World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2007/jun2007/fren-j13.shtml

Fransız "aşırı solu" cumhurbaşkanlığı seçiminden hiçbir şey öğrenmiyor

David Walsh
13 Haziran 2007
İngilizce’den çeviri (8 Mayıs 2007)

Fransa’daki sözde "aşırı sol"un bileşenlerinden Ligue communiste révolutionnaire(LCR-Devrimci Komünist Liga) ve Lutte Ouvrière(İşçi Mücadelesi) tarafından yapılan ilk açıklamalar, bu örgütlerin cumhurbaşkanlığı seçimlerinden ne bir şey anladıklarını, ne de öğrendiklerini gösteriyor.

Pazar günü UMP’nin (Union pour un Mouvement Populaire —Halkçı Hareket Birliği) sağcı adayı Nicholas Sarkozy, Sosyalist Parti’nin adayı Ségolène Royal’i yüzde 53’e karşı yüzde 47 ile yenilgiye uğrattı. Seçime katılım oranı yüzde 85’le rekor düzeye ulaştı.

Hem LCR hem de Lutte Ouvrière cumhurbaşkanı seçiminin ikinci turunda Royal’e desteklediler. 22 Nisan günü, Sarkozy’yi (yüzde 31’le) ve Royal’i (yüzde 26’yla) ikinci tura taşıyan sonuçlar açıklanır açıklanmaz, kendi partilerinin cumhurbaşkanı adayı olan LCR’den Olivier Besancenot veLutte Ouvrière’den Arlette Laguiller, Sosyalist Parti’nin adayını desteklediklerini ilan ettiler.

22 Nisan’da oyların yüzde 4,1’ini (1.5 milyon oy) almış olan Besancenot, yapılacak olan ikinci turun "anti-Sarkozy bir referandum görünümü" taşıdığını iddia etti. Cumhurbaşkanlığı seçimine altıncı ve son kez katılan Laguiller, 2002’de yüzde 5,7 olan oy oranının bu kez yüzde 1,3’e (yaklaşık olarak yarım milyon oy) düştüğünü gördü. Laguiller, ilk turun yapıldığı günün akşamüstü işçileri Royal’e oy vermeye çağırarak, bunu "herhangi bir rezerv öne sürmeden" ve Sosyalist Parti adayının ve ekibinin "iktidara gelmeleri durumunda neler yapacakları" konusunda "herhangi bir yanılsamaya kapılmadan" yaptığını açıkladı.

Ne Besancenot ne de Laguiller, Royal’in ikinci turda hangi program ve politikalarla yarışacağını görmek için bekledi. İkisi de Royal’in programının, Sarkozy’ninkinden esas olarak nerede ayrıldığını gösteremedi. Royal, şovenizmi ve ulusal marşı kucakladığı, ulusal kimliğin kendi kimliği olduğunu söylediği, Fransız Sosyalist Partisi’nin tarihindeki en sağcı seçim kampanyasını yürüttü. Seçim kampanyasını otoritenin, "disiplinin", kanun ve düzenin, güvenliğin ve yurtseverliğin alanından çıkarmak için kayda değer bir çaba göstermedi; gençliğe, işsizlere ve göçmenlere hiçbir şey sunmadı.

Royal, işçi haklarının ortadan kaldırılması ve yaşam standartlarının aşağıya çekilmesi anlamına gelen, Fransa’yı ve Avrupa’yı "rekabetçi" hale getirmenin gerekliliği konusunda eşit ölçüde hevesliydi. Royal, "Avrupa’nın, Amerika Birleşik Devletleri’nin ve yükselen ülkelerin örneğini izleyen bir sanayi politikası için mücadele etmek zorunda olduğu"nu öne sürdü. Suçlu gençlerle ilgilenen kurumlara ordunun da katılmasını savundu ve gençlerin, orduda da yapılabilecek olan altı aylık bir sivil hizmetle yükümlü kılınması konusunda Sarkozy ile hem fikir oldu. Royal, sosyal yardımlar sorununda Reagan-Thatcher gibi sağcı politikacıları taklit ederek "her yeni hakka belirli görevler eşlik eder" dedi.

Son yıllarda uygulamaya konmuş ve bir çoğu Sarkozy tarafından desteklenmiş olan çok sayıdaki terörle mücadele yasasına ve anti-demokratik önlemlere ne saldırdı ne de bunların kaldırılmasını önerdi. İki adayın programları arasında genel olarak önemsiz farklılıklar vardı.

İşçi sınıfı, programı Fransız egemen seçkinine seslenen ve onun çıkarlarını savunan böyle bir adaya neden destek versin ki? Fransız Sosyalist Partisi’nin adından başka "sosyalist" bir tarafı yok, ne de programında "sol" olan herhangi bir unsur var. Bu parti, geçtiğimiz yirmi beş yıl boyunca Fransa’nın devlet işlerinin ellerine güvenle teslim edildiği, ülkenin önde gelen burjuva partilerinden biridir.

LCR’den Besancenot, Sarkozy’nin Pazar akşamı elde ettiği zaferi kendi partisinin politikalarının daha da sağa kaymasını sağlamak için bir fırsat olarak kullandı. Tıpkı Royal’in kendi yenilgisinin "merkez"e, François Bayrou’nun UDF’sine (Union pour la Démocratie Française - Fransız Demokrasisi için Birlik) ve diğer burjuva partilere doğru yeni adımlar atmayı gerektirdiğini ilan etmesi gibi, Besancenot da "Sarkozy’nin ultra-liberal ve ultra-kanun ve düzen programı karşısında, bütün sosyal ve demokrat güçlerin oluşturacağı bir birleşik cephenin gerekli tepkiyi örgütlemeye derhal hazır olmaları" gerektiğini ileri sürdü.

Besancenot bununla, açıkça söylememiş olmasına karşın Komünist Parti'nin Stalinistleri, Yeşiller ve Sosyalist Parti’nin muhalif kesimleri ile "birliği" savunuyor. Bu tam da Fransız işçi sınıfını bugün içinde bulunduğu kötü duruma getiren, çürümüş Stalinist ve sosyal demokrat bürokrasilerin kuyruğuna takılma politikasının, sanki bugüne kadar olanların hiçbiri yaşanmamış gibi sürdürülmesidir.

Besancenot, Sarkozy ile "seçim sandığında olduğu gibi sokakta da" savaşmakla ilgili LCR demagojisini sürdürdü.

Lutte Ouvrière’den Laguiller 22 Nisan’da yayımladığı bildiride Royal’in Sarkozy kadar "sermayenin kampına", "spekülatörlerin, sömürücülerin kampına" ve aynı türden diğerlerinin kampına ait olduğunu kabul etti. Ne Royal, ne de Sarkozy, "büyük burjuvaziyi kayırmanın dışında hiçbir şey yapmayacaklardı." O zaman bir insan neden bu kişilerden birine oy vermeliydi ki?

Laguiller, Pazar günü seçim sonuçlarının açıklanmasından sonra, "Ségolène Royal’in programının" işçi sınıfının temel sorunlarında değişiklik yapmak için "hiçbir şey yapmayacağını" teslim etti ve "bir oy pusulasının bir kağıt parçasından başka bir şey olmadığını" ekledi. Bu sözleri, bu ‘kağıt parçalarından’ yüz binlercesini, hatta milyonlarcasını toplamış olan birinin söylüyor olması oldukça sinik bir tutum. Laguiller yaşanacak olan "mücadelelerden" söz ettiğinde, bu siyasi içerikten bütünüyle yoksun oluyor.

Laguiller, birinci turun ardından Royal’i "emek dünyasının çoğunluğunu oluşturduğundan şüphe duyulamayacak kesiminin arzularıyla," yani Sosyalist Parti’nin işçi sınıfından seçmenlerle, dayanışma içinde olmak için desteklediğini öne sürdü.

Oysa, besbelli ki Laguiller’den farklı olarak, çok az sayıda işçi Royal’le Sarkozy arasında önemli bir fark gördü. Mavi yakalı işçilerin yaklaşık olarak yüzde 46’sı ve genel olarak dar gelirli insanların yüzde 44’ü oylarını Sarkozy’e verdiler. Bu dramatik bir sağa kayış mıydı? Hayır. Fransız halkı iki sağcı adayla, büyük sermayenin yaşam standartlarına, işçi haklarına, demokratik haklara ve sosyal programlara karşı savaş açmaya kararlı iki temsilcisiyle karşı karşıya kaldı.

İşçi sınıfını, gerçek bir sosyalist partiye duyulan ihtiyacı açıklayarak, seçimin ikinci turunu boykot etmeye çağırmak "aşırı sol" için kesinlikle yerinde bir tutum olurdu. Bunun yerine Laguiller ve Besancenot bütün güçleriyle Fransız düzeninin bir kanadına destek verdiler.

Bu yeni bir şey değil. 2002 yılında Jacques Chirac ve neo-faşist Jean Marie Le Pen’in cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunu birinci ve ikinci olarak tamamlamalarının ardından Fransız solunun büyük çoğunluğu ikinci turda Chirac’ı destekledi. Sosyalist Parti, Komünist Parti, Yeşiller ve LCR açıkça Fransız burjuvazisinin rüşvetçi ve daha önce defalarca denenmiş olan temsilcisi Chirac’a oy verilmesini savundular. Laguiller ve Lutte Ouvrière çekimser kaldı ve siyasi olarak bir köşeye kaçtı ve saklandı.

Lutte Ouvrière, LCR ve Parti des travailleurs(Pierre Lambert’in eski OCI’sı) [İşçi Partisi] 2002 seçimlerinin ilk turunda toplam olarak yaklaşık 3 milyon oy almışlardı. Bu partilere gerçek toplumsal değişim için oy verdiğine inanan taraftarları daha sonra, ikinci turda Chirac yanlısı harekete kanalize edildiler. Bu kez bir çoğu bunun mantıki uzantısı doğrultusunda hareket ederek, ilk turda "ehven-i şer"e oy verdiler.

Fransa’da "aşırı sol" 2007’de büyük ölçüde hak ettiğini buldu. Kendisini ciddiye almayan örgütler, uzun vadede halk tarafından da ciddiye alınmazlar. LO, LCR ve PT’ye verilen toplam oy sayısı neredeyse üçte bir oranında (2,97 milyondan 2,11 milyona) geriledi ve aldıkları oyların oranı yaklaşık olarak yarı yarıya (yüzde 10,44’ten yüzde 5,7’^ye) düştü.



Telif Hakkı 1998-2007, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır