World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2016/jan2016/blac-j22.shtml

Karadeniz’deki savaş gemisi yığınağı ABD-Rusya gerilimini tırmandırıyor

Thomas Gaist
22 Ocak 2016
İngilizce’den çeviri (20 Ocak 2016)

Rus hükümeti, Salı günü, Rusya Donanması’nın son derece stratejik olan Karadeniz’deki savaş gemisi varlığını takviye edeceğini duyurdu. Moskova, yeni konuşlandırmaların ABD ve NATO güçlerinin yığınağına karşılık olduğunu söylüyor.

Novaya Gazeta’ya konuşan bir Rus yetkiliye göre, Kafkasya’daki Rus kuvvetleri ile birlikte ek savaş gemileri ve füze bataryaları konuşlandırılması, NATO’nun Karadeniz’deki arttırılmış varlığı eliyle yaratılan tehlikeyi etkin bir şekilde etkisiz hale getirecek.

Rus konuşlandırmaları, Washington’da, ABD’nin donanma üstünlüğüne yönelik vahim bir tehdidin ifadesi olarak vurgulandı.

ABD Deniz Harekat Başkanı John Richardson, Ulusal Basın Kulübü’ne, “Ruslar, oldukça ileriye dönük bir denizcilik stratejisi ürettiler. Bu tehdide karşılık vermemiz gerekiyor.” açıklamasını yaptı.

Richardson, “Rus Donanması, yirmi yılı aşkın süredir görülmemiş bir sıklıkta ve hızda faaliyet gösteriyor. Bu, büyük güç rekabetidir.” dedi.

Richardson, ABD’li yetkililerin, ABD Donanması’nın “Denizcilik Üstünlüğünü Koruma Planı”nın bir parçası olarak, Akdeniz ve Karadeniz boyunca bölgedeki hükümetler ile stratejiyi koordine ettiğini söyledi.

Geçtiğimiz Aralık ayı sonlarında, ABD Deniz Kuvvetleri İstihbaratı, “Rus Donanması: Tarihsel Bir Geçiş” başlıklı bir rapor yayınlarken, medyada Rus Donanması’nın tehlikeli olduğu varsayılan bir üst modele geçmesine ilişkin uyarılarına tanık olundu. ABD Donanması, daha iyi bir savaş gemisi teknolojisinin, Rusya’nın, artık, “Rusya Federasyonu’nun deniz yollarını daha yeterli bir şekilde savunması”nı mümkün kılacağı ve Moskova’ya, “Rusya’nın ve onun denizcilik özel ekonomik bölgesinin ileriye doğru katmanlandırılmış savunmasını” sağlayacağı uyarısında bulundu. ABD Donanması’na göre, Moskova, “gücü bölgesel olarak yaymayı ve Devlet Başkanı Putin’in Rusya’yı açık büyük güç statüsüne geri döndürme hedefini ilerletmeyi” amaçlıyor.

ABD’nin Avrupa Ordusu komutanı General Ben Hodges, Aralık ayında, Rus kuvvetlerinin, artık, “Karadeniz’e erişimi fiilen bozma yeteneği”ne sahip olduğu uyarısında bulundu.

Gerçekte, Batı ile Rusya arasında giderek büyüyen bir askeri çatışma tehlikesinin sorumluları, emperyalist güçler ve onların bölgesel müttefikleridir. Moskova’nın Karadeniz’e daha fazla kuvvet sevk etme kararı, Batılı güçlerin Rusya’ya karşı deniz ablukası dayatma çabalarına yönelik, öngörülebilir bir tepkidir.

Karadeniz taşımacılık rotalarının bir ABD-NATO ablukasıyla kapatılması, düşen petrol fiyatlarının Moskova’nın bütçesini zaten daralttığı koşullar altında, Rusya hükümetinin ve egemen seçkinlerinin son derece ihtiyaç duyduğu petrol ihracatının ve diğer ticari akışların kesilmesi anlamına gelecektir. Nitekim Ukrayna’da ABD tarafından kışkırtılan krizin ve ardından Kırım üzerine yaşanan mücadelenin başlıca amaçlarından biri, Rusya’yı Karadeniz’e erişimden yoksun bırakmaktı.

Washington’ın izlediği pervasız militarizm Rusya’yı kendi operasyonlarını genişletmeye zorlarken, ABD hükümeti, küresel ölçekte şiddetin ve savaşın açık ara farkla önde gelen kışkırtıcısıdır. Washington’ın askeri operasyonları, Rusya’nınkileri gölgede bırakmaktadır.

Rusya’nın Suriye’deki bombardıman harekatı ve Doğu Avrupa’dan ve Orta Asya’dan birliklerin sıcak noktalara artan sevkiyatı, Rusya ile müttefiklerinin Karadeniz’de ve Kafkasya’daki kara birlikleriyle gerçekleştireceği yaklaşmakta olan ortak tatbikatları dahil, görece savunma amaçlı düşüncelerle yönlendirilmiştir. Onlar, büyük ölçüde, Rusya’nın güney kanadını Batı destekli istikrarsızlaştırıcı operasyonlara karşı güçlendirmeyi amaçlamaktadır.

ABD-NATO’nun Karadeniz’deki askeri yığınağı, ABD emperyalizminin tüm Avrasya üzerinde egemenliğini dayatma ve potansiyel bir bölgesel rakip olarak Rusya’yı bertaraf etme yönündeki daha geniş jeo-stratejik amaçlarından doğmaktadır. “Rus emperyalizmi” hakkında edilen laflar, bu gerçeği örtbas etmeyi ve ABD’nin savaş yönelimine ideolojik örtü sağlamayı hedeflemektedir.

ABD ve Almanya destekli faşist güçlerin öncülük ettiği Kiev’deki Şubat 2014 darbesinden bu yana, Doğu Avrupa, bir NATO savaş kampına dönüştürülmüştür.

Eylül 2015’te Polonya’da, Romanya’da, Baltık devletlerinde ve Bulgaristan’da NATO’nun yeni alt karargahlarının kurulması dahil olmak üzere, Doğu Avrupa’daki komuta ve kontrol altyapısının bir diğer büyük genişlemesini ilan eden NATO, Ukrayna’daki darbeyi izleyen dönemde, varlığını sürekli olarak arttırmıştır.

Polonya hükümeti, Doğu Avrupa’daki bir avuç ABD destekli sağcı yönetimin yanında, Moskova’ya karşı savaş yöneliminin bir mızrak başı olarak ortaya çıkmış durumda. Wall Street Journal, Pazartesi günü, Polonya ve NATO yetkililerinin, Polonya’ya kalıcı olarak ek NATO askerleri konuşlandırılmasını tartıştıklarını bildirdi. Polonya Devlet Başkanı Andrzej Duda, Brüksel’den yaptığı açıklamada, Polonya ile Orta ve Doğu Avrupa’nın daha geniş bir bölümüne asker konuşlandırılması ve önceden silah yerleştirilmesi çağrısında bulundu.

Özünde söz konusu ülkelerin NATO orduları tarafından kalıcı işgalini talep eden Duda, “Bugün, her şey, bizim, Orta ve Doğu Avrupa’da, karada kayda değer bir altyapıya ve asker varlığına ihtiyaç duyduğumuzu gösteriyor. Bu güçleri desteklemek için iyi bir sisteme ihtiyacımız var.” dedi.

Benzeri bir rol oynayan Romanya hükümeti, Salı günü, Romanya’dan, Almanya’dan, İtalya’dan, Türkiye’den ve ABD’den deniz kuvvetlerini kapsayacak kalıcı bir NATO Karadeniz Gücü oluşturulması çağrısı yaptı.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır