World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : İşçi mücadeleleri

Yazıcıya hazırla

Türkiye: sendika bürokrasisi kağıt işçilerinin fabrika işgalini sabote etmeye çalışıyor

Muhabirimiz bildiriyor
19 Mart 2005
İngilizce’den çeviri (10 Mart 2005)

4 Martta Türkiye’de çeşitli şehirlerde farklı sektörlerden on binlerce işçi, 20 Ocaktan bu yana Türkiye’nin kuzeybatısındaki İzmit’teki fabrikalarını işgal eden SEKA kağıt işçileri ile dayanışmalarını ve desteklerini göstermek üzere işyerlerini terk etmeme eylemi yaptılar. SEKA işçileri direnişlerini, AKP (Adalet ve Kalkınma Partisi) hükümetinin fabrikayı kapatma ve yerel yönetime devretme planına karşı durmak amacıyla başlatmışlardı.

Eylem çağrısı üye sendikaların başkanlarından oluşan Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (Türk-İş) Başkanlar Kurulu tarafından yapıldı. Başkanlar Kurulu 1 Martta yaptığı toplantının ardından bir bildiri yayınladı ve şöyle dedi: "Türk-İş, 4 Mart Cuma günü, SEKA işçileri ile olan dayanışmasını göstermek için iş yerini terk etmeme eylemi düzenleyecek. Başkanlar Kurulu hükümeti İzmit SEKA fabrikasını kapatma kararını değiştirmeye ve bu işyerinde üretimin devam etmesine izin vermeye çağırmaktadır."

Türk-İş bürokrasisi bu adımı, SEKA işçilerinin direnişi ve diğer işçilerin, özellikle de kısa bir süre içinde özelleştirilecek olan kamu kuruluşları listesinde yer alan işletmelerde çalışan işçilerin artan baskısı karşısında atmak zorunda kaldı.

Bu koşullar altında Türk-İş bürokrasisi hükümete ve onun Uluslararası Para Fonu (İMF) tarafından desteklenen neo-liberal, "serbest-piyasacı" programına ciddi bir biçimde meydan okumaktan kaçınabilmek için elinden geleni ardına koymadı. Eylem önerisini kendi üyesi sendikalara üye olan işçileri işyerlerinde bir gece kalmakla sınırlandırdı.

Türk-İş bürokrasisi aynı zamanda SEKA işçilerini savunmak için, 13 ya da 14 Martta İzmit’te bir miting düzenlemenin dışında, herhangi bir ciddi eylem planı yapmadı ve hükümete yönelik eleştirisini içi boş bir retorikle sınırlı tuttu. Türkiye’de "derin devlet" olarak bilinen aşırı sağcı çevrelerle yakın ilişkisi olan Türk-İş Başkanı Salih Kılıç hükümete, 4 Mart eyleminin bir uyarı olduğunu belirterek, kararını yeniden gözden geçirme çağrısı yaptı. Kılıç her zaman olduğu gibi şovenist bir dil kullanarak şöyle dedi: "Türkiye özelleştirme politikasıyla hiçbir şey üretemeyen zayıf bir ülke haline getiriliyor. Yabancı ürünlere bağımlı bir ülke haline gelmeye zorlanıyoruz."

Sendikalarının yöneticileri tarafından devrimci bir perspektiften yoksun bırakılmış olmalarına karşın SEKA işçileri bürokrasinin manevralarına karşı içgüdüsel olarak eleştirel bir biçimde ve kuşkuyla bakıyorlar. Sendika.org adlı web sitesi tarafından yapılan bir görüşmede bir SEKA işçisi şunları söylüyor: "Yani bize aslansınız kaplansınız diyorlar ama öte tarafta da şu var. Bunun da gerekleri vardır. Nedir bunlar? Alırsın eylemi, dayanışmayı yükseltirsin genel grevse genel grev, kapanmaysa kapanma bir eylemlilik takvimi içerisinde bir şey olur. Hem bunu yapmayacaksın, hem bize "Sen Türkiye’nin bekçisisin." diyeceksin. Böyle bir şey de olmaz yani.

"Taşıyabileceğimiz yük belli. Yani zaten bugün 42. gün. Yani 42 gündür evime gitmedim. Yani şaka değil bu iş. Dolayısıyla, onu söyle ama onun da gereklilikleri de vardır. Onu da yap. Yapmıyorsan söyleme."

Türkiye’nin en büyük şehri ve sanayi merkezi olan İstanbul’a komşu ve ülkenin bir başka önemli sanayi bölgesini oluşturan İzmit, 1999 depreminde büyük hasar gördü ve şehir hâlâ bu yıkımın üzerine eklenen, 2001 yılında yaşanan büyük boyutlu ekonomik krizin yarattığı istihdam sorunlarının altından kalkma çabası içinde.

Uygulanmakta olan İMF destekli ekonomik "toparlanma" planı kamu sektöründe kemer sıkma politikalarının uygulanmasına dayanıyor. AKP hükümeti tarafından büyük bir sadakatle uygulanan bu programa göre hazinenin en önemli gelir kalemlerinden birini SEKA gibi kuruluşların kapatılmasını da içeren büyük çaplı bir özelleştirme operasyonu oluşturuyor. SEKA’ya ek olarak İzmit’te kurulu olan ve on binlerce işçinin çalıştığı iki büyük kamu kuruluşunun da 2005 yılında özelleştirilmesi planlanıyor: bu kuruluşlar petro-kimya sektöründe faaliyet gösteren PETKİM ve petrol rafinerisi TÜPRAŞ.

18 Şubatta güvenlik güçleri, panzerlerin eşliğinde işgali güç kullanarak sona erdirmek için fabrikayı kuşattılar. İşçilerin çok kararlı olduklarını ve işgali kırmak için kullanılması gereken şiddetin kötü görüntüler oluşmasına yol açacağını fark eden AKP hükümeti polise şimdilik müdahalede bulunmama talimatı verdi. Ancak bu durumun değişebileceğine dair ciddi belirtiler söz konusu. 4 Martta Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan bir habere göre hükümet SEKA işçilerine karşı yeniden polis gücünü kullanma hazırlıkları yapıyor. Habere göre AKP başkanı ve Başbakan Recep Tayip Erdoğan yakın çevresine SEKA eyleminden yakınarak şunları söylemiş: "Buna daha fazla izin veremeyiz. Yargı bu konuda kararını verdi ve ilgili taraflar kapatma kararını yerine getirecekler."

Aynı zamanda bakınız
Makalenin İngilizce orjinali
(10 Mart 2005)
Türkiye: kağıt işçileri fabrikalarını işgal ettiler
( 25 Şubat 2005)

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır