağ kanadında heyecana yol açtı. Sağ kanatta önce öfkeye neden oldu ancak bu güçler kendilerini toparladılar ve bir uzlaşma bulmayı becerdiler.

Başbakan Erdoğan’ın kendisi hükümet adına kâr etmeyen fabrikanın açık kalamayacağını ilan etti. Önce işçileri fabrikadan zorla çıkartmaya çalıştı ancak işçilerin "cesedimizi çiğnemeniz lazım" şeklinde sert tepkisiyle karşılaştı.

SEKA işçilerine artarak verilen destek hükümette endişe ve kafa karışıklığının yaşanmasına yol açtı. Daha öncesinde 6 Martta Dünya Kadınlar Günü’nü kutlamak için toplanan göstericilerin polis tarafından dövülmesi rejimi uluslararası planda zor durumda bırakmıştı. Sonuçta hükümet kendini sendika yönetimiyle bir anlaşmaya varmak zorunda hissetti.

Fabrika işgali solda 1980 askeri darbesinden sonra büyük bir düşüş yaşamış olan işçi mücadelelerinin dönüm noktası olarak görüldü. Birçokları SEKA işçilerinin, uzun yıllardır özelleştirme girişimleri konusunda Türk hükümetini yönlendiren büyük sermayenin etkisine karşı bir örnek oluşturacağını düşündü.

Buna karşılık işgali sona erdiren anlaşma SEKA mücadelesini yalıtan sendika bürokrasisinin ihanet dolu rolünü ortaya koymuş oldu.

SEKA işgali hükümetin İzmit’te kurulu, binlerce insanı istihdam eden diğer iki büyük kamu kuruluşunu -petro-kimya sanayinde faaliyet gösteren PETKİM ve petrol rafinerisi TÜPRAŞ - 2005 yılında özelleştirme kararını almasının hemen ardından gerçekleşti. Ülkenin bu sanayi bölgesinde SEKA’yı yakın gelecekte başka işçi mücadelelerinin izlemesi kuvvetle muhtemel. Bununla birlikte işçilerin Türkiye’de işçi sınıfının tamamını birleştirme mücadelesi verecek yeni bir önderliği inşa etmeleri gerektiği gözler önüne serilmiş durumda.

Aynı zamanda bakınız
Makalenin İngilizce orjinali
(10 Mart 2005)
Türkiye: sendika bürokrasisi kağıt işçilerinin fabrika işgalini sabote etmeye çalışıyor
( 3 Mart 2005)
Türkiye: kağıt işçileri fabrikalarını işgal ettiler
( 25 Şubat 2005)

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır