World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2007/jan2007/vw-j25.shtml

Brüksel’deki Volkswagen işçileri DSWS’ye konuştular: sendikaların oynadıkları rol "utanç verici"

Muhabirlerimiz bildiriyor
25 Ocak 2007
İngilizce’den çeviri (6 Ocak 2007 )

Grevci otomobil işçileri Belçika’da, Brüksel’deki Forest Volkswagen fabrikasının kapısında yirmi dört saat süreyle grev nöbeti tutmaya devam ediyorlar. İş konseyi, Noel tatili sırasında birkaç kez fabrikanın abluka altında tutulmasına son vermeye ve işçileri evlerine göndermeye çalıştı -ancak bunda başarılı olamadı.

Grevci işçiler arasında, görece yüksek düzeylerdeki işten çıkarma tazminatlarıyla ilgili olarak pek çok tartışma yaşanıyordu. Önerilen anlaşmayı, işgücünün geleceğini bütünüyle belirsizlik içinde bıraktığı için reddeden iki VW işçisi, Philip ve Christian’la konuşurken bu konu gündeme geldi. İşçilere esas olarak bir "açık çek" için lehte oy kullanmaları söylenmişti.

Philip: "Benim düşünceme göre burada muazzam miktarda hileyle yönlendirme yapılıyor; her şey kötü senaryolu bir filme benziyor. Nisanda ve Mayısın başlarında [Belçika’da yapılacak olan bir sonraki genel seçimin öncesinde] televizyonda bizlerin bir zafer kazandığımızı iddia edecek olan politikacıları ve sendika yöneticilerini göreceğiz.

"Sendikalar, her şeyden önce, zaten başka bir işi olan ve her halükarda ayrılmak isteyen işçiler için planlanmış olan işten çıkarma tazminatları üzerinde yoğunlaştılar. Şu anda, bu büyük tutardaki paralar nedeniyle, şirketin geleceğiyle ilgili kuşkuları olan bütün insanlardan gelen bir başvuru akını var; bunlar parayı alıp gitmeyi tercih ediyorlar. Bu, insanları hile ile yönlendirmek için kullanılan büyük bir ayartma. Başka bir işleri olmadığından kesinlikle emin olduğum 1900’den fazla işçi bu ek ödemeyi almak istiyor.

"Sendikalar görevlerini yerine getirmiyorlar -ne burada Belçika’da, ne de Almanya’da. Bu ek ödemeyi herhangi bir karışıklık çıkmasına mani olmak, tabandaki üyeleri sessiz tutmak için yapıyorlar. Patronların talepleri dayatılıyor -ancak bu bir zararın oluşmasını önleyecek bir şekilde yapılıyor. Sendikaların böyle bir rol üstlenmeleri gerçekten utanç verici. Sendikalar ve şirket yönetimi -hepsi kendi üzerlerine düşen rolü oynuyorlar."

Christian: "Birçok insan daha şimdiden bırakıp gitti, özellikle daha yaşlı olan, deneyimli işçiler. Eğer 50 yaşın üzerindekilerden kurtulurlarsa, o zaman bu fabrikada sahip olduğumuz deneyim birikiminden geriye ne kalır ki?"

Bu iki işçi, görüşmelerin durumu konusunda kırıntılar halinde bilgi aldıkları için özellikle hayal kırıklığı içindeydiler ve her ikisi de bütün görüşmelerin kamuoyuna açık olmasını talep ettiler.

Philip: "İş konseyi şirket yönetimiyle görüştüğünde bunu kamuoyuna açık olarak yapmalarını öneriyorum."

Christian: "Meclisteki siyasi tartışmalarda olduğu gibi: bir şey söyleyemeyecek olsan bile, en azından konuşulanları dinleyebilirsin. Bu derece büyük bir şirkette görüşmeler kamuya açık bir yerde yapılmalı. Biz bu insanları, bizim adımıza konuşsunlar diye seçtik, çünkü herkes aynı anda konuşamaz. Ancak onların yürüttükleri görüşmeleri doğrudan izleyebilmemiz mümkün olmalı.

"Sorun şu ki, her toplantı sonrasında delegelere nelerin tartışıldığını soruyoruz ve onlar hep şunu söylüyorlar: evet, size bir rapor gönderilecek. Ancak bunun ardından bizler nelerin tartışılmış olduğunu öğrenene kadar günler ve haftalar geçiyor. Bazen toplantı tutanakları oluyor, ancak o zaman bir kopya şirket yönetimine, bir diğer kopya iş konseyine veriliyor ve bir tane de basına gönderiliyor -peki ya biz? Bu çılgınlık, ancak bizler her zaman için en son bilgilendirilen taraf oluyoruz."

Alain Desment da Cuma günü "Hayır" oyu kullanmaya karar vermiş. Alain muhabirlerimize şunları söyledi: "1985’te toplam işgücü 8.400’dü, şimdi -burada üstün kalitede, çoğu durumda Wolfsburg’dakilerden [Almanya’da VW’nin üretim merkezi] daha iyi otomobiller üretiyor olmamıza rağmen- 2.000’ne indirilecek. Onlar şimdi yalnızca insanlardan kurtulmak ve bozulmamış bir fabrikayı daha az, fakat kalifiye personelle elinde tutmak için yatırım yapıyorlar. Birçok işçi tazminatları alıyor çünkü her halükarda hastalık ya da diğer nedenlerden dolayı daha fazla kalamayacaklarını biliyorlar."

Alain, VW’de 19 yıldır çalışıyor ve son 5 yıldır araç panellerini ve diğer teçhizatı kontrol ediyor. İşini seviyor ve iyi kalitede iş çıkarmayı kendi sorumluluğu olarak görüyor. "İnsanlar bu arabaların her birine en az 15.000 Avro [19.500 $] harcıyorlar, bu nedenle her vidanın doğru bir biçimde takılması önem taşıyor."

Mario Mailis çok az sayıda işçinin anlaşmayı reddedeceğinden endişe duyuyor. Mario, "Anlaşmayı reddedebilmek için üçte ikilik bir çoğunluğa ihtiyacımız var. Aksi halde anlaşma reddedilmiş sayılmayacak," dedi. Mario, Volkswagen’de 37 yıldır çalışıyor ve bize şunları anlattı:

"Alman sendikası IG Metall bizim üzerimizde baskı kurmak için iki yıl önce Brüksel’e geldi. Almanya’daki işçiler için çeşitli kötü koşulları kabul ettiklerini ve bizlerin de Belçika’da benzer şeyleri kabul etmemiz gerekeceğini söylediler. O zamanlar IG Metall bu tür şartları kabul ederse bizim de kabul etmemiz gerekeceğini düşünmüştük. O zaman sendika bürokratlarının şirket yönetimi tarafından satın alınmış olduğunu bilmiyorduk."

Fabrikanın kapısındaki Volkswagen işçileri arasında, Forest’daki üretim düşüşünden VW işçilerinin kendilerinden bile daha fazla etkilenecek olan bağlı şirketlerde çalışan çok sayıda işçi vardı. Oto parçası üreten şirketlerde ve diğer şirketlerde çalışan işçiler için herhangi bir tazminat ödemesi söz konusu değil.

Otomobil koltukları üreten Johnson Controls 580 kişilik işgücünden 230 işçinin işten çıkarılacağını açıkladı. Belçika çalışma ve ekonomi bakanı Benoît Cerexhe’nin (CDH-Hümanist Demokratik Merkez, Belçika Hıristiyan Demokrat Partisi) yaptığı hesaplara göre Belçika’da Golf modelinin üretimiyle ilişkili olan 35 tedarikçi şirkette çalışan 2300 işçi işini kaybedebilir.

Kilauli Najim, 17 yıldır Volkswagen fabrikasında endüstriyel temizlik işlerini yapan Danimarkalı temizlik şirketi ISS’de çalışıyor. Kiluali, şirketten bir grup arkadaşıyla birlikte Volkswagen çalışanlarıyla olan dayanışmasını ifade etmek için fabrikanın kapılarında bekleyen grev gözcülerine katılmış. Bize şunları söyledi: "Bizler burada tazminat almak için değil, işlerimiz için oturuyoruz. Benim çalıştığım yerde tesisleri kapatıyorlar. Bundan yüze yakın sayıda insan etkilendi ve yalnızca 20 çalışanı tutacaklar.

"Bizler orada sağlığa inanılmaz derecede zararlı maddelerle çalışıyoruz. Bizim sağlığımız onların umurunda değil. Bu nedenle, bu duruma artık daha fazla dayanamayan birçokları daha şimdiden terk edip gittiler. Başlangıçta bize Volkswagen’de bir işe yerleştirme sözü bile verdiler, ancak artık onlara inanmıyorum."

Jessica da, VW’nin Forest fabrikasında Golf ve Polo modellerine kapı monte eden bir oto parça şirketi olan Arvin Meritor tarafından istihdam ediliyor. Jessica daha şimdiden işten çıkarıldığını anlattı: "Bizim çalışanlarımız Volkswagen’le aynı zamanda greve gitti, çünkü bizim şirketimiz zaten 30 tam zamanlı işçi ile birlikte yarı-zamanlı işçileri ve geçici sözleşme ile çalışanları işten çıkarmıştı. Geriye kalan 33 çalışandan sadece 14 tanesi işini koruyabilecek. Buna ‘kolektif kitlesel işten çıkarma’ diyorlar. Bana gelince, Volkswagen’de çalışmayı memnuniyetle kabul ederim, ancak şu anda bana ne olacağı konusunda hiçbir fikrim yok."

Stalinist örgüt PTB (Parti du Travail de Belgique - Belçika İşçi Partisi) grevcilere, işleri savunmaya yönelik her türlü girişimi reddettiği bir açık mektup dağıttı. Örgüt yalnızca işgücünün 2.200 kişiye indirilmesinin VW için daha pahalıya mal olmasını talep ediyor.

PTB, Belçika devletine, şirketin 3.000’den fazla işçiyi işten çıkarmakta ısrar etmesi durumunda son 20 yılda VW’ye tanınmış olan bir milyar avroya yakın vergi istisnasının ve sübvansiyonun geri istenmesi çağrısı yapıyor.

PTB bunun ardından diğer VW modellerinin Brüksel’e transfer edilmesi olasılığını gündeme getiriyor. Örgüt, Golf modelinin Brüksel’de tutulması çağrısı yapmak yerine, şu anda esas olarak İspanya’da, Pamplona’daki VW fabrikasında üretilmekte olan Polo gibi diğer modellerin üretiminin Brüksel’de toplanması çağrısı yapıyor.

PTB bu tür bir önerinin bir işgücünü diğerine karşı oynamaya yol açacağının farkında. Bunu haklı gösterebilmek için, Alman IG Metall sendikasının yöneticisi Bernd Osterloh’un, Golf modelinin üretiminin Almanya’daki fabrikalara kaydırılmasını haklı göstermek için kullanmış olduğu dille özdeş bir dil kullanıyor. PTB’nin çağrısında şöyle deniliyor: "Eğer biri Forest’da azami sayıda işi güvence altına almak için daha fazla otomobil [üretilmesini] savunursa, bu kaçınılmaz bir biçimde diğer bölgelerde çalışma koşullarının kötüye gitmesine yol açmaz."

Aynı açık mektup daha sonra IG Metall için bir mazeret sunuyor: "[Almanya’daki VW fabrikasında] çalışma saatlerinin kısa bir süre önce 33.6 saate çıkarılmış olması, zaman zaman grev gözcüsü hattında söylendiği gibi, IG Metall’in bir ihaneti olarak açıklanamaz. Alman işçiler de, tıpkı bizim gibi aynı kapitalistlerin saldırıları karşısında kendi koşullarını iyileştirmeye çalışıyorlar -bunda kimi zaman daha fazla, kimi zaman daha az başarılı oluyorlar."



Telif Hakkı 1998-2007, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır