World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2013/dec2013/ukra-d19.shtml

Ukrayna’da kitlesel protestolar devlet başkanı Yanukoviç’in alaşağı edilmesini talep ediyor

John Roberts
19 Aralık 2013
İngilizce’den çeviri (9 Aralık 2013)

Dün, göstericiler, Yanukoviç’in 21 Kasımda aldığı Avrupa Birliği ile ortaklık anlaşmasından vazgeçme kararını protesto eden AB yanlısı gösteriler dizisinin en büyüğünde, Kiev’de, Ukrayna cumhurbaşkanı Viktor Yanukovich’in devrilmesi talebiyle yürüdüler.

AB görevlileri ve politikacılarıyla koordinasyon haline protestolara önderlik eden sağcı partiler, “bir milyon kişilik yürüyüş” çağrısında bulunmuşlardı. Sonuçta, 250-300 bin kadar insan Maidan (Bağımsızlık) Meydanı’nda toplandı. Bu, ABD ve Avrupa emperyalizminin örgütlediği 2004 “renk devrimi”nden bu yana Kiev’de gerçekleşen en büyük gösteriydi. Sözde “Turuncu Devrim” Rusya yanlısı Yanukoviç’i devirip Batı yanlısı devlet başkanı Viktor Yuşçenko ile Başbakan Yulya Timoşenko ikilisini iktidara getirmişti.

Nezalezhnost Meydanı’ndaki protestocular, meydandaki konuşmaları dinlerken, “İstifa! İstifa!” sloganları attı. Ardından, bazı göstericiler, Kiev’deki hükümet binalarını işgal etmek üzere çevreye yayıldılar.

Nezalezhnost Meydanı’ndaki gerici toplantıdaki konuşmacılar arasında, çeşitli milyarder oligarkların temsilcileri, aşırı sağcı gruplar ve Rus Ortodoks Kilisesi’nin patrikleri de vardı.

Eski başbakan ve milyarder bir doğal gaz patronu olan ve Yanukoviç’in hapse atmış olduğu Yulya Timoçenko’nun kızı Evgenia Timoçenko, annesinin, Yanukoviç’in “derhal” alaşağı edilmesi çağrısı yapan mesajını okudu.

Aşırı sağcı milliyetçi Svoboda (Özgürlük) partili bir neo-Nazi olan ve Musevi karşıtı açıklamalarıyla kötü bir ün yapmış olan Oleg Tyagnibok, Yanukoviç yönetimini AB yerine Rusya ile ticari anlaşmalar tasarlamakla suçladı. Tyagnibok; “Bugün, onlar Rusya devlet başkanının önünde diz çöktüler ve bizi [Rus] gümrük birliğine teslim ettiler... Biz, bu gizli görüşmelerin ne olduğunun halka açıklanmasını talep ediyoruz. Onlar, bizi Stalinizm dönemine geri götürmek istiyorlar.” dedi.

Svoboda partisinin bayrağını taşıyan bir grup protestocu, Leon Troçki ile birlikte 1917’de Sovyetler Birliği’ni kurmuş olan Ekim Devrimi’nin önderlerinden Vladimir Lenin’in bir heykelini parçaladılar.

Durum, protestocuların hükümet binalarını kuşatma altına almasıyla ve güvenlik güçlerinin baskısı korkusuyla, patlamaya hazır olmaya devam ediyor. Timoşenko gibi AB’ye uyarlanmış oligarklar ile Moskova’yla daha yakın ilişkiler peşinde koşan Yanukoviç çevresindekiler arasında şiddetli bir hizip mücadelesi yaşanıyor.

Geçen hafta parlamentoda Yanukoviç’e karşı verilen güvensizlik önergesinin başarısızlığa uğramasının ardından, muhalefette moral bozukluğu belirtileri görülüyor.

Fransa’da yayımlanan Le Monde gazetesi, “bir milyon kişilik yürüyüş, sosyal medyada ‘son şans yürüyüşü’ olarak adlandırıldı... Gazeteci Vitaliy Portnikov, her gün Nezaleshnost meydanında konuşan önderlerin, artık, hafta başında olduğu gibi ‘devrim’ çağrısı yapmadıklarını ve ‘perde arkasında’ hükümetle görüşmelerin sürdüğünü belirtti.” diye yazdı. Vitaliy Portnikov, Amerikan yönetimi tarafından desteklenen Özgür Avrupa Radyosu’nda çalışan bir gazeteci.

Bizzat protestonun önderleri, AB serbest pazarına uyarlanmaya olan desteğin, onların harekete geçirmiş olduğu daha sağcı toplumsal kesimler arasında bile sınırlı olduğunun farkındalar. Protestoları örgütleyen Svitlana Zalisçuk, New York Times’a, “Onlar, Yanukoviç’e karşı oldukları için değil; Avrupa Birliği’ndan yana oldukları için değil ama onurları olduğu ve onurlu bir şekilde yaşamak istedikleri için buradalar.” dedi.

Bir başka protestocu, kendisinin, öncelikle hükümetin “öğrencileri ve masum insanları dövme” kararına karşı olduğunu ekledi. O, konuşmasını, “Herkesi Avrupa meselesi harekete geçirmiyor. Biz, halkın sesinin duyulacağını ve hükümetin istifa edeceğini umuyoruz,” diyerek sürdürdü.

Bu tür sağcı protestolarının AB’nin kemer sıkma gündemini ille de desteklemesi gerekmeyen geniş halk kesimleri içinde destek elde etme becerisi, Doğu Avrupa işçi sınıfının karşı karşıya olduğu derin siyasi perspektif krizini yansıtmaktadır.

Eski Sovyet cumhuriyetlerindeki siyasi yaşama egemen hale gelmiş olan komünizm karşıtlığı, bu ülkeleri, uluslararası sermayenin yağmasına ve Batı emperyalizmi ile müflis Ukraynalı ve Rus oligarkların siyasi manipülasyonuna kolay bir av haline getirdi. Varolan derin toplumsal hoşnutsuzluk, ifadesini, çoğunlukla gerici faşist güçler ya da emperyalizmin ajanları tarafından kullanılan hareketlerde buluyor. Bu hareketler, ardından, siyasi durumu daha sağa yöneltmek ve halka yönelik daha fazla toplumsal saldırılar başlatmak için kullanılmaktadır.

Ukrayna, Avrupa’nın en yoksul ülkelerinden biridir ve dünyanın ikinci yüksek ölüm oranına sahiptir (her 1.000 canlı doğum başına 15,75 ile Güney Afrika’nın ardından ikinci). Yanukoviç hükümetinin geçtiğimiz Haziran ayında yüz binlerce işçinin işsizlik sigortasını kesmesine yol açan bir bütçe krizinin ardından, toplumsal öfke artıyor.

Büyük bankalar ve mali piyasalar, Mart’a kadar ihtiyaç duyulacağı tahmin edilen 18 milyar dolarlık acil finansman için Ukrayna’ya borç vermekten vazgeçti. Devlet, halihazırda, sadece iki aylık faaliyetlere yetecek finansmana sahip. 1990’ların başındaki hiper-enflasyon, 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Stalinist bürokrasi tarafından gerçekleştirilen kapitalist restorasyon sırasında çökmüş olan ulusal para Hrivnia’nın yeniden değer kaybetmesi olasılığına ilişkin artan bir kaygı söz konusu.

Avrupa Birliği, 15 milyar ABD Doları borç karşılığında sert kemer sıkma önlemleri (gaz ve ısınma ücretlerine yüzde 40’lık bir zam, devlet bütçesinde kesintiler, asgari ve ortalama ücretlerin dondurulması) talep eden IMF ile birlikte çalışıyor. Bu kesintiler, işçi sınıfının sömürüsünü arttırmayı ve Ukrayna’yı AB ile daha sıkı ilişkiler kurduktan sonra orada faaliyet gösterecek olan Avrupalı şirketler için daha karlı hale getirmeyi amaçlıyor.

Avrupa yanlısı ve Rusya yanlısı oligarşik hiziplerin ikisi de devlet mülkiyetinin çalınmasından ve kapitalizmin restorasyonundan yağmaladıkları milyarları korumak ve mali krizin tüm yükünü işçi sınıfının omuzlarına yıkmak için manevralar yapıyor. Yanukoviç hükümetinin, diğer toplum kesimlerini sağcı AB yanlısı protestolara karşı seferber etmeye çalışmamasının temel nedeni budur.

Bu iki farklı oligarşik hizip arasındaki kavga, Yunanistan’ı vahşice yağmalar ve içeride kemer sıkmaya karşı kitlesel halk muhalefetini ezerken, iki yüzlü bir şekilde Ukrayna’da demokrasinin koruyucusu pozunu takınan Avrupa emperyalizminin manipülasyonlarına serbest alan sağlamaktadır.

Almanya’da yayımlanan Der Spiegel dergisi, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in, Ukraynalı profesyonel boksör Vitali Klitçko’yu, “önde gelen muhalif ve devlet başkanı Viktor Yanukoviç’in başlıca rakibi” olarak “güçlendirme”ye karar vermiş olduğunu yazdı. Klitçko’nun, bu ayın ortalarında, Merkel ve AB ülkelerindeki sağcı ve Hristiyan Demokratik partilerin federasyonu olan Avrupa Halk Partisi temsilcileri ile görüşmek üzere Brüksel’e gitmesi planlanıyor.

Der Spiegel, Klichko’nun Udar (“Yumruk”) partisinin, Merkel’in Hristiyan Demokratik Birlik partisi ile ona bağlı Konrad Adenauer Vakfı’nın desteğini şimdiden almış olduğunu belirtiyor.

Avrupa Ulusal Hareketleri İttifakı içinde Fransa’daki neo-faşist Ulusal Cephe’den (FN) Bruno Gollnisch ve Macaristan’daki Musevi karşıtı Jobbik Partisi ile birlikte çalışan Svoboda’a gelince; o, FN ile yakın bağlara sahip.



Telif Hakkı 1998-2009, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır