World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2014/jul2014/gaza-j22.shtml

Gazze’ye yönelik ABD destekli İsrail istilası ölüm ve yıkım yağdırıyor

Bill Van Auken
22 Temmuz 2014
İngilizce’den çeviri (19 Temmuz 2014)

İsrail’in yoksul ve sık nüfuslu Gazze Şeridi’ne yönelik 11 günlük saldırısının yolaçtığı ölüm, yıkım ve acı, Cuma günü keskin bir şekilde arttı. Bir gece önce başlatılan istila harekatında, havadan, karadan ve denizden bombalamalar yoğunlaşırken, İsrail askerleri ve zırhlı birlikleri bölgenin içlerine doğru ilerlemeyi sürdürdüler.

Cuma günü, ölü sayısı hızla 300’e ulaşırken, yaralılar 2.200’ü aştı. Gazze’de olup bitenler, büyük ölçüde savunmasız bir halka karşı, Washington’ın tam ve açık desteği ve Avrupa Birliği’nin (AB), Arap yönetimlerinin ve Mahmud Abbas’ın başkanlığındaki Filistin Yönetimi’nin (FY) ortaklığı ile işlenmiş, hesaplı ve vahşi bir savaş suçudur.

İsrail Silahlı Kuvvetleri (İSK) tarafından Gazze’de estirilen ölümcül terörü ve kolektif cezalandırmayı, Naziler’in Varşova Gettosu’nda başvurdukları yöntemlerle karşılaştırmak bir abartı değildir. İki yanı İsrail ve onun istilacı ordusu, bir yanı kapalı Mısır sınırı ve diğer yanı İsrail hücumbotları ile dolu bir deniz tarafından kuşatılmış dar bir bölgede, yoğun bir ateşgücü kullanılıyor. Gazze’nin toplam büyüklüğü, kabaca, ABD’nin Filedelfiya kenti kadarken, nüfusu ondan yüzde 20 daha fazla.

İsrail, bir psikolojik terör harekatı kapsamında, sınır bölgesindeki 100.000 Filistinli’ye evlerini terketme emri veren bildiriler attı. Bununla birlikte, bu insanların saldırıdan kaçabilecekleri herhangi bir yer bulunmuyor. Evlerinde kalmaya devam edenler, tereddüt etmeden öldürülebilecek “teröristler” ya da “canlı kalkanlar” olarak tanımlanıyorlar.

Gazze’nin kuzeydoğusundaki Beyt Hanun kasabasındaki doktorlar, Cuma gecesi, sekiz kişilik bir ailenin bir tank mermisinin enkaza çevirdiği evlerinde öldürüldüğünü bildirdiler. Acil Hizmetler sözcüsü Eşref El Kudra, kurbanların, iki erkek, iki kadın ve dört çocuktan oluşan Ebu Jurad ailesi olduğunu belirtti. İkisi kız ikisi ise erkek olan çocukların isimleri, Hania, Ahlam, Semih ve Musa. Bunlardan biri beş aylık bir bebekti.

Gazze’deki Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri, Cuma günü, Gazze içinde yerinden edilip BM tesislerine sığınmaya çalışanların sayısının, ikiye katlanarak, 40.000’i aştığını bildirdiler. Ama bu tesislerdeki gıda maddeleri tükenirken, halkın büyük çoğunluğunun elektriği ve suyu kesilmiş durumda.

En temel tıbbi gereçleri tükenmişken bile yaralılarla dolan Gazze hastaneleri, insanlığa karşı açık bir suç oluşturacak biçimde, İsrail kara saldırısının başlangıcından beri, ardı ardına bombardımanların ve hava saldırılarının hedefi oluyor.

Ma’an haber ajansına göre, Ek Kuds Hastanesi, geceleyin vuruldu. Bombardıman, hastanenin çok sayıda bölümünde ağır hasara yolaçtı. Beyt Hanun Hastanesi’ni de vuran bombalar, onun üst katlarına zarar verirken hastalarda ve çalışanlar arasında paniğe yolaçtı. Tank mermileri, El Wafa Hastanesi’ni de vurdu.

Hastanenin müdürü Basman Alaşi, AFP haber ajansına, “İsrail tankları hastaneyi bombalıyor. Onlar birkaç kata zarar verdiler ve hemşirelerden yaralananlar var. Gazze’de güvenilir bir yer yok.” dedi ve “Hastane güvenceli değilse neresi olabilir ki?” sorusunu yöneltti.

AFP’nin, Gazze’nin güneyindeki Han Yunus kentinde bulunan Nasır Hastanesi’nden verdiği bir haber, İsrail saldırısından kaynaklanan ürkütücü insan kaybına ilişkin bir fikir veriyor. Ajans, Perşembe gecesi hastaneye kaldırılan ve çoğunluğunu çocukların oluşturduğu en az 11 kişinin ölmüş olduğunu bildirdi.

Hastalardan biri, oturduğu mahalleye yönelik bir tank saldırısında ağır şekilde yaralanmış olan 25 yaşındaki Hadice Hama. Habere göre, “bedeninin büyük bölümüne, beynine gömülecek, sol kolunu kıracak ve sol gözünü çıkartacak şekilde, şarapnel parçaları isabet etmiş." "Onun yanında, şarapnel parçalarının beynine isabet etmesi sonucunda sağ tarafı felç olmuş 18 yaşındaki Uday El Astal yatıyor.” Astal, akrabalarından, aralarında dört ve altı yaşlarında iki çocuğun bulunduğu dördünün öldürüldüğü bir bombardımanda yaralanmış. Aynı yoğun bakım servisinde, bacağı kesilmiş bir akrabası da bulunuyor.

Serviste görevli Doktor Moataz El Cubur, AFP’ye şunları söylüyor: “Filistinliler katledilirken, bütün dünya seyrediyor. Onlar, evlerinin yanında akrabalarıyla oturan masum insanlar. Bu insanların nereye gitmesi gerekiyor?”

Sağlık yetkililerine göre, Gazze’de, Cuma günü, en az 63 Filistinli öldürüldü. Bu süre içinde, görünüşe göre bir İsrail tankından açılan “dost ateşi”nin kurbanı olan bir İsrail askeri öldü.

Gazze’ye yönelik savaşta seferber edilmiş toplam asker sayısını 65.000’e çıkartacak şekilde 18.000 yedeği daha orduya çağırmış olan İsrail’in, çivi bombaları, atıldığı bölgeye ölümcül şekilde küçük oklar yağdıran insana karşı bir silah ve zehirli gaz gibi, uluslararası düzeyde yasaklanmış silahlar kullandığına ilişkin haberler söz konusu.

ABD Başkanı Barack Obama, bu katliamın ortasında, Cuma sabahı, Netanyahu ile bir görüşme gerçekleştirdi ve İsrail yönetiminin Gazze’deki kanlı harekatına tam ABD desteği verdiğini ifade etti. Görüşmenin ardından Beyaz Saray muhabirlerine konuşan Obama, “İsrail’in kendini savunma hakkına olan güçlü desteğimi yeniden teyid ettim... Hiçbir ulusun, kendi sınırlarına roketler fırlatılmasını kabul etmemesi gerekir.” dedi.

Bu sözler, Gazze’ye yağmur gibi füzeler, bombalar ve toplar yağarken söylendi.

Obama, ardından şu açıklamayı yaptı: “... biz, İsrail’in kendi topraklarına roketler ateşlenmemesinden emin olmaya yönelik askeri çabalarını destekliyoruz. Biz, şimdiki askeri kara harekatının tünellerin üstesinden gelmek için tasarlanmasını anlayışla karşıladığımızı da ifade etmiştik. İsrail’in bu sürece ilişkin yaklaşımını, sivil zayiatı en aza indirecek şekilde sürdüreceğinden umutluyuz.”

Eğer durum bu kadar trajik olmasaydı, Obama’nın sözleri komik olabilirdi. Bu kapsamlı askeri operasyonun, 11 gün içinde yalnızca bir İsrailli’yi öldürmüş olan roketleri durdurmak için gerçekleştiriliyor olduğu ya da İSK’nin tünelleri imha etmekle yetindiği düşüncesi saçmadır. İsrail’in, yüzde 80’ini, dörtte biri çocuk olan ölülerin oluşturduğu insan zaiyatını en aza indirecek şekilde davrandığını ileri sürmek tiksindiricidir.

Benzer bir şekilde, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, “olabildiğince kısa süre içinde” bir ateşkes isterken, İsrail’in “kendisini savunma hakkı”nı vurguladı ki bu, Tek Aviv tarafından, doğru şekilde, Gazze halkına karşı uygun gördüğü savaşa ABD’nin yeşil ışık yakması olarak anlaşıldı.

Gazze’ye yönelik saldırı, bölgeden tek bir roketin bile atılmadığı bir dönemde, uzun süre önce hazırlanmıştı. O, ilk olarak, Hamas’ın Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas yönetimiyle, bölünmüş durumdaki Gazze ile Batı Şeria’yı tek bir oluşum içinde bir araya getiren bir “ulusal uzlaşma”yı kabul etmesine yönelik bir yanıttır. Hamas bu yönetimde hiçbir makama sahip değildi ve sekiz yıldır, ilk kez, İsrail’e ve ABD’ye yaranmaya çalışan bir oluşum olan FY’ye, Gazze’de, en azından bazı yetkileri geri veriyordu. Buna karşılık, Washington yeni hükümeti tanırken, Tel Aviv, iki bölge arasındaki ayrılığı korumaya kararlıydı.

Netanyahu hükümeti, Gazze’ye yönelik ablukayı sıkılaştırarak ve oradaki 43.000 kamu çalışanının maaşlarının ödenmesini engelleyerek, birlik anlaşmasını baltalamaya koyuldu. O, aynı zamanda, Batı Şeria’da üç genç yerleşimcinin kaybolup sonradan ölü bulunmasını, işgal altındaki bölgede yaşayan Hamas üyelerine yönelik baskının bahanesi olarak kullandı. 600 kadar insanı tutuklayan Netanyahu hükümeti, en az 10 Filistinli’nin öldürüldüğü bir baskı dalgası başlattı. Gazze’den roketlerin fırlatılmasına yolaçan şey, bu şiddetli topluca cezalandırma kampanyasıydı.

Daha önemlisi, savaş, dünyadaki toplumsal olarak en fazla kutuplaşmış toplumlardan birinde varolan devasa çelişkileri dışarıya saptırmanın aracı olarak, sürekli şekilde silahlı çatışmaları kışkırtan savaş Siyonist devletin yaşam biçimidir.

Obama yönetimi, aynı yarım yüzyıldan uzun süre öncesine kadar uzanan önceki yönetimler gibi, ABD emperyalizminin petrol zengini Ortadoğu’da egemenlik kurma hedefi doğrultusunda ilerlemenin aracı olarak, İsrail militarizmini desteklemektedir.

Netanyahu, Cuma günü, Obama’nın İsrail’in harekatını tünelleri imha etmekle sınırladığına ilişkin söylemini yalanlayacak şekilde, İsrail’in Gazze katliamını daha da tırmandırmaya hazırlandığının işaretini verdi. O, Tel Aviv’deki askeri karargahta, gazetecilere, “Benim, Güvenlik Kurulu’nun onayıyla İsrail ordusuna verdiğim talimatlar... daha fazla genişleyen, önemli ölçüde genişleyen bir kara harekatı ihtimaline hazırlanma yönündedir.” dedi.

Netanyahu’nun hükümetinde yeralan ve aralarında İsrail’in faşist dışişleri bakanı Avigdor Lieberman’ın da bulunduğu kimi önemli unsurlar, İSK’nin Gazze’nin tamamında denetimi yeniden sağlamasını ve tüm Hamas üyelerini öldürmesini, yakalamasını ya da sınırdışı etmesini talep ediyorlar. Bu savaş hedefleri, on binlerce Filistinli’nin öldürülmesini gerektirmektedir.



Telif Hakkı 1998-2009, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır