World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2014/sep2014/nato-s10.shtml

NATO, Rusya'ya karşı askeri hazırlıkları hızlandırıyor

Kumaran Ira
10 Eylül 2014
İngilizce’den çeviri (28 Ağustos 2014)

Doğu Avrupa'nın dört bir yanındaki yeni üslere asker konuşlandırmak için Ukrayna’daki krizi ve Rusya'nın Kırım’ı ilhakını bahane gösteren ABD ve Avrupalı güçler, Rusya'ya karşı pervasız askeri tırmanmayı hızlandırıyorlar.

Önümüzdeki hafta Cardiff’te yapılacak NATO zirvesi öncesinde, NATO’nun başındaki Anders Fogh Rasmussen, açıkça, Rusya’yı Doğu Ukrayna’yı istikrarsızlaştırmakla suçladı ve adeta savaşla tehdit etti. Guardian gazetesine göre, Rasmussen, NATO zirvesinde “Moskova’da güçlü bir reaksiyonu tetikleyeceği kesin bir hamle olan Rusya sınırında yeni konuşlanmaların” kabul edileceğini belirtti.

Rasmussen, “ Biz, Avrupa’daki bu tamamen yeni güvenlik ortamında hızlı bir şekilde hareket edebilmek amacıyla teyakkuz hareket planı diye adlandırdığımız planı hayata geçireceğiz. Biz, halihazırda, amacı ihtiyaç halinde süratle harekete geçirilebilmek olan NATO müdahale gücüne sahibiz. Şimdi niyetimiz, bu müdahale gücü içinde son derece yüksek hazırlığa sahip bir öncü diye adlandırabileceğim bir güç oluşturmaktır.” dedi. Bu, “malzemelerin ve teçhizatın önceden konumlandırılmasını ve altyapının, üslerin, karargahların hazırlanmasını içerecek. Sonunda, gelecekte, doğuda daha gözle görülebilir bir NATO varlığına şahit olacaksınız.”

NATO’nun Baltık Denizi kıyısında bulunan Polonya şehri Szczecin’deki üssü, muhtemelen yeni sevkiyatlar için aktarma merkezi olacak.

NATO'nun Doğu Avrupa'ya asker yerleştirme kararı, çok sayıda Batılı yetkili tarafından 1990 yılında Almanya'nın birleşmesi sürecinde SSCB'ye verilmiş taahhütleri pervasızca ihlal ediyor. Örneğin, o zamanki ABD Dışişleri Bakanı James Baker, Sovyetler’in birleşmiş bir Almanya’nın NATO’ya katılmasına izin verme konusunda anlaşmasından sonra, “NATO güçleri için NATO yetki alanının doğuya doğru bir santimetre bile genişlemeyeceğini” taahhüt etmişti.

Ayrıca, diplomatik ve askeri kaynaklar, iki NATO savaş gemisinin gelecek hafta Karadeniz’e gireceğini bildirdi. RIA Novosti haber ajansının ismi açıklanmayan bir kaynaktan aktardığına göre, “ilk elde, 3 Eylül’de, iki savaş gemisi Karadeniz’e ulaşacak. Bunlar, ABD donanmasından USS Ross destroyeri ile Fransa Deniz Kuvvetleri’nin Commandant Birot firkateyni.”

NATO güçleri, Rusya ile karşılıklı cepheleşmelerini finanse etmek için, askeri harcamalarda, yalnızca işçi sınıfının zararına kapsamlı sosyal kesintiler yaparak finanse edilebilecek olan büyük bir artışı tartışıyorlar. Rasmussen, "Soğuk Savaş’ın sonundan bu yana nispeten iyi havalarda yaşadık." dedi ve ekledi: "Şimdi köklü bir iklim değişikliği ile karşı karşıyayız. Bu, daha fazla yatırım gerektiriyor. Politikacılar, soğuk savaşın sona ermesinin ardından, savunma harcamalarını eğitim ve sağlık gibi barış zamanı harcama kalemlerine aktarılmasının semeresini toplamaya çalıştılar. Bu anlaşılabilir. Ama şimdi tamamen yeni bir güvenlik ortamındayız."

NATO’nun eski başkomutanı General Sir Richard Shirreff de Avrupa ülkelerinin "savunmaya daha fazla para harcamak için ellerini ceplerine sokmak zorunda" olduğunu söyledi. O, Avrupa'daki "güvenlik çerçevesinin", Mart ayında, Rusya'nın Kırım yarımadasının güneyini Ukrayna'dan ilhakı sonucunda değişmiş olduğunu sözlerine ekledi.

NATO güçlerinin savaş kışkırtıcı propagandası gerçeği tersine çevirmektedir. Aslında, Ukrayna'daki çatışmayı körükleyen, Şubat ayında Rus yanlısı Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç'i devirmiş olan faşistler önderliğindeki darbeyi destekleyen NATO'dur. ABD ve Avrupalı müttefiklerinin amacı, Ukrayna'yı, nükleer silahlı bir güç olan Rusya ile savaş tehdidi yaratacak şekilde, bir ileri harekat üssü haline getirmektir.

NATO, olağanüstü pervasız bir hamleyle, Rusya'yı tehdit etmek için vekil bir güç olarak kullandığı Ukrayna'yı, gayri resmi ama etkili bir şekilde NATO ittifakı içerisine alıyor. Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko gelecek hafta yapılacak NATO zirvesine katılan NATO üyesi olmayan tek devlet başkanı olacak. Guardian'a göre," Ukrayna'nın askeri lojistiğini, komuta ve kontrol yapılarını ve siber savunmasını finanse etmek ve silahlı kuvvetlerin maaşlarını ödemek için, dört 'güven fonu' oluşturulacak."

Rasmussen "Aslında, bu zirvede, kendi güvenlik sektörlerinin kapasitelerini arttırma ve modernize etme konusunda onlara yardımcı olmaya karar vereceğiz." dedi.

Görünen o ki, bu politika, büyük medyada nadiren bahsedilen ve asla detaylandırılmayan NATO içindeki kayda değer iç muhalefete rağmen uygulanıyor.

Avrupalı güçler, her ne kadar Kiev'deki faşist darbeyi desteklemiş olsalar da, belirtildiğine göre, bazıları, Avrupa'nın Rusya ile ekonomik bağlarına zarar vereceği korkusuyla Doğu Avrupa'da kalıcı üsler kurulmasına karşı çıkıyor. Guardian'a göre, "Amerikalılar ve İngilizler, Doğu Avrupalılar’ın taleplerini desteklerken, Fransızlar, İtalyanlar ve İspanyollar buna karşı çıkıyor. Bir NATO yetkilisi, Almanlar’ın Rusya'yı kışkırtmaktan sakınarak tarafsız kaldığını söyledi."

Ukrayna ile ilk doğrudan müzakereleri yapıp Kiev'deki Batı kuklası rejimi tanıyan Kremlin, kendi adına, Ukrayna'daki Batılı güçlere karşı uysal bir tavır sergiliyor.

Salı günü, Poroşenko ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rus liderliğindeki Avrasya Gümrük Birliği, Avrupa Birliği ve Ukrayna arasındaki bir toplantıya katıldıktan sonra Minsk'te bir araya geldi. Her iki ülkenin barış planı için çalışıyor olduğu bildirilmesine rağmen, bu zirveden herhangi bir uzlaşma çıkmadı.

Beyaz Rusya Devlet Başkanı Alexander Lukaşenko, gazetecilere, görüşmelerin "zor" geçtiğini söyledi ama zirvedeki müzakerelerin başarısız olduğunu söylemekten kaçındı. O, "Ne yazık ki, oradaki [Ukrayna'daki] durum, bugüne kadar, ilkesel anlaşmalarının yokluğunda yaşandı, herhangi bir adım ya da teknik anlaşma uzlaşmaya yol açmayacak." dedi.

Putin, yaptığı açılış konuşmasında, Rusya'nın çıkarlarını baltaladığı için, Ukrayna'nın AB ile bir ortaklık anlaşması imzalama kararı hakkındaki endişelerini dile getirdi. Ukrayna, önümüzdeki ay, AB ortaklık anlaşmasını onaylayacak.

Putin, "Bizim argümanlarımız tüm meslektaşlarımız tarafından kabul edilmiyor ama en azından sesimiz duyuldu; görüş alışverişini yoğunlaştırma ve bazı çözümler bulmaya çalışma konusunda fikir birliğine vardık." dedi. Putin, sözlerine, nihai anlaşma olmaması halinde, Rusya'nın ekonomisini korumak için "tedbirler almak" zorunda kalacağını ekledi.

Bununla birlikte, Putin Poroşenko ile görüşmeyi "olumlu" olarak adlandırırken, Poroşenko, görüşme için, "çok karmaşık ve zor" dedi.

Her iki tarafın da "aynı zamanda gaz ve enerji görüşmelerinin yeniden başlamasına acilen ihtiyaç olduğunu kabul ettiklerini" öne süren Putin'in başlıca kaygısının, bir şekilde anlaşmaya varmak için, AB'nin enerji tedarikçisi olarak rolünü güçlendirmek olduğu görünüyor.

NATO Rusya'ya karşı askeri tehditlerini arttırırken, Doğu Ukrayna'da, Rusya yanlısı isyancılar ile Ukrayna ordusu ve onun müttefiği faşist paramiliter birimler arasındaki savaş devam ediyor.

Stratejik olarak Rusya ile Kırım'ı bağlayan yollarda bulunan ve Mart ayında Moskova'ya bağlanan Novoazovsk kentinin çevresinde yer alan bölge, geçtiğimiz günlerde ağır topçu ateşi altına girdi. Novoazovsk, Azak Denizi kıyısında, Rusya'dan sınırından en büyük Ukrayna limanı olan Mariupol'a ve Batı Kırım'a uzanan yol üzerinde bulunuyor.

Doğu Ukrayna'daki çatışmalarda, Birleşmiş Milletler'e göre, 2.249'den fazla kişi öldü ve 6.033'ten fazla da yaralı var. Mülteci seli, artık, 190.000 Ukraynalı'nın ülke içinde yer değiştirmesi ve 207.000 kişinin Rusya'ya sığınmasıyla birlikte, kriz boyutlarına ulaşmış durumda.

Pazartesi günü, Ukraynalı bir yetkili, bir Rus tank ve zırhlı araçları kolunun Güneydoğu Ukrayna’ya girdiğini bildirdi. Kiev Hükümeti, Rusya sınırına yakın bir kasaba olan Amvrosiivka civarında, yaklaşık 10 Rus askerinin esir alındığını söyledi. Moskova, ardından, onların sınırda devriye gezen Rus askerleri olduğunu kabul etti ve muhtemelen yanlışlıkla sınırı geçtiklerini iddia etti.



Telif Hakkı 1998-2009, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır