World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2005/feb2005/tsun-f23.shtml

SEP’in Sri Lanka’da düzenlediği toplantı tsunami felaketinin toplumsal kökenlerini açıklıyor

Muhabirimiz bildiriyor
23 Şubat 2005
İngilizce’den çeviri (7 Şubat 2005)

1 Şubatta Kolombo halk kütüphanesi toplantı salonunda düzenlenen "Asya’daki Tsunami Felaketi: Nedenleri ve Sonuçları" başlıklı halka açık toplantıya 100’den fazla izleyici katıldı. Toplantı, DSWS ve Sri Lanka Sosyalist Eşitlik Partisi (SEP) tarafından yapılan tahlile yönelik önemli bir ilgiyi yansıtıyordu.

İzleyiciler arasında farklı topluluklardan gelen, hem Singalalı, hem Tamil hem de Müslüman, işçiler, öğrenciler, gençler, aydınlar ve ev kadınları yer alıyordu. Kimi izleyiciler Kolombo’ya Kuzey Batı Bölgesindeki Çilav ve Güney Bölgesindeki Ambalangoda da dahil olmak üzere farklı yerlerden gelmişlerdi.

Toplantı için yürütülen SEP kampanyası Kolombo’nun varoşu Jayawadanagama ve Sri Lanka’nın büyük boyutlu serbest ticaret bölgesi Katunayake gibi önemli sanayi bölgelerini kapsıyordu. Bu bölgelerde birçok insan ABD’li deniz askerlerinin "yardım çalışmaları" için Sri Lanka’da olmasıyla ilgili kuşkularını ifade etti.

Toplantı Güney Asya’da ölen on binlerce insanın anısına bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Toplantıyı yöneten SEP siyasi komite üyesi Vilani Peiris, SEP’in, dünya üzerinde felaketin nedenlerini ve sonuçlarını işçi sınıfının bakış açısıyla tahlil eden tek örgüt olan Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin (DEUK) Sri Lanka seksiyonu olduğunu açıkladı.

Peiris DSWS’de yayınlanan, tsunamiye verilen tepkiyi ele alan birçok makaleye ve DEUK tarafından düzenlenen bir dizi halka açık toplantıya işaret etti. "Bizler bu toplantıları tsunami felaketinin ardında yatan tarihsel ve siyasi konuları tartışmak ve yoksulluğa, toplumsal eşitsizliğe ve savaşa karşı sosyalist alternatifi geliştirmek üzere düzenledik."

Peiris yayınlanmış olan son haberlere gönderme yaparak felaketin yol açtığı insan kaybını ana hatları ile anlattı. "Eğer gerçek ölü sayısını hesaplamak istiyorsak, kayıp insan sayısını resmi rakamların üzerine eklememiz gerekir. Bütün Asya’da gerçek ölü sayısının 300.000’i geçeceğine şüphe yok." Bölgedeki bütün hükümetlerin ölümler konusunda dürüst ve isabetli tahmini rakamları vermekteki acizlikleri bile tek başına resmi mercilerdeki kayıtsızlığın derecesini ortaya koyuyor.

SEP merkez komitesi üyesi Nanda Wickremasinghe ABD’li yetkililerin tutumlarını teşhir etti. Honolulu’daki Pasifik Tsunami Uyarı Merkezi, ABD Dış İşleri Bakanlığı’nı dalgalar Sri Lanka ve Hindistan’ın kıyılarını vurmadan bir buçuk saat önce, 26 Aralık günü Greenwich saatine göre sabah 2.04’te Hindistan Okyanusu’nda olası bir tsunami konusunda bilgilendirdi. Ancak Dış İşleri Bakanlığı sadece ABD’nin askeri bir üsse sahip olduğu Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia adasını uyardı.

Wickremasinghe aynı zamanda şu anda varolan büyük teknolojik olanaklara rağmen bir tsunami uyarı sistemi geliştiremeyen bölge hükümetlerini de suçladı. "Bu müflis ulusal burjuva rejimleri ulusal savunmadan söz ettikleri zaman, devlet aygıtının ve servetin savunulmasından söz ediyorlar, yoksul kitlelerin savunulmasından değil."

DSWS Uluslararası Yazı Kurulu ve SEP merkez komitesi üyesi olan K. Ratnayake felakete resmi makamların ve halkın verdiği tepkileri kıyasladı. Ratnayake dünyanın dört bir yanından milyonlarca insanın duygudaşlık içinde davrandığını ve tsunamiden etkilenen ülkelere büyük boyutta yardım sağladıklarını belirtti.

Tsunamiye verilen bu tepki, 15 ve 16 Şubat 2003 tarihlerinde yapılan uluslararası gösterilerde ortaya konan, Irak savaşına karşı küresel muhalefeti hatırlattı. "Irak’ın ABD tarafından işgal edilmesinin hemen öncesinde, milyonlarca insan buna karşı olduğunu ifade etmek üzere sokaklara çıktı. Bunun altında emekçilerin uluslararası birliğine yönelik eğilimlerin yattığını görüyoruz."

Ratnayake daha sonra şöyle açıkladı: "Sri Lanka’da egemen seçkin, emekçileri bölmek için on yıllar boyunca, 20 yıl süren bir iç savaşa yol açan Tamil karşıtı bölgeciliği kullandı. Ancak felaketten sonra binlerce insanın, etnik fark ve din farkı gözetmeksizin, hayatta kalanları kurtarmaya ve onlara yardım sağlamaya çalıştığını gördük.

"Hepinizin kafasında şu soru yatıyor olabilir: Milyarlarca insanın yaşadığı Hint Okyanusu bölgesinde neden bir tsunami erken uyarı sistemi yoktu? Bu ülkelerde görev başında olan bütün hükümetler, muhalefet partileri ve medya -yani bütün siyasi düzen- bu sorunun üzerini örttü.Los Angeles Times’a göre bütün okyanuslarda bir uyarı sistemini kurmanın maliyeti sadece 150 milyon ABD doları.

"Ancak Sri Lanka hükümetinin ve diğer hükümetlerin bu tür koruyucu araçlar kurmakla ilgilendikleri yok. Bu arada Sri Lanka hükümeti iç savaş için her yıl 520 milyon dolar savaş harcaması yapıyor. Hindistan hükümeti savunma harcamalarına 15 milyar dolar tahsis ediyor. Yönettikleri milyonlarca insanın güvenliği ve sosyal koşulları ile ilgili hiçbir endişe taşımıyorlar."

Ratnayake mülteci kamplarındaki koşulları özetlerken iki ayrı dünyanın mevcut olduğunu söyledi. Tsunamiden 37 gün sonra bile hâlâ DSWS muhabirlerinin kurtulanları ziyaret ettiği kamplar içinde hiçbir devlet yardımı almamış olanları vardı. Ancak hükümet büyük şehirler ve altyapı inşa etmekle ve diğer türden tesisleri sağlamakla övünüp duruyor.

"Bütün toplumsal, siyasi ve ekonomik sorunlar şiddetlendi. İster Sri Lanka söz konusu olsun, ister Endonezya, durum aynı -yaşam standartlarına saldırı ve savaş tacirliği yeniden ortaya çıktı. Bu ülkede Birleşmiş Halkların Özgürlük İttifakı (BHÖİ) hükümetinin ve egemen seçkinin, ekonomik ve siyasi krize yönelik bir çözümü yok."

Ratnayke şu soruyu sordu: "Sri Lanka’da tsunamiden etkilenenler kimler? Sri Lankalıların yüzde yirmi beşi sahil bölgelerinde yaşıyor. Bunlar balıkçılar, küçük çiftçiler, topraksızlar ve geçici işlerde çalışan insanlar. Altı milyondan fazla insan çoğu kıyıda olan "yarı-sabit evlerde" -kulübelerde ve barınaklarda- yaşıyor. Sri Lanka’da nüfusun en zengin yüzde 10’luk kesimi ulusal gelirin yüzde 39’unu alırken en alttaki yüzde 10’luk kesim sadece yüzde 1,1’lik bir pay alabiliyor. Kıyıda yaşayanların çoğu ikinci grupta yer alıyorlar."

Önde gelen kapitalist ülkelerin oynadıkları role geri dönen Ratnayake, Sri Lanka gibi ülkelerin dünyanın finansal merkezlerine yaptıkları devasa borç geri ödemeleri ile ilgili rakamlar verdi. Aynı zamanda varolan önemli ticari engelleri de açıkladı.Wall Street Journal’da yer alan bir habere göre ABD’ye ihraç edilen Sri Lanka malları için her yıl 249 milyon ABD doları gümrük ödeniyor -bu ABD’den yapılan ithalata uygulanan yerel gümrüğün 12 katından daha fazla.

Ratnayake ABD’nin bölgeye yaptığı müdahalenin asıl amaçlarının gerçekte insani yardım sağlamakla bir ilişkisi olmadığını söyledi. "Yardım paketini açıkladıktan hemen sonra ABD bölgeye Vietnam savaşından bu yana en büyük askeri gücü gönderdi. 13.000 deniz askeri ve 20 savaş gemisi gönderildi."

Bu tepki, Irak savaşında olduğu gibi, ABD’nin kötüleşen ekonomik durumuna askeri olarak çözüm bulma girişiminin bir ürünü. Washington zengin kaynakları ve emek gücü zengini ülkeleri boyunduruk altına alarak dünya üzerinde hegemonya kurmaya çalışıyor. Yeni bir dünya savaşını önleyebilmek ve varolan teknolojiyi doğal felaketlerin sonuçlarını asgariye indirmek üzere seferber edebilmek için uluslararası işçi sınıfının kendisine küresel bir sosyalist perspektifi temel alması gerekiyor.

Toplantı güçlü bir karşılık gördü. Katılımcılar toplantıyı sonuna kadar izlediler ve daha sonra toplantı başkanının çağrısının ardından SEP fonuna 2.500 rupi bağışta bulundular. Toplantıdan sonra insanlar yayınların satıldığı masanın etrafında toplandılar ve SEP üyeleri ile tartışmalar yaptılar.

Bir okul kantininde işçi olarak çalışan Srinath şöyle dedi: "Yapılan konuşmaların önemli bir bölümü büyük güçlerin felakete yönelik tepkilerini anlattı. Toplantıdan önce Sri Lanka hükümetinin Amerika’dan çok büyük tutarda bir yardım paketi aldığını düşünüyordum. Bütün medya bu tür bir tablo çizdi. Şimdi Amerikan hükümetinin bu işe kendi çıkarları için giriştiğini biliyorum. Tıpkı 11 Eylül olayını kendi küresel stratejileri için kullandıkları gibi, 26 Aralık felaketini kendi çıkarları için kullanıyorlar. Toplantı çok öğreticiydi."

İnşaatlarda boyacılık yapan Kamalairi şu yorumu yaptı: "Bütün medya, politikacılar ve bir çok uzman bize felaketin sonuçlarının kaçınılmaz olduğunu söyledi. Ancak sizin konuşmacılarınız durumun böyle olmadığını açıkladı. Bunu gerçek verilere ve rakamlara dayanarak, ilgi çekici bir biçimde yaptılar.

"Teknolojik gelişmeleri insanlığın yararına olacak şekilde harekete geçirebilmek için bu kârı temel alan sistemi yıkmamız gerekir. Benim bu toplantıdan asıl olarak özümsediğim bu oldu. Ben JVP (Janatha Vimukthi Peramuna-BHÖİ hükümetinde ikinci en büyük parti) üyesiydim ancak onların iddia ettikleri gibi Marksist bir parti olmadıklarını fark ettim. Geçen yıl boyunca makalelerinizi okudum ve Kolombo’da düzenlediğiniz her toplantıya katıldım. Sizin düşünceleriniz beni başka bir insan haline getirdi."

İzleyicilerin çoğu bir SEP toplantısına ilk kez katılıyorlardı. Bir hastane işçisi olan Piyadasa şöyle dedi: "Tsunami felaketine yönelik gerçek bir tahlil ve bu tür trajedileri önlemek için bilimsel bir program arıyordum. Egemenler tarafından desteklenen ‘ulusal birlik’ ve ‘ülkeyi yeniden inşa etme’ programlarına inanmıyorum. Bu nedenle buraya yeni bir yol bulmaya geldim."



Telif Hakkı 1998-2005, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır