World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2005/dez2005/fra-d12.shtml

Oportünizm kültürü: Lutte Ouvrière (LO)# Devrimci Komünist Liga (LCR) ve İşçi Partisi (PT)

David Walsh
13 Aralık 2005
İngilizce orijinalinden kısmi çeviri (Kasım-Aralık 1995)

Amerika’daki İşçi Ligası’nın [Sosyalist Eşitlik Partisi’nin öncülü] haber dergisi Uluslararası İşçi Bülteni’nin (The International Workers Bulletin)sanat editörü David Walsh, 1995 yılının Aralık ayında Fransa’da yaşanan kitlesel grev dalgasını yerinde izlemek üzere bir uluslararası gazeteciler ekibiyle birlikte Avrupa’ya gitmişti. Bu ekip grev hareketini ve yol açtığı siyasi krizi inceledi ve hem grevcilerle, sendika yetkilileriyle ve çeşitli "sol" örgütlerin temsilcileriyle hem de grevde yer almamış olan halkın çeşitli kesimlerinden insanlarla görüştü. David Walsh’ın bu çalışmaları daha sonra bir araya getirilerek, International Worker Books yayınevi tarafından,"Kasım-Aralık 1995, Dünya Sınıf Mücadelesinde Yeni bir Aşama, Fransız İşçilerin İsyanı"başlığı ile yayınlandı.

Aşağıda, bu broşürde verilen kimi mesajların Türkçe çevirisini bulacaksınız.

Fransa’da geçen yılın [1995’in - ç.n] sonlarında, hükümetin sosyal refah sistemine yaptığı saldırıya cevap olarak kitlesel bir grev hareketi patlak verdi. İşçiler demiryolu trafiğini, Paris ulaşım sistemini, posta hizmetlerini, devlet mülkiyetindeki gaz ve elektrik şirketlerini ve bir çok kamu işletmesini felç ettiler. Grevler halkın geniş kesimlerinin desteğini kazandı. Ama yine de hükümet ayakta kalabildi ve önermiş olduğu önlemlerin temel unsurları değişmeden kaldı. Bu nasıl mümkün olabildi?

Fransa’daki küçük burjuva "sol" örgütlerin oynadıkları rol grev hareketinin yenilgiye uğramasında belirleyici bir rol oynadı. Fransa’da çok sayıda sol grup sosyal demokrat Sosyalist Parti’ye ve Stalinist Komünist Partisi’ne sol bir seçenek oluşturduklarını öne sürüyorlar. Bunlar arasında kendilerini bir şekilde Trotskizmle ilişkilendirenlerin en önemlileri şunlar: İşçi Mücadelesi (Lutte Ouvrière, LO) grubu, Pablocu Birleşik Sekreterya’nın üyesi olan Devrimci Komünist Liga (Ligue Communiste Revolutionnaire, LCR) ve Pierre Lambert’in İşçi Partisi (Parti des Travailleurs, PT).

Siyasi bir bakış açısıyla bu grupların grev hareketine yaptıkları müdahalenin en dikkate değer özelliği Başbakan Juppé hükümetini düşürmek için mücadele etmeyi reddetmeleri oldu. Bu tür bir siyasi mücadelenin verilmesi hükümetin sosyal refah programlarını tırpanlamaya yönelik önerilerine karşı başarılı bir kavga verilebilmesinin önkoşuluydu. Grev hareketi işçi sınıfının kapitalist rejime karşı kendi alternatifini geliştirmesi gerektiğini ortaya koydu: kendini anti-kapitalist ve sosyalist politikalar uygulamaya kararlı bir işçi iktidarı.

Eski işçi önderlikleri - Komünist Partisi, KP’nin önderliğindeki sendika federasyonu (Genel İş Konfederasyonu, CGT) ve diğer sendikalar- böyle bir siyasi harekete açıkça karşı çıktılar. Stalinist ve reformist bürokratlar grev dalgasının sadece bir protesto hareketi olduğunu ve bir siyasi değişim gerçekleştirmeyi hedeflemediğini ısrarla belirttiler. Hükümeti istifaya zorlayacak her türlü girişimi reddettiler. Küçük burjuva gruplar işçi bürokrasilerinin peşine takılarak onların ihanet çizgisini izlediler.

Grevler büyük ölçüde, son 15 yıl boyunca üye sayıları ve etki güçleri keskin bir düşüş göstermiş olan resmi sendikal yapıların dışında patlak verdi. İşçi kitleleri hem CGT’den ve diğer sendika federasyonlarından - Force Ouvrière (FO) ve Confederation Francaise Democratque du Travail (CFDT) - hem de Sosyalist ve Komünist partilerden tiksinti duyuyorlar.

Fransa’da yaşanan olaylar işçi sınıfının önderlik ve perspektif sorununu en keskin biçimde ortaya koydu. Küçük burjuva "sol" gruplar bütün güçlerini bu merkezi sorunun üzerini örtmek için harcadılar. Sendikacılıkla ilgili illüzyonlar yaratmak için müdahalede bulundular, Juppé rejimi üzerinde kitlesel baskı oluşturma perspektifine arka çıktılar ve işçi bürokrasilerinin itibarını güçlendirdiler.

Bütün bu örgütler Stalinistlere ve sosyal demokratlara karşı herhangi bir alternatif olmadığı konusunda ısrar ettiler. "Solda herhangi bir alternatif yok," diye ilan ettiler. Kendi siyasi rollerine gelince, LO, LCR ve PT, kendi sosyalistlik ve devrimcilik iddialarının gerçek içeriğini, yenileyip durdukları şu itirazlarla gözler önüne serdiler: "Bizler işçi sınıfının önderliği değiliz."

Lutte Ouvrière’in kökenleri

Fransız orta sınıf "solu"nun Kasım-Aralık olayları sırasında oynamış olduğu kokuşmuş rol birden bire ortaya çıkmadı. Bu kokuşmuş rol on yıllardır sürmekte olan oportünist faaliyet tarafından hazırlanmıştı. İşçi Mücadelesi grubu bütünüyle sahte bir bayrak dalgalandırıyor. LO kendisini Trotskist olarak adlandırıyor ancak bu örgütün kökleri, Fransız Trotskist hareketi içinde 1938 yılında Dördüncü Enternasyonal’in kurulmasına karşı çıkmış ve ertesi yıl Trotskiy’in önderliğindeki dünya partisinden resmi olarak kopmuş olan bir hizipte yatıyor. 1960’lı yıllara gelindiğinde, LO Dördüncü Enternasyonal’in revizyonizm tarafından yok edildiği görüşünü benimsemişti.

O yıllarda Voix Ouvrière olarak bilinen bu grup 1966 yılında Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin (DEUK) Üçüncü Kongresine gözlemci olarak katıldı. Grubun sözcüsü DE’in "yeniden inşa edilmesi" gerektiğini vazeden merkezci bir görüş öne sürdü. Bu çizgi kongre tarafından reddedildi ve Lutte Ouvrière DEUK’nin siyasi karşıtı olarak kaldı.

LO, sosyalist siyasi talepleri yükseltmeyi, bu tür politikaların devrimci olmayan durumlara uygun olmadığını söyleyerek reddettiği için kendisiyle gurur duyan bir örgüt. Marksizmin merkezci karşıtları için tipik olan bu görüş, işçi bürokrasilerine egemen olan mevcut bürokrasilere uyarlanmak üzere kullanılan bir bahanedir. Gerçekte bu tür örgütler sosyal devrime ilişkin her türlü olasılığı reddederler. Bu durum, Kasım-Aralık aylarında bir ön devrimci durum ortaya çıkınca ve LO işçi sınıfının her türlü bağımsız siyasi hareketinin önünü tıkamak için harekete geçince açıkça ortaya çıkmış oldu.

Grubun seçime sol reformist bir programla katılan devlet başkanı adayı Arlette Laguiller, geçen yıl yapılan devlet başkanlığı seçiminin ilk turunda 1,6 milyon oy - oyların % 5’inden fazlasını - aldı. Bu oyların içinde saklı olan anlam karşısında hiç kimse Lutte Ouvrière’in kendi önderlerinden daha fazla şaşkınlığa düşemez ve korkuya kapılamazdı. Çok sayıda işçinin eski Stalinist ve sosyal demokrat partilere karşı gerçek sosyalist bir alternatif aradıkları gerçeğini cesaretle karşılamanın dışında her şeyi yaparak, aldıkları oyun önemini küçük göstermek için çok büyük çaba gösterdiler.

Seçimden birkaç hafta sonra LO’nun Paris’te düzenlediği yıllık festivalinde, LO, LCR ile, Laguiller’in almış olduğu oyun anlamının tartışıldığı bir toplantı düzenledi. Bu toplantının gülünç bir tarafı vardı. İki örgüt esas olarak hangisinin en zayıf ve en önemsiz örgüt olduğunu tartıştılar. LCR temsilcisi LO’dan seçimde elde ettiği başarının gündeme getirdiği sorumluluğu üstlenmesini istedi. LO’yu temsil eden konuşmacı bunu kabul edemezdi. Durumu abartmayın, biz hâlâ çok küçüğüz, biz bir devrimci parti değiliz. Böyle bir parti olmayı amaçlıyoruz ancak hâlâ "gerçek bir proleter parti" yaratmamız gerekiyor diyerek reddetti.

Marksistler bir partinin sınıf karakterinin, partiye herhangi bir anda bağlı olan işçi sayısı tarafından değil, fakat en başta bu partinin programı tarafından belirlendiğini öne sürerler. Devrimci partinin görevi işçi sınıfının siyasi kavrayışını, nesnel koşullar tarafından gündeme getirilen görevler düzeyine yükseltmektir.

Diğer bütün oportünist örgütler gibi Lutte Ouvrière de bu ilkeli yaklaşımı reddediyor. Devlet başkanlığı seçiminden sonra yazılan İşçi Mücadelesi Nedir başlıklı broşürde LO önderliği şöyle söylüyor: "İşçi Mücadelesi küçük bir parti ve bizler henüz her şehirde, hatta ülkenin kimi en büyük şehirlerinde örgütlü değiliz." "İnşa edilecek olan parti" alt başlığının altında broşür şöyle diyor: "Sömürülenleri gerçekten savunma yeteneğine sahip olan bir partinin her yerde varolması gerekir." Bunun, "on binlerden" oluşan bir parti olması gerekir. Elbette, broşür Lutte Ouvrière’in böyle bir parti olmadığını açıklıyordu: "Bizim yoksun olduğumuz şey bu. Arlette Laguiller’in kampanyasının gördüğü karşılık sayesinde, önümüzdeki aylarda bu tür bir desteği bulmaya çalışacağız. Bunu başarıp başaramayacağımızı bilemiyoruz çünkü şu anda yeterli sayıda üyeye sahip olmaktan çok uzağız...."

Bu yılmışlık ve korkakça çizgi Lutte Ouvrière için Stalinist ve reformist bürokrasilere karşı herhangi bir alternatif oluşturmamanın bir bahanesiydi.

LO’nun oportünizmi esas olarak bu örgütün milliyetçi yönelişiyle bağlantılıdır. LO yola, bir dünya partisi inşa etmenin gerekliliği ile çıkmaz. Broşürleri kapitalizmi bir küresel sistem olarak tahlil etmiyor. Broşür sadece Fransa’yı 1970’ten bu yana etkilemekte olan, "rasgele bir ekonomik sistemin ve rasgele bir kapitalist pazarın neden olduğu", "sürekli bir kriz"den söz ediyor. Bu yolla LO, Kasım-Aralık grev dalgasında etki gücünü hareketi bütünüyle bir Fransız mücadelesi olarak tanımlamak için kullanmış olan Fransız Stalinistleri tarafından yayılan milliyetçi bakış açısına uyarlanmış oluyor. Lutte Ouvrière ve diğer "sol" gruplar, KP ve CGT önderlikleri Fransız işçilerinin Avrupa’nın geri kalanındaki sınıf kardeşleri ile insan onuruna yakışan işler ve sosyal haklar için rekabet ettiği görüşünü desteklerlerken sessiz kaldılar.

LO’nun önderleri resmi sendika aygıtlarının dışında bir işçi sınıfı düşünemezler. Özel sektördeki işçileri "yılmış" görürler. Bu sektörlerde sendikaların zayıflamasından hükümetin saldırılarını sorumlu tutarlar. Grevden sonra şöyle yazdılar: "İşçilerin saflarındaki yılmışlık ve sendikalaşma konusunda yaşanan başarısızlık hükümetin sendika aygıtlarını hedef alan bir mücadele başlatabileceğine inanmasına yol açtı."

Ligue Communiste Révolutionnaire

Fransa’da 1995 yılının Kasım-Aralık aylarında yaşanan işçi sınıfı kalkışmasında bu derece zararlı rol oynamış olan bir başka oportünist radikal örgüt Alan Krivine’in önderliğindeki Ligue Communiste Révolutionnaire’di (LCR - Devrimci Komünist Liga).

Grev dalgası sırasında LCR işçilerin ve öğrencilerin kendiliğinden hareketini yüceltti, Juppé hükümetini defetmek için bir siyasi mücadele gerektiğini inkar etti ve CGT ve FO (İşçi Gücü) sendika bürokrasilerinin yaptıklarını savundu.

LCR, Fransa’da kendisini Trotskizmle ilişkilendiren örgütler içinde 1960’ların radikal öğrenci hareketiyle en yakından özdeşleştirilmiş olanı. LCR, 1968 yılının en hararetli olduğu Mayıs-Haziran aylarında Birleşik Sekreterya’da örgütlenmiş döneklerin uzun yıllardır önderliğini yapmakta olan Ernest Mandel gibi figürlerin rehberliğinde, "öğrenci iktidarı" ve "kızıl üniversite" gibi sloganları benimsedi. Bu teorilere göre işçi sınıfı kapitalist toplumla bütünleşmişti ve onun yerini baş devrimci güç olarak öğrenci protestocular ve diğer küçük burjuva katmanlar almıştı.

LCR’nin şu anda içinde bulunduğun durum 1968 kuşağının kaderiyle çok yakından bağlantılı. Mayıs-Haziran aylarında barikatlarda dövüşmüş olanlar şimdi ak saçlı insanlar. Aradan geçen 28 yıl boyunca, dünün taş atıcıları çeşitli burjuva kurumlarının köklü bir parçası haline gelmiş durumdalar.

Bugün radikaller ve eski radikaller son derece muhafazakar bir toplumsal katman oluşturuyorlar. Uzun yıllar boyunca kendi anladıkları şekliyle sosyalizm için mücadeleyi Stalinist ya da sosyal demokrat bürokrasilerin şu ya da bu kesimiyle bağdaştırdılar. Bu güçler için Sovyetler Birliği’nin çökmesi ve sendikaların ve reformist işçi partilerinin çürümesi sosyalizm perspektifi üzerine devasa bir soru işareti yerleştirdi. Bunlar kendilerini geçmişte hayal kırıklığına uğratmış olan ve gelecekte kendi toplumsal çıkarlarının önünü kesme tehlikesi oluşturan işçi sınıfı yönelişine sahte bir bağlılık göstermeye gittikçe daha az ihtiyaç duyuyorlar.

Kasım-Aralık olaylarında herhangi bir radikal grubun oynamış olduğu rolü tahlil etmekte kilit nokta, o örgütün siyasi sorumluluklarını üstlenmekten kaçındığı mekanizmayı keşfetmekten geçiyor. Lutte Ouvrière grubunun açık oportünistlerinden siyasi olarak çok daha çevik olan LCR önderleri, görünüşte "sol" olan ama incelendiğinde kimseyi - özellikle de kendilerini - herhangi bir şey yapmaya yükümlü kılmadıkları görülen sloganlar geliştirmek konusunda uzmandırlar. Örneğin LCR kendisini genel grev sloganıyla ilişkilendirdi. Ancak hangi bakış açısıyla?

Trotskiy’in açıkladığı gibi genel grev, "en devrimci mücadele yöntemlerinden biridir.... Silahlı ayaklanma dışında hiçbir şey genel grevden daha üst düzeyde yer alamaz." Buna rağmen LCR Fransa’da koşulların herhangi türden ciddi bir siyasi değişim için olgunlaşmış olduğunu kesin olarak reddetti. Dört ay önce Krivine’in gazetesi Rouge(Kızıl), Fransa’da sanayi işçilerinin büyük çoğunlukla neo-faşist Ulusal Cepheye oy veren gerici bir grup olduğunu ileri sürdü.

LCR işçi sınıfının işverenlerle ve devletle tam boy bir mücadeleye girmesi gerektiğini ancak hükümetin değişmesi için kavga vermemesi gerektiğini önerdi. En nihayetinde Komünist ve Sosyalist partilerin ihanetleri nedeniyle "solda herhangi bir alternatif bulunmadığı"nı öne sürdü.

Pierre Lambert’in "İşçi Partisi"

Pierre Lambert’in The Parti des Travailleurs [PT - İşçi Partisi] bir dipnotu hak ediyor.

Lambert 1953 yılında Michel Pablo’nun likidasyonist düşüncelerini reddeden ve Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin (DEUK) kurulmasına yardımcı olan Fransız Trotskistlerinin çoğunluğunun bir üyesiydi. Ne var ki 1960’ların sonlarında Lambert’in grubu ciddi bir yozlaşma yaşadı. Grup 1971 yılında DEUK’den koptu ve işçi bürokrasilerine doğru yönelen bir rota çizdi.

İşçi Partisi Lambert’in güçleri ile kimi hoşnutsuz Sosyalist ve Komünist parti sendika görevlilerinin birleşmeleriyle ortaya çıktı. Bu parti esas olarak sendikalar içinde bir eğilim olarak faaliyet gösteriyor. Partinin gazetesi Information Ouvrières(İşçi Haberleri) bizim katıldığımız hiçbir kitlesel gösteride açıkça satılmadı.

Paris’te kaldığımız sürede PT tarafından düzenlenen tek etkinlik 9 Aralıkta bir grup burjuva cumhuriyetçi ile birlikte düzenlenen, kilise ile devletin birbirinden ayrılmasını isteyen bir gösteri düzenlemek oldu.

PT’nin siyasi perspektifi son derece gerici. Fransız halkının karşısında duran ana görevin bir kurucu meclis oluşturmak ve daha demokratik bir burjuva cumhuriyeti yaratmak olduğunu öne sürüyor.

Force Ouvrière (FO) sendikası genel sekreteri Marc Blondel ile yakın ilişkileri olan PT, bu sendikada belirgin bir rol oynuyor. Bu nedenle sağcı basın PT’nin "Trotskistleri"ne karşı bir cadı avı başlatmıştı. PT buna bir bildiri yayınlayarak yanıt verdi: "İşçi Partisi Trotskist bir parti değildir. Saflarında, Dördüncü Enternasyonal’in Trotskist akımı da dahil olmak üzere, çeşitli siyasi eğilimleri barındırmaktadır."

İşçi Partisi güneşin altında yerini arayan açıkça merkezci olan bir parti. Görünüşe bakılırsa bir yer bulacak gibi. 21 Aralıkta Başbakan Alain Juppé’nin düzenlediği "sosyal zirve"de diğer sendika bürokratları ve büyük sermayenin temsilcileriyle sessizce yerini almış olan FO’nun Örgütlenme Sekreteri Claude Jenet önde gelen bir Lambertisttir.



Telif Hakkı 1998-2005, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır