World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2016/dec2016/pers-d20.shtml

ABD medyasının Rusya’ya karşı savaş yönündeki yeni-McCarthyci kampanyası

Andre Damon
20 Aralık 2016
İngilizce’den çeviri (16 Aralık 2016)

Amerikan halkı, medya ve siyaset kurumunun savaşın önünü açmayı amaçlayan şiddetli bir propaganda ateşine tabi tutuluyor.

Kampanya, Çarşamba günü New York Times’da (NYT) yayımlanan bir başyazıyla, bu hafta keskin bir şekilde tırmandı. [Bu kampanyada,] tümüyle isimsiz kaynaklar ile uydurma ve düzmece kanıtlardan hareketle, Rusya’nın Demokratik Parti’nin elektronik mesajlarını heklediği ve ABD’ye karşı bir “siber savaş” sürdürdüğü kesinmiş gibi sunuluyor.

Bu iddiaları, Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest’ın ABD’deki medya kaynaklarının WikiLeaks tarafından açıklanan Demokratik Parti e-maillerini haber yaparken “asıl olarak Rusya istihbaratının kolları haline gelmiş” olduğunu belirttiği Çarşamba günkü bir basın açıklaması izledi.

Earnest, Perşembe günü, seçilmiş başkan Trump’ın, “kendi kampanyasına yardımcı olacağına inandığı için, Rusya’yı karşıtlarını heklemeye” teşvik ettiğini açıkladı. Aynı gün ilerleyen saatlerde, NPR’ye [National Public Radio-ABD’deki Ulusal Devlet Radyosu], “Bana göre, yabancı bir hükümet seçimlerimizin bütünlüğünü etkilemeye çalıştığı zaman, hiç kuşkusuz harekete geçmemiz gerekir ki bunu yapacağız” diyen Başkan Obama, Rusya’ya misilleme yapma tehdidinde bulundu.

Obama yönetiminin bu savaş kışkırtıcısı açıklamalarına, ABD’deki ve diğer ülkelerdeki önde gelen gazetelerin, Trump’ın Rusya karşısındaki uyumlu duruşunu kınayan ve iddia edilen heklemeye daha saldırgan bir karşılık yaygarası kopartan başyazılar eşlik etti. Adı açıklanmayan istihbarat yetkililerine dayandırılan haberlerde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in heklemeyi doğrudan emrettiği ve yönettiği iddia ediliyor.

NYT, kışkırtıcı makalesinin ardından, Perşembe günü, seçilmiş başkanı neredeyse bir Rus ajanı olarak suçlayan bir başyazı yayımladı. Gazete, “Yabancı sahtekar bir devlet tarafından oynatılıyor olduğunu bilmeyen bir Amerikan başkanından -Lenin’in sözleriyle- daha ‘kullanışlı bir salak’ olamazdı” diyor. Rusya’yı “en eski, en kararlı yabancı rakiplerimizden biri” olarak tanımlayan başyazı, “Kremlin’in 2016 seçimlerine karışması misilleme önlemlerini” meşrulaştırmaktadır diye devam ediyor.

NYT’nin ve diğer medya kaynaklarının açıklamaları, Sovyetler Birliği’nin yerine kapitalist Rusya’yı geçirerek, 1950’li yılların McCarthizminin, “sahtekar” Rusya’nın histerik biçimde suçlanması, utanmazca yalanlar ve yerli muhaliflere yönelik casus, hain, yabancı devletlerin ajanları diye saldırılması gibi tüm zehirli unsurlarını birleştirmektedir.

Devlet içinde sert ve öfkeli çatışmalar yaşanıyor ve ordu-istihbarat aygıtının bir hizbi, Rusya’ya saldırganca meydan okumadan geri adım atmamaya kararlı. Bu, Suriye’deki CIA önderliğinde girişilen rejim değişikliği operasyonunun bozguna uğraması konusundaki öfke ile bağlantılıdır. Trump, bakanlar kurulunu generallerle doldurmuş durumda ve savaşın kapsamlı bir şekilde tırmandırılmasını planlıyor ama aynı zamanda, Rusya ile daha fazla uzlaşma tercihini de belirtiyor.

Egemen sınıf içindeki bu öldürücü çatışmanın altında, Amerikan halkını, siyasi olarak, hem Ortadoğu’da hem de bizzat Rusya’ya karşı daha fazla askeri tırmanmayı desteklemeye zorlama yönünde organize bir çaba yatmaktadır.

Rusya’nın ABD seçimlerine karıştığını iddia eden propaganda kampanyası, Rusya tarafından desteklenen Suriye hükümet güçlerinin Halep’i yeniden ele geçirirken katliamlar gerçekleştirdiğini iddia eden bir medya yıldırım savaşına paralel bir şekilde sürdürülüyor.

NYT’nin Perşembe günü yayımlanan “Halep’i imha edenler: Esad, Putin ve İran” başlıklı başyazısında, “Sayın Obama, 2011’de Sayın Esad’a ‘istifa’ çağrısı yaptıktan sonra, bunu asla gerçekleştiremedi. Dahası, bunu en azından Amerikan halkı tarafından kabul edilebilir bir bedelle gerçekleştirmek, hiçbir zaman onun elinde olmadı.” diye yazdı. NYT’nin birinci sayfasında yer alan yazı, ABD’nin Suriye’ye askeri müdahalesine halk desteği sağlama yönündeki çabaların önceki propaganda kampanyaları kadar “etkili olmadığı”ndan yakınıyordu.

Bu histeriye uluslararası basın da katıldı. Almanya’da yayımlanan Der Spiegel dergisinin serbest kürsü bölümündeki bir yazı, Obama’nın Suriye’deki krize “askeri değil ama diplomatik bir çözüm aradığı”ndan şikayet ediyordu. Bu onu, aktör devletler olan “ABD’de ve burada [Almanya] popüler kılmış”tı ama bu tür “ben bilirimcilik yanlış”tı.

Bu tür medya propaganda kampanyaları yeni değil. Onlar, istisnasız şekilde, her askeri macera öncesinde devreye girmişlerdir. 2001’de istila edilmeden önce Afganistan’ı 11 Eylül terör saldırısından sorumlu tutma girişimleri; Irak’ın 2003’te istilasından önce “kitlesel imha silahları” hakkında iddiaların ortaya atılması; ABD’nin 2011’de Libya’yı bombalayıp harabeye çevirmesinden önce, Bingazi’deki sivillerin katledilmesinin an meselesi olduğuna ilişkin haberler bunun örnekleridir.

Bununla birlikte, aradaki fark, bu kampanyanın, neredeyse savunmasız ve yoksul bir eski sömürgeyi değil ama dünyanın ikinci büyük nükleer cephaneliğine sahip olan Rusya’yı hedeflemesidir. Bu kampanyayı sürdüren kişilerin hiçbiri, Rusya’ya karşı bir savaşın nasıl verilmesi gerektiğini, kaç insanın öleceğini ve böyle bir savaşın insan uygarlığının yıkımına yol açacak nükleer bir çatışmayı nasıl önleyebileceğini açıklama zahmetine katlanmıyor.

Manşetlerin ve küfürbaz başyazıların ardında, 60 yıldır görülmedik çapta bir savaşa hazırlanma yönünde adımlar atılıyor. Bu yılın başlarında, ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Mark A. Milley, Birleşik Devletler Ordusu Derneği’ne [ABD ordusunu savunan, 1950’de kurulmuş bir dernek], ordunun, büyük güçlere karşı, “son derece ölümcül, ordumuzun II. Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşadığı hiçbir deneyime benzemeyecek” savaşlara hazırlanması gerektiğini anlatmıştı.

Geçtiğimiz iki haftadır gelişen kampanya, bir Clinton yönetiminin politikasının ne olacağını ortaya koymaktadır. Demokratik Parti ve medyadaki müttefikleri, Trump’a yönelik muhalefetlerini, onun seçmen oyları içinde yaklaşık üç milyon az oy almış olması ya da bakanlar kuruluna sağcı gerici milyarderleri, bankerleri, şirket yöneticilerini ve generalleri atamış olması değil; Rusya konusunda “yumuşak” davranması suçlaması üzerine kurmuş durumdalar.

Devlet içindeki çatışmanın sonucu ne olursa olsun, Amerikan egemen sınıfı savaşa hazırlanıyor. SSCB’nin 25 yıl önce dağılması, dünyanın, ABD’nin rakipsiz hegemonyası altında, insanlığın 20. yüzyılda sürüklendiği savaşlardan arınacağı kalıcı bir barış çağına ilişkin açıklamalarla kutlanmıştı. Şimdi, çeyrek yüzyıllık kanlı bölgesel çatışmalardan sonra, basının dehşet verici açıklamaları, yeni bir dünya savaşının hazırlandığını ortaya koyuyor.

Geniş işçi ve gençlik kesimleri içinde, hükümetin yalanlarına karşı derin bir kuşkuculuk ve savaş karşıtlığı söz konusu. Bununla birlikte, bu muhalefet, siyaset kurumunun hiçbir kesimi içinde yansımasını bulamıyor. Acil görev, işçi sınıfının kapitalizme ve egemen sınıfın bütün partilerine karşı uluslararası birliği üzerine kurulu yeni bir savaş karşıtı hareketin inşasıdır.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır