World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2009/mai2009/pari-m19.shtml

Paris’te yapılan toplantı Sri Lanka’daki savaşı sona erdirmek için sosyalist bir program öne sürdü

Antoine Lerougetel
19 Mayıs 2009
İngilizce’den çeviri (18 Mart 2009)

Paris’te, 15 Mart Pazar günü, Dünya Sosyalist Web Sitesi ve Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi (DEUK) tarafından bir toplantı düzenlendi. Bu etkinlik, Sri Lanka ordusunun adanın Tamil nüfusun yaşadığı doğu ve kuzey bölgelerinden çekilmesini talep etmek için, DSWS ve DEUK tarafından, dünya çapında yürütülmekte olan bir kampanyanın parçasıydı. Toplantı, 25 yıldır sürmekte olan ve 70.000’den fazla insanın yaşamını kaybetmesine neden olan iç savaşa karşı, sosyalist ve enternasyonalist bir çözüm ortaya koydu.

DEUK sekreteri Peter Schwarz Paris’te düzenlenen toplantıda konuşurken

Toplantı için yürütülen, DSWS taraftarlarının web sitesinden alınmış binlerce broşür ve bildiri dağıttıkları kampanya, Paris’te yaşayan büyük sayıdaki Tamil topluluğunun geniş kesimlerine ulaştı. Toplantıdan önce Tamilce yayın yapan internet radyo istasyonu Tamillo, Sri Lanka’daki Sosyalist Eşitlik Partisi’nin (SEP) önde gelen bir üyesi olan Myilvaganam Thevarajah ve diğer DSWS taraftarlarıyla yapılan iki saatlik bir tartışma programına ev sahipliği yaptı.

CCTF (Comité de Coordination Tamoul-France) -ayrılıkçı Tamil Eelam Kurtuluş Kaplanları’nı (LTTE) destekleyen bir örgüt- DSWS taraftarlarına toplantı için kampanya yürüttükleri sırada gözdağı vermeye çalıştı. CCFT, LTTE’nin milliyetçi programına yöneltilen her türlü eleştiriyi bastırmaya çalışıyor ve Tamil halkını yalnızca kendisinin temsil ettiğini öne sürüyor.

Toplantıyı engellemeye yönelik kampanya, etkinliğin düzenlendiği yerin dışında da devam etti. Buna karşılık, toplantıyı kesintiye uğratmaya dönük ardı ardınca girişilen çabalar başarısızlığa uğradı ve etkinliğe, çoğunluğu Fransız Tamil topluluğundan gelen 50 kişi katıldı. Toplantıya hem Fransız üniversite ve lise öğrencileri, öğretmenler ve işçiler hem de Almanya ve Birleşik Krallık’tan gelen birkaç DSWS taraftarı katıldı.

Toplantıda, Sri Lanka’daki SEP’ten Myilvaganam Thevarajah ve DEUK’un sekreteri Peter Schwarz birer konuşma yaptılar.

Thevarajah, savaşı sona erdirme mücadelesinin merkezinde işçi sınıfının birliğinin sağlanması için verilen mücadelenin yer aldığını söyledi. Toplantıda Fransız, Alman, İngiliz ve Tamil işçilerin bulunmasının, işçi sınıfının komünalizme ve savaşa ve onu üreten kapitalist sisteme karşı birleştirmesine ilişkin küçük bir örnek oluşturduğunu belirtti.

Sri Lankalı Trotskist, SEP’in savaşa karşı çıkan ve Tamil, Singala ve Müslüman işçilerin sosyalist ve enternasyonalist bir program temelinde birliğini sağlamak için mücadele eden tek siyasi parti olduğuna işaret etti. Thevarajah şunları söyledi: "Bizler, bu perspektif temelinde, 14 Şubatta Nuwara Eliya ve Puttalam il genel meclisi seçimlerine katıldık ve tehditlere ve sindirme girişimlerine rağmen, kitlesel kampanyalar ve toplantılar yoluyla programımızı yüzlerce işçiye ulaştırdık. Aynı zamanda Kolombo’da 25 Nisan’da yapılacak olan il genel meclisi seçimlerine de 46 adayla katılıyoruz."

Thevarajah, ana muhalefet partilerinin -Birleşik Ulusal Parti (UNP) ve Halkın Özgürlük Cephesi (JVP)- savaşa tam destek verdiklerini anlattı. "Lanka Sama Samaja Partisi (LSSP), Stalinist Komünist Parti, Seylan İşçi Kongresi, İç Kesimler Halk Cephesi"nin, hepsinin, Devlet Başkanı Mahinda Rajapakse’nin Sri Lanka Özgürlük Partisi (SLFP) ile hükümet ortağı olduğunu ve "savaşta işbirlikçilik yaptıklarını" söyledi. "Nama Sama Samaja Partisi (NSSP) ve Birleşik Sosyalist Parti’nin eski radikalleri savaşı destekleyen UNP ile elbirliği yapıyorlar," dedi.

Savaşın acımasız etkilerini anlatan Thevarajah, her gün, aralarında çok sayıda çocuğun da bulunduğu, yaklaşık 50 kişinin ordu tarafından öldürüldüğünü söyledi. Hastaneler bombalanıyor ve yaralıları tedavi etmek konusunda akut doktor ve ilaç yetersizliği yaşanıyor.

Thevarajah şunları ekledi; "Hükümet bir yandan Tamil azınlığa karşı şiddetle saldırıya geçerken, Güneyde de siyasi baskıyı artırdı. Askeri alanda elde ettiği kazanımları kullanan hükümet, savaşın ekonomik yükünü işçi sınıfının ve yoksulların sırtına yüklüyor... Plakasız araçlarla dolaşan ölüm mangaları siyasi muhalifleri, gazetecileri ve iş adamlarını kaçırıyor ve öldürüyor."

Thevarajah, Kuzey’de elde edilecek bir askeri zaferin yalnızca Tamil azınlığın ezilmesinin sürmesine yol açmayacağını, "bütün ülkede işçi sınıfına yönelik saldırıların yoğunlaşmasına zemin hazırlayacağını", vurguladı.

LTTE’nin iflas etmiş siyasi bakış açısından söz eden Thevarajah, bu örgütün işçi sınıfının bağımsız siyasi seferberliğini sağlamayı hedefleyen her türlü yönelişi, kendi Tamil seçkinin ayrıcalıklarını korumak için bir kapitalist devlet kurma perspektifine yönelmiş bir tehdit olarak algıladığını söyledi. LTTE, Kolombo’daki gerici siyasi düzenle, sıradan Singala emekçi halk arasında bir ayrım yapmadı. Thevarajah, LTTE’nin Singala sivillere yönelik şiddet içeren saldırılarının, işçi sınıfı içinde siyasi kafa karışıklığının tohumlarını ekerek ve Tamil halkının askeri yöntemlerle baskı altına alınmasına bir bahane sağlayarak, yalnızca hükümetin çıkarlarına hizmet ettiğini söyledi.

Thevarajah, tarihsel gelişmeler incelendiğinde, savaşın Güney Asya’daki modası geçmiş ulus devlet sisteminin ürünü olduğunun görüleceğini ve köklerinin Hindistan ve Seylan’ın 1947 ve 1948 yıllarındaki resmi bağımsızlığına ve Pakistan’ın Hindistan’dan kanlı bir biçimde ayrılmasına uzandığını söyledi. Hindistan Bolşevik Leninist Partisi (HBLP), Britanya emperyalizmi ile ulusal burjuvazi arasında varılan kokuşmuş anlaşmayı reddetti ve bütün bölgede işçi sınıfının bağımsız seferberliğini sağlamak için mücadele verdi.

Thevarajah, HBLP’nin 1950 yılında LSSP ile birleştiğimi anlattı. Başlangıçta LSSP Singala şovenizmine karşı çıktı ancak giderek daha fazla milliyetçiliğe boyun eğer oldu ve 1964’te, Bayan Bandaranaike’nin SLFP’sinin koalisyon hükümetine katıldı.

"Sri Lanka’da SEP, Tamil halkının haklarını sosyalist temeller üzerinde savunma konusunda uzun bir tarihe sahip. SEP’in öncülü olan Devrimci Komünist Liga (RCL) 1968 yılında, LSSP’nin ihanetine karşı kuruldu. RCL, Trotskiy’in Sürekli Devrim teorisini sebatla savundu ve Tamil sorunu için, Tamil komünalizmine karşı, devrimci bir perspektif geliştirdi."

Thevarajah, konuşmasını şu şekilde sona erdirdi: "Savaşa karşı mücadele ve işçi sınıfının Avrupa’da işsizliğe ve sosyal hakların tırpanlanmasına karşı verdikleri mücadeleler birbirlerinden ayrılmamalıdır. Burada bulunan herkesi, işçi sınıfının yeni bir uluslararası devrimci önderliğini inşa etmekte oynayabilecekleri rol üzerinde düşünmeye çağırıyorum."

Peter Schwarz konuşmasında bu toplantının dünya kapitalist sisteminin 1930’lardan bu yana görülen en derin krizinin ortasında yapıldığına ve bütün dünya mali sisteminin, sonu belli olmayan bir serbest düşüş içinde olduğuna işaret etti. II. Dünya Savaşı’ndan bu yana, bütün küresel ekonominin ilk kez 2009 yılında küçüleceğini söyledi.

Schwarz şu vurguyu yaptı: "Mevcut kriz çevrimsel bir kriz; bir ya da iki yıl sonra bir başka ani ve hızlı ekonomik yükselişe yol verecek olan bir resesyon değildir. Bu krizin merkezi, dünya emperyalist sisteminin kalbi olan ABD’dir. Kriz son kırk yıldır yaşanmakta olan, Amerikan kapitalizminin uzun dönemli gerileyişinin bir sonucudur."

Schwarz, ABD emperyalizminin bu gerilemeyi telafi etmek için sahip olduğu askeri üstünlüğü kullandığını söyledi. Schwarz şu uyarıyı yaptı: "Amerikan egemen sınıfı -ve aynısı Avrupa, Asya ve dünyanın diğer yerlerindeki egemen sınıflar için de geçerlidir- on yıllardır pervasız spekülasyon yoluyla sağladığı servetten ve ayrıcalıklardan vazgeçmeye niyetli değil. Giderek daha saldırganlaşan sınıf savaşına ve militarizme başvuruyor."

Schwarz, bugünkü krizin "devrimci sonuçları" olduğunu ve "ABD, Avrupa, Asya ve bütün dünyada şiddetli sınıf mücadelelerine neden olacağını," söyledi.

Schwarz, krizin dünyanın dört bir yanında siyasi ilişkilerde bir kaymaya neden olduğunu belirtti. "ABD’nin stratejik çıkarlarının giderek önem kazandığı odak noktalarından biri", Obama yönteminin, ticaret yolları ve enerji kaynaklarına sahip Ortadoğu ve Orta Asya’ya komşu olduğu için büyük stratejik önem taşıyan, Hindistan ve Çin’in artan deniz gücünden endişe duyduğu, "Hint Okyanusu’dur" dedi. Schwarz, iki hafta önce, Sri Lanka’da yayınlanan günlük gazeteSunday Times’ın, ordu ile LTTE arasında sıkışıp kalmış olan sivilleri tahliye etmek bahanesiyle adanın kuzeyindeki savaş bölgesine, ABD’nin başını çektiği askeri bir heyet gönderme planlarını ifşa ettiğini söyledi.

Schwarz, birbiriyle karşılıklı ilişki içinde olan iki sürecin ortaya çıktığını anlattı. Birincisi, uluslararası işçi sınıfının yoksullaştırılması, kitlesel baskı ve giderek daha ölümcül bir askeri çatışmalar zincirinin ortaya çıkması tehlikesini yaratan, dünya kapitalizminin küresel çelişkilerinin yoğunlaşması. Bu koşullara karşılık olarak, işçi sınıfının toplumsal ve siyasi militanlığı ve devrimci bilincin yeni biçimleri gelişecektir. Schwarz, "Belirleyici olan soru, bu süreçlerden hangisinin üstün geleceğidir," dedi.

Schwarz, dinleyicilere 160 yıldan uzun bir süre önce yazılmış olanKomünist Manifesto’nun, "Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşin!" çağrısı yapan son satırını ve İkinci Enternasyonal tarafından bu ilkeye ihanet edilmesinin Birinci Dünya Savaşı’nın emperyalist katliamına yol açtığını hatırlattı. O dönemin devrimcileri -Lenin, Trotskiy, Rosa Luxemburg, Karl Liebknecht ve diğerleri- proletarya enternasyonalizminin perspektifini savundular. Uluslararası işçi sınıfının birliğinin sağlanması ve savaşın bir iç savaşa dönüştürülmesi çağrısını yaptılar. Tarihteki ilk başarılı proleter devrimi -Lenin ve Trotskiy’nin önderliğini yaptıkları 1917 Ekimindeki Rus Devrimi- bu politikanın ürünüydü.

Trotskiy ve Sol Muhalefet, Sovyetler Birliği’nin yozlaşmasına ve Stalin’in felaketlere neden olan tek ülkede sosyalizm politikasına karşı mücadele etti ve Dördüncü Enternasyonal’i kurdu. Schwarz toplantıda yer alanlara, II. Dünya Savaşı’ndan sonra proletarya enternasyonalizmi perspektifinin yalnızca dışarıdan değil, fakat aynı zamanda Dördüncü Enternasyonal’in içinden gelen saldırılara maruz kaldığını anlattı. Michel Pablo ve Ernest Mandel’in başını çektikleri revizyonist bir eğilim Stalinizme, reformizme ve burjuva milliyetçiliğine teslim oldu.

Schwarz, "1953 yılında kurulan DEUK, Marksizmin bu revizyonunu kesin bir biçimde reddetti. Kapitalizmin istikrar kazanmış olmasının geçici bir olgu olduğunu ve kapitalist sistemin temel çelişkilerinin hiçbir biçimde ortadan kalkmadığını ısrarla vurguladı."

"LSSP 1964 yılında, LSSP komünalizme ve Singala şovenizmine karşı yürüttüğü ilkeli muhalefeti bir yana bıraktı ve SLFP ile bir burjuva koalisyon hükümetine katıldı. Bu ihanetin üzeri, Pablocu Birleşik Sekretarya tarafından örtüldü. LSSP, SLFP ile aynı hükümette yer alarak ve Budizmi devlet dini haline getirerek, işçi sınıfını siyasi olarak silahsızlandırdı ve otuz yıl süren, on binlerce insanın hayatını ve ülkenin alt yapısını yok eden bir savaşın zeminini hazırladı.

Schwarz, şu vurguyu yaptı: "Bu krizin ulusal bir çözümü bulunmamaktadır ve kapitalizmin çerçevesi içinde herhangi bir çözüm söz konusu değildir. Ya burjuvazi -1914 ve 1939’da olduğu gibi- insanlığı tekrar barbarlığa ve savaşa sürükleyecek ya da işçi sınıfı uluslararası düzeyde birleşerek, kapitalist sistemi devirecek ve sosyalist bir toplum inşa edecek. Başka bir alternatif bulunmamaktadır."

LTTE’nin milliyetçi ve gerici bakış açısını çürüten Schwarz şunları ekledi: "Bir adanın ya da bir adanın yarısının dünya ekonomisiyle olan bağlantılarını kesebileceğine ve kendi sınırları içinde sorunlarına bir çözüm bulabileceğine dair her türlü düşünce hem saçma hem de gericidir. Bu, zamanı kapitalizm öncesi çağa, ortaçağa geri çevirmek anlamına gelecektir. Böyle bir girişim, üretici güçlerin ve insanların hayatlarının kitlesel olarak imhasını içerecektir.

Tamil burjuvazisi kapitalist bir devlet kurma hayalini gerçekleştirebilirse, emperyalizmden bağımsız olmak şöyle dursun, çokuluslu şirketler için, işçi sınıfının acımasız sömürü ve yoksulluğa tabi olduğu, ucuz bir emek platformundan başka bir şey yaratmayacaktır."

Schwarz, gelişmiş ve geri kalmış kapitalist ülkelerde işçi sınıfının -Amerikalı işçilerin, Avrupalı işçilerin, Çinli işçilerin ve Sri Lankalı işçilerin- kaderinin ayrılmaz bir biçimde iç içe geçmiş olduğunu vurguladı.

Schwarz konuşmasını şunu belirterek sona erdirdi: "DEUK, bu gezegen üzerindeki, proletarya enternasyonalizmini en olumsuz ve zor koşullar altında, lekesiz bir bayrak altında, yorulmak bilmeksizin savunmuş olan tek örgüttür." Schwarz, "DEUK, Sri Lanka’da on yıllardır süren savaşın ve çekilen ıstırapların üstesinden gelecek ve bunlara son verecek olan çözümü sağlayacaktır. Dünya ölçeğinde sosyalizmi inşa etmenin aracı olacaktır," diyerek toplantıya katılanları DEUK’a katılmaya çağırdı.

Konuşmacıların ortaya koydukları görüşler çok olumlu şekilde karşılandı ve toplantının sonunda Sosyalist Eşitlik Partisi’nin Sri Lanka’daki seçim kampanyasına destek vermek için yüzlerce avro tutarında para toplandı.



Telif Hakkı 1998-2008, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır