World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2016/apr2016/yats-a15.shtml

Ukrayna Başbakanı Yatsenyuk derinleşen siyasi krizin ortasında istifa etti

David Levine
15 Nisan 2016
İngilizce’den çeviri (12 Nisan 2016)

Ukrayna Başbakanı Arseniy Yatsenyuk, Pazar günü istifa ettiğini açıkladı. Ukrayna Parlamentosu (Verkhovna Rada), 12 Nisan Salı günü başbakanın istifasını kabul etmeyi oylayacak. Onun yerine başbakan olarak Petro Poroşenko Bloku’nun bir üyesi olan meclis başkanı Volodymyr Groysman geçecek.

Yatsenyuk, büyük siyasi skandalların ve krizlerin sık sık ve düzenli olarak meydana geldiği bir ülkede, Ukrayna’nın en nefret edilen politikacısı olarak hükümetten ayrılıyor.

Geçtiğimiz aylarda, çok sayıda kamuoyu yoklaması, Yatsenyuk’un ve partisi Halk Cephesi’nin destek oranının, onu Avrupa’daki en az desteklenen siyasi kişilerden biri yapacak şekilde, yüzde 1 ile yüzde 8 aralığında olduğunu tahmin etmişti. Bir ankete göre, katılımcıların yaklaşık yüzde 70’i istifasını onaylıyordu.

Yatsenyuk, ilk olarak, 2014 Şubat ayının sonunda, eski devlet başkanı Viktor Yanukoviç’i ülkeden kaçmaya zorlayan faşistlerin öncülüğündeki ABD destekli darbenin ardından Ukrayna Parlamentosu’nun oylaması ile başbakan olmuştu. Parlamento, onu, Kasım 2014’te, erken seçimlerin ardından yeniden başbakan olarak atadı.

Yatsenyuk, Maidan darbesinden bu yana hükümet başkanı olarak, Ukrayna ekonomisinin yıkıcı çöküşünde, Ukrayna halkının yoksullaştırılmasında ve Ukrayna’nın doğusunda büyük ihtimalle on binlerce yaşama mal olan ve bir milyonu aşkının insanın ülkeyi terk etmesine neden olan bir iç savaşı kışkırtmakta mutlak sorumluluk taşımaktadır.

Yatsenyuk hükümeti, GSYİH’de 2014’te yüzde 6,8; 2015’te ise yüzde 12’lik bir düşüşe başkanlık etti. Reel ücretler 2015’te yüzde 10 düştü.

Yatsenyuk’un istifası, onun ve bakanlar kurulunun, hem Ukrayna siyaset kurumu içindeki rakiplerinden gelen artan oranda ısrarcı istifa taleplerine hem de hükümetin ABD denetimcilerinin perde arkasındaki baskısına uğramış olduğu birkaç aylık dönemin ardından geliyor.

Şubat ayındaki bir gensoru önergesi öncesinde, ABD’li yetkililer, başlangıçta, Yatsenyuk’un görevde kalması gerektiğini savunmuşlardı. Ancak, Zn.ua web sitesine göre, Devlet Başkanı Petro Poroşenko’nun 30 Mart – 1 Nisan ABD ziyareti sırasında, Dışişleri Bakanı Yardımcısı Victoria Nuland ve Başkan Yardımcısı Joseph Biden, yeni bir hükümet oluşturulmasını talep etmiş ve 12 Nisan’ı son gün olarak belirlemişlerdi. Bu tür emirlerin verilebiliyor ve izlenebiliyor olması, Kiev’in Washington’a tam itaatini son derece açık bir şekilde vurgulamaktadır.

Kasım 2014 parlamento seçimlerinden bu yana, Yatsenyuk’un Halk Cephesi ve Petro Poroşenko Bloku, Anavatan partisi, Oleh Liaşko’nun Radikal Partisi ve Özgüven partisi ile birlikte, Ukrayna Parlamentosu’nda koalisyon ortağıydı. Ancak, Şubat 2016’da, bu eski koalisyonun tüm diğer partileri Halk Cephesi’nin aleyhine döndü.

Hükümetin bir parlamento çoğunluğu olmaksızın Ukrayna’nın alacaklılarının, en belirgin şekilde de Uluslararası Para Fonu’nun talep ettiği neo-liberal “reformlar”ı yasalaştırma yeterliliği bozulmuştu. Böylece, Yatsenyuk’un karşıtları, koalisyondan ayrılarak, onu ülkenin korkunç ekonomik durumu için işe yarar bir günah keçisi yaptılar; aynı anda, bu duruma neden olan aynı siyasi rotaya devam etmeye hazırlanıyorlar.

Yatsenyuk’un istifasına yol açan basınç, bütünüyle sinik ve ikiyüzlü bir karakterde olmuştur. Yatsenyuk, ona yönelik halk desteğinin çöküşünden kişisel kazanç sağlama peşinde koşan eski müttefikleri, aşırı sağcı kariyeristler tarafından defedilmiştir. Ukrayna sosyal yaşamının hiçbir yönünde, şu anda onun istifasından kazanç elde etmeye hazırlanmakta olan haydutlardan ve şarlatanlardan herhangi bir iyileşme beklenemez.

Yatsenyuk’a yönelik resmi eleştiri, aşırı sağdan gelmektedir. Yani, Yatsenyuk, Doğu Ukrayna halkına karşı bir saldırganlık savaşı suçu işlemekle; acımasız kemer sıkma politikaları ya da Rusya ile ticaretteki -ülke ekonomisinin çöküşüne neden olan- keskin düşüşü gerçekleştirmekle eleştirilmemektedir. Aksine, Yatsenyuk’un Ukrayna siyaset kurumundaki karşıtları, onu, “reformları” uygulamakta başarısız olmakla ve hükümetin yolsuzluğuna ortaklık etmekle suçlamıştır.

Yatsenyuk’a karşı hareketin yolsuzluğa karşı bir mücadele ile hiçbir ilişkisinin olmadığı gerçeği, Panama Belgeleri’nin ilk ifşalarıyla vurgulandı. Sızan belgelere göre, bizzat Devlet Başkanı Poroşenko, devlet başkanı olarak resmen göreve başlamasından iki ay sonra, Ağustos 2014’te, vergi kaçırma amacıyla Britanya Virgin Adaları’nda gizli bir offshore şirketi oluşturmuş durumdadır.

Yatsenyuk, yıkıcı kemer sıkma önlemleri ve iç savaş politikaları uygulamasına ve Amerika Birleşik Devletleri hükümeti ile son derece kölece ilişkisine ek olarak, tipik olarak tiksindirici ve gerici açıklamalarıyla hatırlanacaktır.

Onun, Alman televizyonu ARD’ye 8 Ocak 2015’teki şu yorumu, özellikle kayda değerdir: “Ukrayna’daki Rus saldırganlığı, dünyadaki ve Avrupa’daki düzene bir saldırıdır. Biz, hala, Ukrayna’ya ve Almanya’ya yönelik Sovyet istilasını gayet iyi hatırlıyoruz.” Alman yetkililer, sonradan, bu açıklamayla aralarına mesafe koymaya ve II. Dünya Savaşı’ndaki Alman sorumluluğunu kabul ettiklerini beyan etmeye zorlandılar.

Yatsenyuk, Pazar günkü istifa açıklamasında, halktan hiç destek görmemesine rağmen, aktif siyasette kalma niyetini belirtti: “Bugünden itibaren, görevlerimi, hükümet başkanın yetkilerinden daha geniş olarak görüyorum: yeni seçim yasaları, anayasal reform, adli reform, yeni hükümetin politikaları üzerine koalisyon denetimi, Ukrayna için uluslararası destek ve Avrupa Birliği ile NATO’ya üyelik programımın parçasıdır.”



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır