World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2014/feb2014/syri-f19.shtml

ABD Suriye müdahalesini tırmandırıyor

Bill Van Auken
19 Şubat 2014
İngilizce’den çeviri (17 Şubat 2014)

Suriye’deki rejim değişikliğini Cenevre’deki iki görüşme turu dolayımıyla ilerletemeyen Obama yönetimi, Cumhurbaşkanı Beşar Esad yönetimine karşı savaşan İslamcılar’ın ve ücretli milislerin finansmanını ve silahlandırılmasını hızlandırıyor. Washington, bir kez daha doğrudan askeri müdahaleye yöneliyor.

ABD Ürdün sınırı yakınındaki güney Suriye cephesindeki tüm “asiler”in ücretlerini bizzat öderken, Suudi monarşisinin sözde “asiler”e, aralarında omuzdan atılan yerden havaya füzelerinin de bulunduğu daha gelişkin silahlar gönderiyor olması, ABD destekli rejim değişikliği savaşının keskin bir şekilde kızışmasına işaret ediyor.

Wall Street Journal gazetesi (WSJ), 15 Şubat Cumartesi günü, adı verilmeyen diplomatlara ve “muhalefet unsurları”na dayanarak, yeni silahlar gönderme teklifinin, 30 Ocak günü Ürdün’ün başkenti Amman’da “asiler” ile ABD ve Suudi istihbarat ajanları arasında düzenlenen bir toplantıda yapıldığını belirtti.

WSJ, “Toplantıda, ABD’li ve Körfez ülkelerinden yetkililer, görüşmelerde Suriye hükümetinin Sayın Esad’ın görevden uzaklaştırılmasını tartışmayı reddetmesi karşısında hayal kırıklığına uğradıklarını ve üç yıllık savaşa siyasi bir çözümü zorlamak için askeri baskıya ihtiyaç duyulduğunu belirttiler.” diye yazdı.

Öyle görünüyorki amaç, Şam’ı askeri saldırıya tabi tutmak ve Esad’ı görevden ayrılmaya zorlamak amacıyla, başkentin güneyindeki kenar mahallelerin kontrolünü ele geçirmek için silahlanmak ve bir saldırı düzenlemek.

Washington, daha önce, Suriye’deki İslamcılar’ın ağırlıkta olduğu silahlı muhalefete uçaksavar füzelerinin sağlanmasına karşı çıkmıştı. Bu karşı çıkışın nedeni, bu silahların, onları ABD’ye ve diğer Batılı ülkelerin sivil yolcu uçaklarına karşı kullanabilecek olan El Kaide bağlantılı güçlerin eline geçeceği kaygısıydı.

Adı belirtilmeyen ABD’li bir yetkili, WSJ’ye, füzelerle ilgili olarak, “düşüncemizde bir değişiklik olmuş değil” diyor. Manpads olarak bilinen Çin yapımı taşınabilir füzeler ve tanksavar füzeler sağlama sözünün, WSJ’nin haberine göre, ABD ve Suudi istihbarat ajanları ile “asi” önderler arasındaki toplantıda verildiği göz önünde bulundurulduğunda, bu tür açıklamalar, Obama yönetimine oldukça az inandırıcı reddetme olanağı sağlamaktadır.

Aynı toplantı, ABD fonlarının Esad yönetimini devirmek için savaşan Batılılar’ın kontrolündeki paralı askerlere ücret ödenmesinde kullanıldı. 30 Ocak’taki toplantıda ve geçen yılın sonunda gerçekleşen bir başka toplantıda en az üç milyon dolar ödendi.

Ürdün, bu müdahalenin kalıcı bir üssüne dönüşmüş durumda. WSJ’ın haberi, “Suriye’nin Dostları grubuna üye, aralarında ABD’nin, Suudi Arabistan’ın, Fransa’nın ve Britanya’nın da olduğu 11 ülkeden gelen görevliler”in çalıştığı, Amman’daki bir “askeri harekat odası”ndan söz ediyor.

Obama, eski Annenberg Malikanesi Sunnylands’de Ürdün Kralı Abdullah ile gizli bir görüşme yapmak üzere Cuma günü California’ya uçtu. O, Haşimi monarkına 1 milyar dolar kredi garantisi ve Ürdün Krallığı’na 600 milyon dolarlık ABD mali ve askeri yardımı sağlayan bir iyiniyet sözleşmesinin yenilenmesi sözü verdi. Washington, bunun karşılığında, Ürdün topraklarını Suriye’ye yönelik saldırıda bir füze rampası olarak kullanmada sınırsız hareket özgürlüğü istiyor.

ABD’li yetkililer, Obama yönetiminin, Suriye politikasında bir değişiklik üzerinde yoğun tartışmalar başlattığını doğruladılar. Geçtiğimiz Cuma günü Pekin’de konuşan ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, “[Obama] hepimizden, olabilecek çeşitli seçenekler hakkında düşünmemizi istedi” demişti.

Aynı gün, Pentagon’un sözcüsü John Kirby, gazetecilere, Savunma Bakanlığı’nın askeri müdahale için bir dizi plan hazırlamış olduğunu söyledi. O, hangi eylemlerin tartışıldığını ifade etmeyi reddederken, “Suriye’de ilerletici başka seçenekler üretmekle ilgileniliyor” dedi.

Obama, beş ay önce, bu ülkeye doğrudan askeri saldırının eşiğine geldikten ve Esad yönetiminin sivil halka karşı kimyasal silah saldırısında bulunduğuna ilişkin sahte iddialara başvurduktan sonra, çok yoğun halk muhalefeti ile karşılaştığında ve ABD kongresi ile Washington’ın en yakın müttefiki Britanya’nın desteğini alamadığında, geri adım atmıştı. O, Rusya’nın, İran’ın nükleer programı üzerine bir anlaşmaya ve ABD destekli Suriye muhalefeti ile Şam arasında Cenevre görüşmelerinin örgütlenmesine paralel olarak, Suriye yönetiminin kimyasal silahlardan arındırılması yönünde görüşme önerisini kabul etti.

Washington ile Moskova arasındaki ilişkilerin gözle görülür şekilde bozulmasıyla, kaldığı yerden yeniden başlama konusunda takvim belirlenmeden Cumartesi günü çöken Cenevre görüşmeleri üzerinden rejim değişikliği amacına ulaşılamaması, savaşın yıkımına uğramış Suriye’deki ABD müdahalesinin tırmanması yönünde bir değişikliğe yolaçtı.

Obama yönetimi ve destekleyicileri, bu tırmanma için birbiriyle çelişen bir dizi bahane ileri sürüyor. O, bir yandan ABD militarizminin “insanseverlik” uğruna bir güç olduğu biçimindeki sahte nedenlerle açık bir müdahale kampanyasını yoğunlaştırıyordu. Washington ile müttefikleri tarafından körüklenmiş yaklaşık üç yıllık savaşın yol açtığı açlık, evsizlik, ölüm ve yıkım, şimdi daha fazla yıkım için gerekçe olarak kullanılıyor.

Yönetime katılmadan önce “insani” emperyalizmin bir savunucusu olarak ün kazanmış olan ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) temsilcisi Samantha Power, bu propaganda taktiğindeki önde gelen kişidir. Geçen hafta BM’de konuşan Power, sivil halka yardım sağlama bahanesiyle askeri güç kullanımını haklı çıkartmakta kullanılabilecek bir metni kastederek, “yerde anlamlı sonuçları” olacak bir Güvenlik Konseyi kararının için çıkarılmasını savunmak için “bir deri bir kemik kalmış ve işkence görmüş olanların; ölmüş ve ölmekte olan çocukların ve başkalarının görüntüleri”ne başvurdu.

Bu bahane, Suriye yönetiminin bir iç savaş sürdürdüğü ve ABD destekli güçler tarafından katliamlar, kuşatmalar ve diğer suçlar işlenmediği yalanı üzerine kuruludur.

Bu bahanenin özel yararı, onun, geçtiğimiz yirmi yıl içinde, eski Yugoslavya’daki ABD-NATO savaşından Libya’daki ABD-NATO savaşına ve şimdiki Suriye müdahalesine kadar “insani” emperyalizm davasına kazanılmış olan sahte-sol kesimler için çekiciliğidir. Bu kesimler adına konuşan bir akademisyen olan ve Nation ile These Times gibi sahte-sol dergilere düzenli yazılar yazan Danny Postel, New York Times’ta başyazıların tersini savunan yazıları yazan Nader Hashemi ile birlikte, “Açlıktan Ölen Suriyeliler’i Kurtarmak İçin Güç Kullanın” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Ayrıca, Washington’ın, Suriye, ABD’ye ve diğer Batılı ülkelere terör saldırıları başlatabilecek El Kaide unsurları için bir sığınak haline geldiği için müdahale etmesi gerektiği konusunda giderek daha ısrarcı iddialar söz konusu. ABD’nin silah sağlaması, bu “asi” unsurların, ülkenin kuzeyindeki ölümcül çatışmada Irak Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) karşı savaştığı gerekçesiyle haklı gösteriliyor. Gerçek şu ki bu çatışma El Kaide’den çıkartılmış olan IŞİD’in El Kaide bağlantılı El Nusra Cephesi ve diğer İslamcılar ile boy ölçüşmesidir. Washington sürekli olarak “ılımlı” ve “laik” güçleri silahlandırmaktan söz ederken, böyle bir gücün adını ya da varlığını asla ortaya koyamıyor.

Bu iddia, eski ABD ulusal güvenlik danışmanı Samuel Berger tarafından ortaya atıldı. Berger, Washington Post’taki bir yazısında, “ABD, Suriye’deki El Kaide’yi kendi başına yenilgiye uğratamayacak. Ona karşı koymak için, muhalefet içindeki görece ılımlı unsurları güçlendirmeliyiz.” düşüncesini savundu. O, aynı zamanda, kendisinin de savunduğu askeri yardımın “kötü aktörlerin eline geçebileceği”ni de kabul etti.

Üçüncü gerekçe, barışı ilerletmek için Suriye’ye karşı arttırılmış askeri operasyonlara gereksinim duyulduğunu ileri süren Obama tarafından belirtildi. O, “Diplomatik bir çözüme doğru ilerlemek için, Esad yönetimi üzerinde daha fazla baskı uygulama yönünde atabileceğimiz bazı ara adımlar olacak” dedi. Bu açıkça saçmalıktır. Washington, ücretlerini kendisinin ödediği, Esad yönetiminin iktidarı terketmesini talep eden istihbarat ajanlarından başka bir şey ifade etmeyen özenle seçilmiş “muhalefet”le Cenevre görüşmelerinin bir maskaralıktan başka bir şey olmamasını garanti etmişti.

Bütün bu bahanelerin arkasında, ABD emperyalizminin, bölgesel hatta küresel yangın tehlikesi oluşturan askeri tehditlere ve eylemlere başvurarak, petrol zengini Ortadoğu’da kendi hegemonyasını savunma ve rakiplerini zayıflatma yönelimi yatmaktadır.



Telif Hakkı 1998-2009, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır