World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Sri Lanka

Yazıcıya hazırla

Sri Lanka’nın doğusunda tsunamiden kurtulanlar DSWS’ye konuştular

M. Aravindan ve Sarath Kumara
31 Ocak 2005

DSWS ekibi 29 Aralık - 1 Ocak tarihleri arasında Sri Lanka’nın güney kasabası Ampara’da, tsunamiden kurtulanlarla konuştu. 26 Aralık trajedisi, bu bölgede en azından 25.000 insanın ölümüne ve 166.000 insanın evsiz kalmasına yol açtı. Diğer bir 80.000 kişi ise şu anda mülteci kamplarında yaşıyorlar.

Ziyaret ettiğimiz her kampta benzer hikayeler anlatıldı: hükümetin ilgisizliği, bürokratik savsaklama, dehşet verici yaşam koşulları ve özellikle sıhhi tesisat ile ilgili olarak yaşanan büyük sorunlar. Aynı zamanda farklı etnik ve dini topluluklar arasındaki dayanışma duygusu eşi görülmemiş bir düzeydeydi. Tamil ve Müslüman tsunami kurbanları arasında, sıradan Singalalılar tarafından sağlanan destek ve yardım karşısında yaygın bir şükran duygusu hakimdi. Tsunami trajedisine verilen tepki, Singala ve Tamil emekçiler arasında, egemen seçkinler tarafından ülkede uzun yıllar boyunca sürüp giden iç savaş sırasında bilinçli olarak beslenen ayrılıkları azalttı.

Ampara’da, Sadhdhatissa Vidyalaya’daki mülteci kampına 29 Aralık günü sabah saat tam 9:30’da vardık. Kampta, Kalmunai, Pandiriuppu, Karaitivu, Nindavur ve Pariya Nilavanai gibi köylerden gelmiş 1.300’den fazla insan vardı. Bölgedeki örgütlerden gelen gönüllü gençler kahvaltı hazırlıyorlardı. 250 mülteci evlerinden geriye ne kaldığını görmek için köylerine girmek üzere otobüslere biniyorlardı.

Sıhhi tesisat sorunu göze hemen çarpıyordu. Kampta sadece iki tuvalet vardı ve her ikisi de kötü durumdaydı. Bu her kampta görülen genel bir sorun. Kimi yerlerde çukurlar kazılmış ancak sağanak yağmurlar sırasında bunlar suyla dolmuş. Mülteciler, yetkililerin şikayetlerini dikkate almadıklarını söylediler. Mültecilere yiyecek ve giyecek dağıtılmış olmasına karşın, uyku tulumları ve yatak takımlarının sayısı yetersizdi. Çok sayıda insanın okulların küçük sınıflarına tıkışmak zorunda kaldıkları bir ortamda barınma da bir başka sorun.

Gün boyunca tsunami kurbanlarıyla konuştuk. 18 yaşındaki bir Hindu din öğretmeni, Karaitivu’dan G. Punithawathi, yakınlarındaki Singalalı ve Müslüman topluluklarının kendilerine sağladıkları yardımı minnettarlıkla anlattı. "Ateşkes nedeniyle onlardan destek gördük. Savaş devam ediyor olsaydı, durum çok daha kötü olacaktı. Bu kampta, Singalalılar bize giyecek, yiyecek, su, sivrisinek kovucular ve daha başka şeyler getirdiler" dedi.

Punithawathi felaketten önce Matharai kasabasında Sarvodaya (bir sosyal çalışma örgütü) için çalışmış. "Orada bir hafta kaldım ve çok sayıda Singalalı ile konuşabildim. Tamil Eelam Kurtuluş Kaplanları (LTTE) üyelerinin birer şeytan olduğu ve bütün Tamillerin LTTE’ye üye olduğu şeklinde yanlış inanışlar vardı. Konuşarak birbirimizi daha iyi anlamış olduk."

Punithawathi tsunamiden sonra ailesinin ve köyünün karşı karşıya kaldığı zorlukları ana hatlarıyla anlattı. "Babam Eğitim Bakanlığı’ndan emekli ve ayda sadece 5.000 rupi [yaklaşık 50 ABD doları] emeklilik maaşı alıyor. Ben sadece gönüllü bir öğretmenim ve ücret almıyorum. 28 Aralıkta babam ve ben evimizi görmeye gittik. Yıkılmıştı. Yanı başında hâlâ ölü insanlar yatıyordu.

"Oraya gitmekten ve orada yaşamaktan korkuyorum ve hükümetin bizi destekleyeceğini düşünmüyorum. 10.000 ya da 15.000 rupi verebilirler. Bununla ne yapabilirsiniz ki? Geçen seçimde Tamil Ulusal İttifakı’nı (TUİ) destekledik. Ben oy kullanamadım ancak annem ve babam onlara oy verdiler. Ancak onlar bizi ziyaret bile etmediler. Bu felaketten önce de sellerden etkileniyorduk. O zaman da bize resmi yardım sağlamak için tek bir hükümet görevlisi gelmemişti."

Tsunamiden önce meydana gelen seller yıkımlara yol açtı, 2.000 evi tahrip etti ve 16.000 aileyi göçe zorladı. Kalmunai’li bir inşaat işçisi olan V. Maheswaran sellerden etkilenlerden biri: "Tsunami geldiği zaman biz denize yakın bir yerde, bir akrabamın evinde kalıyorduk, çünkü seller bizi evimizi terk etmeye zorlamıştı. Ekimle Aralık arasında benim evimi üç kez sel bastı. Siz gelip, halimizi soran ilk insanlarsınız. Seller nedeniyle zor durumda kaldığımızda bize yardım amacıyla para verilmedi. Düzgün bir işim yok. Günlük ücretim sadece 300 rupi ve bazı günler hiç iş bulamadığım oluyor."

Kampta kalan genç bir kız şu açıklamayı yaptı: "Her şey tsunami tarafından yerle bir edildi. Bir grup gönüllü beni Ampara’ya götürmek üzere bir kamyona koydular. Korktum, çünkü orası bir Singala kasabasıydı. Ailem yanımda değildi. Düşmanlık dolu bir ortamda beni kimi koruyacağını düşünüyordum. Korkmuştum. Bütün Singalaların kötü olduğunu düşünürdüm fakat yanılıyormuşum.

"Ampara’ya gelince Singalalılar hakkındaki bütün düşüncelerim değişti. Onlar bize yardım ettiler. Bize yiyecek ve giyecek verdiler. Hatta karşısılığında hiçbir şey almadan bizim için yemekler pişirdiler. Yol boyunca Müslüman bölgelerinden geçmek zorunda kaldık. Daha önceleri onların da Tamillere karşı olduklarını düşünürdüm ancak şimdi anladım ki öyle değilmiş. Bu insanlar tsunamiden etkilenmiş olmalarına karşın bize yardım ettiler. Onlara teşekkür ediyorum."

Bir kamu kuruluşu olan Merkez Ulaştırma Kurulu’nda mekanik olarak çalışan Sivakumar, tsunamide ailesini yitiren binlerce insandan biriydi: "Kalmunai ardiyesinde çalışıyorum. Dört çocuğum vardı. Şimdi üç çocuğum ve karım öldü. Karım bir bacak sorunu nedeniyle yürürken güçlük çekiyordu ve bir oto-trişav (üç tekerlekli küçük bir araç) kullanıyordu. Su onu alıp götürdü. Evim bütünüyle yıkıldı. Sadece en büyük kızım kurtuldu. Komşuların yardımıyla kaçabildi."

Sivakumar hükümet yetkililerini suçladı: "Hiçbir erken uyarı yapılmadı. Üst düzey yetkililer ve meteoroloji görevlileri bu felaketin yaşanmasına izin verdiler. Eğer çabucak harekete geçmiş olsalardı çok daha fazla sayıda insanın yaşamı kurtarılabilirdi."

Sri Lanka’nın doğusundaki birçok bölge gibi Kalmunai de Tamil ve Müslüman bölgelerine bölünmüş durumda. Tsunaminin ardından her iki toplumdan insanlar bir araya geldiler. Sivakumar şöyle açıkladı: "Normal olarak Tamiller Tamil politikacılara ve Müslüman insanlar da Müslüman politikacılara oy verirdi. Ancak hiçbir politikacı buraya bizi ziyaret etmeye gelmedi. Sadece Singalalılar, Tamil ve Müslüman insanlarla birlikte çalışmak üzere geldiler ve hepimiz birbirimize yardım ettik."

Müslüman bölgeler

DSWS ekibi aynı zamanda ağırlıklı olarak Müslümanların yaşadığı, geçen yıl yakındaki Tamillerle gerginliklerin patlak verdiği bölge olan Samanthurai’deki bir mülteci kampını da ziyaret ettiler. Kamp her iki topluluktan evlerini terk etmek zorunda kalmış aileleri barındırıyor ve tsunami baskınından bu yana bu ailelere yiyecek ve barınak sağlıyordu. Geçmişte Tamil ve Müslüman politikacılar destek sağlamak için şovenizmi kullanmışlardı ancak yaşanan trajedi ırksal ve dini farklılıkları yatay olarak kesmişti.

Marathamunai’deki ana yardım merkezinde çalışan bir gönüllü olan Abdul Halam bize şunları anlattı: "Tsunamiden nispeten az etkilenmiş olan köylere gelmeleri ve bize yardım etmeleri çağrısı yaptık. Çok sayıda genç geldi. 28 Aralıkta 2.000 civarında gönüllümüz vardı ve bugün 1.000 fazla gönüllümüz var. Gönüllüler her işi yapıyorlar: cesetleri bulmak, temizlik, mültecilere yardım etmek ve bunun gibi işler. Ana yol kapalı olduğundan buraya gelebilmek için başka yollar kullanmaları gerekti. Ama geldiler. Tamil bölgelerinde kimi mülteci kamplarının daha az yardım aldıklarını öğrendik. Dolayısıyla bugün kimi yardım malzemelerimizi onlara gönderdik."

Bölgedeki insanların çoğu balıkçı, gündelikçi işçi ve tarım işçisi. Aylık ortalama gelir sadece 5.000 rupi düzeyinde. Dokuz mülteci kampı kurulmuş. Su dışarıdan sağlanıyor çünkü kuyuların üçte ikisine hatalık bulaşmış.

Marathamunai yakınlarındaki tsunami tarafından yerle bir edilmiş olan Akbar kasabasında, hayatta kalanlarla konuştuk. Köyde ve civarında yaşayan 6.000 insandan en az 2.500’ü ölmüş. Kurtulanlardan birinin verdiği bilgiye göre geniş bir aileden 43 kişi yaşamını kaybetmiş. Tsunamiden kurtulmuş olanların bazıları hâlâ şoktaydı ve konuşabilecek durumda değillerdi.

Alma Merkez Üniversitesinde öğrenci olan Mohamad Samir şöyle anlattı: "Ailem kurtuldu ancak bütün mal varlığımızı yitirdik. Tsunami meydana geldiği sırada ben evdeydim. Hiçbir uyarı yapılmadı. Koşarak okulun en üst katına çıktım. Koşabilenler kaçtılar. Kadınların, yaşlıların, küçük çocukların ve düşen insanların hepsi öldü. İki gün yiyeceksiz kaldık. Dün, 28 Aralıkta ilk kez yeterli miktarda yiyeceğe kavuştuk.

"Hükümet yardım etmedi. Siyasi partiler yardım etmedi. Bize sıradan insanlar yardım etti. Bütün kitaplarım mahvoldu. Bu trajediden sonra eğitimime devam edebileceğimi sanmıyorum. Okul hasar gördü. İngilizce öğretmenimiz öldü. Ahamad Sarvudeen Okulumuz yıkıldı."

Rajarata Üniversitesi’nden 1999’da mezun olmuş olan Mohammad Ahasan bize şunları söyledi: "Üniversite eğitimimi tamamladıktan sonra bir iş bulamadım. Bedeli devlet tarafından karşılanan üniversite mezunlarına yönelik bir eğitim programına katılıyordum. Yaşamımı sürdürebilmem için bana 6.000 rupi veriliyordu. Bundan önce kimi küçük işler yapmıştım.

"Benim babam emekli öğretmen. Burada kalmaya korkuyoruz. Burayı terk etmeyi düşünüyoruz ama nereye gideceğimizi bilmiyoruz. Akrabalarımızın ve arkadaşlarımızın yardımları ile hayatta kalabiliyoruz. Bize daha ne kadar süreyle yardım edebilirler? Eski yaşam düzenimize dönebilmemiz 25 yılı alacak. Cesetlerin bulunması ve gömülmesi çalışmalarına katıldım. Şu anda ellerimde isilikler ve yaralar oluşmuş durumda."

29 yaşındaki Katar Nufiaz tsunamide her şeyi yitirmiş. "Katar’da üç yıl süreyle şoför olarak çalıştım. Biriktirdiklerimle bir kuyumcu dükkanı kurdum ancak dükkan yerle bir oldu. Dükkan evimin ön bölümünde yer alıyordu ve ev eşyalarımın tamamı da yok oldu. Yeniden yurtdışına gitmeyi düşünüyorum. Burada kalmak istemiyorum."

50 yaşındaki güvenlik görevlisi Mohammed Ali de evini kaybetmiş. "Eşim ve ben 10 yıl boyunca Suudi Arabistan’da çalıştık ve bu evi orada kazandığımız paralarla yaptık. Şimdi hepsi gitti. Yıkılmış evin içinde üç ceset bulduk. Dışarıda 15 ceset vardı. 23 akrabamı yitirdim.

"Ben nasıl bir başka ev yapabilirim ki? Her şeye yeniden başlamak için çok yaşlıyım. Akrabalarımla yaşıyorum. İki kız kardeşim de evlerini yitirdiler ve burada yaşamaya devam etmekten korkuyorlar. Kolombo’da çalışıyorum ve yeniden işe gitmek zorundayım ancak karımı ve ailemi burada bırakamam. Yalnız kalmaya korkuyorlar."

Mültecilerin birçoğu siyasi düzene öfke duyuyordu. Abdul Hakim Akbar kasabasında kıyıya yakın bir yerde yaşayan 36 yaşında bir öğretmen. Evini inşa etmek altı yılını almış. Şimdi her şeyini kaybetmiş ve 16 akrabası ölmüş. "Hükümetten yardım bekliyoruz ancak şu anda verilmiş hiçbir söz yok" dedi.

Tsunamiden kurtulan bir başkası şunları söyledi: "[Muhalefetteki] Birleşik Ulusal Parti ve Sri Lanka Müslüman Kongresi (SLMC) hiçbir şey yapmadı. Rauf Hakem ve Farial Aşraff [SLMC yöneticileri] bizleri ziyaret ettiler ancak yardım geleceğine dair söz vermediler. Buradaki her aile etkilenmiş durumda. Çocuklarımızın çoğu öldü. Ekonomik faaliyetler çöktü. Hükümetin yaşamımızı sürdürebilmemiz için bize yardım etmesini istiyoruz."

Kallaru

31 Aralıkta Batticaloa’da yer alan, pek çok kamu çalışanının yaşadığı Periya Kallaru bölgesine gittik. Kamuda çalışmayanlar geçimlerini marangozluk, duvarcılık, balıkçılık ve düzensiz işlerle sağlıyorlar. Tsunami, bölgeye giden yolun her iki istikametine de büyük zarar vermiş. Hayatta kalanlar bir tarafta deniz diğer tarafta ise kıyı gölü [lagün] arasında sıkışıp kalmışlar. Bölgeye dört gün boyunca hiçbir yardım ulaşmamış ve insanlar açlıktan kıvranmışlar. Bölge hastanesi dalgalar tarafından tamamen yerle bir edilmiş.

Kendimizi DSWS muhabirleri olarak tanıtmamızın ardından insanlar etrafımızda toplandılar. Yaşlı erkekler ve kadınlar, öğrenciler ve işsiz gençler -toplam sayıları 20 kadardı- kendi sorunları ve deneyimleri ile ilgili konuşmak istediler.

Genç bir ev kadını olan Sumathi şunları anlattı: "Evim denizin yakınlarındaydı. Dalgaların geldiğini gördüm. Diğer evlere koştum ve onları uyardım, böylelikle onlar da kaçabildiler. İnsanların çoğu gündelikçi işçi ve harap olan evlerin çoğu da onlara ait."

Ailesinin çektiği sıkıntıları şu şekilde anlattı: "Evimiz tamamen yıkıldı. Ev eşyalarımızdan geriye hiçbir şey kalmadı. Bir duvarcı günde 500 rupi alırken bir işçi ancak 300 rupi kazanabiliyor. Balıkçılar ise bazen avdan elleri boş dönerler. Üniversiteye giriş sınavını kazandım ancak bir iş bulamadım. Kocamın sürekli bir işi yok. O da sadece bir gündelikçi işçi. Normalde günde 200 rupi kazanır ancak düzenli olarak iş bulamıyor.

"Singalalılar bize çok yardım ettiler. Bugünden itibaren gelen yardımı dağıtmak üzere bir komite kuruldu. Gelen bütün yardım malzemeleri bir yerde toplanacak ve dağıtılacak. Her aileye bir numara verildi. Komite numarayı anons ediyor ve yardım malzemelerini veriyor."

Batticaloa’da şoförlük yapan Sundaralingam şunları anlattı: "LTTE ve Özel Görev Gücü (polis komandoları) yardım etti ancak sıradan Singalalı insanlar sadece bize yardım edebilmek için uzaklardan kalkıp geldiler. Bunu hiçbir zaman unutmayacağız. Ulaştırma sorunları nedeniyle bize ilk iki, üç gün yiyecek ulaşmadı. Açlık çekiyorduk."

Kallaru Merkez Lisesi’nde öğrenci olan 12 yaşındaki Lakshan şöyle dedi: "Benim okuduğum okul da yıkıldı. Singalalılar geldiler ve bize yardım ettiler. Onlara teşekkür ediyoruz. Bizler etnik, dini ve dil farkına dayalı ayrımlar istemiyoruz. Savaşı istemiyoruz. Ayrı bir devlet [Tamil devleti] istemiyoruz. Singalalılarla birlikte yaşamak istiyoruz. Yolun onarılmasından sonra yardım getiren ilk insanlar Singalalılar oldu."

Sundaralingam tsunaminin LTTE ile Sri Lanka devleti arasındaki kavgayı en sonunda bitireceğine dair umutlu olduğunu ifade etti. "Savaş sırasında korku içinde yaşadık. [2001 yılındaki] Ateşkesten bu yana daha iyi koşullarda yaşıyorduk. Bu şimdi barış için bir fırsat. Tanrı felaket aracılığıyla herkesi birleştirdi."

Tsunamiden kurtulan bir başkası şöyle dedi: "Herkes birleşti ve birlikte çalıştı. Singalalılar bize olanları görünce ağladılar. Bundan böyle aramızda daha fazla etnik, kast ya da din ayrımı olmamalı. Aynı şekilde devlet de insanlar arasında ayrım yapmamalı."

[Kandy’de] Peradeniya Üniversite’sinde güzel sanatlar son sınıf öğrencisi olan Thusarsini insanların isteklerini şu şekilde sıraladı: "Öncelikle hükümet yolu onarmalı. Hastanemiz hasar gördü. Gerekirse diğer hatanelere gideriz. Bunu bir yol olmadan nasıl yapabiliriz? Tsunami olduğu sırada kampusteydim ve dün döndüm. Hiç otobüs yoktu, o nedenle yürümek zorunda kaldım. Çok şey kaybettik. Savaş istemiyoruz. Eğer savaş yeniden patlak verirse işimiz biter. Hepimiz birleşmeliyiz. Singalalılar bize yardım ediyorlar."

Sundaralingam şunları ekledi: "Hükümet yolu derhal onarmalı. Bu yapılacak ilk iş olmalı. İnsanlar evlerini denize yakın yerlerde yeniden inşa etmeye korkuyorlar, bu nedenle hükümet sahilden uzakta uygun yerler göstermeli. Yardım almadan evlerimizi yeniden inşa etmemiz yıllar alacaktır, onun için hükümet bize yeni evler inşa etme konusunda yardım etmeli."

Kolombo’ya dönmeden önce, 1 Ocak’ta tsunamiden kurtulan Bandaranayke Okulundaki gençlerle de konuştuk. Başka yerlerdeki Tamil mülteciler gibi onlar da Singalalı işçiler ve köylüler tarafından sağlanan yardımla ilgili şükranlarını ve hürmetlerini ifade ettiler. Genç bir bayan öğrenci Siyani şöyle dedi: "Bu felaketten çok şey öğrendik. Hükümet hiçbir şey yapmadı. Bize sadece Singalalılar destek verdi."

Bir başka genç, Piravy de aynı görüşü paylaşıyordu: "Singalalılar, Müslümanlar ve Tamiller bir araya gelmeliler. LTTE de insanlara yardım ediyor ancak biz ayrı bir Tamil Eelam devleti istemiyoruz." Genç bir kız ekledi: "Bir Tamil Eelam istemiyoruz. Singalalılarla ve Müslümanlarla bir arada yaşamamız gerekir."

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı
(3 Ocak 2005)
Makalenin İngilizce orijinali
(8 Ocak 2005)

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır