World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2016/jul2016/turk-j19.shtml

Türkiye'de askeri darbe girişimi

James Cogan
19 Temmuz 2016
İngilizce’den çeviri (16 Temmuz 2016)

Türk ordusundan bir grup [15 Temmuz] akşam saatlerinden beri bir darbe gerçekleştirmeye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki hükümeti devirmeye çalışıyor. Ülkenin ekonomik merkezi İstanbul'da ve siyasi başkenti Ankara'da rakip ordu ve polis birlikleri arasında çatışmaların olduğu bildirildi. En az 42 kişi öldü ve tahminen bin kişi yaralandı. Devletin haber ajansları, 750'den fazla insanın tutuklandığını bildiriyor.

Ordunun ve devlet aygıtının Erdoğan tarafından kenara alınmış ve daha da marjinalleşmekten korkan bir kanadını temsil ediyor görünen darbe girişimcileri, yaptıkları açıklamada, amaçlarının, “anayasal düzeninin, demokrasinin, insan hak ve özgürlüklerinin tekrar temin ve tesisi; ülkede hukukun üstünlüğünün yeniden hakim kılınması; bozulan asayiş düzeninin tekrar sağlanması” olduğunu belirttiler. Ege kıyısındaki tatil yöresi Marmaris'te tatilde olan Erdoğan, darbeyi mahkum etmek ve halka hükümeti savunmak için “meydanlarda ve havalimanlarında toplanma” çağrısı yapmak amacıyla CNN Türk'teki canlı yayına bağlanmak için bir FaceTime görüntülü aramayı kullandı.

Bir WSWS muhabiri, İstanbul'un işçi sınıfı ağırlıklı kenar mahallelerinde, binlerce insanın darbeye karşı sokaklara çıktığını ve kendisinin savaş uçaklarının ve ateşlenen silahların seslerini duyduğunu bildirdi. Ankara yakınlarında, Türk hava kuvvetlerine bağlı F-16 savaş uçakları, darbe girişiminde kullanılan bir helikopteri düşürdü. Ankara’daki Türk parlamentosu (TBMM) asiler tarafından bombalandı.

Şu anda, darbe başarısızlığa uğruyor görünüyor. Ordunun büyük kesimi, başlıca Türk patron örgütü TÜSİAD ve en önemlisi Washington'da Erdoğan yönetimini destekleyen bir açıklama yapan Obama yönetimi darbe girişimine karşı çıktı. Hükümet yanlısı güçler devlet televizyonu TRT'nin kontrolünü yeniden ele geçirirken, darbeyi destekleyen ordu birliklerinin sokaklardan çekildiği bildiriliyor.

Darbenin hızla yenilgiye uğrayıp uğramayacağına ya da Türkiye'nin daha müzmin bir iç savaşa sürüklenip sürüklenmeyeceğine bakmaksızın, yaşanan gelişmeler, burjuva düzenin siyasi kurumlarının ve mekanizmalarının uluslararası ölçekte gerçekleşen genelleşmiş çöküşünün ifadesidir. Ülkeler, küresel ekonomik krizin, tarihi toplumsal eşitsizlik düzeylerinin ve ABD emperyalizmi ile müttefiklerinin petrol zengini Ortadoğu'ya egemen olma ve dünyanın her bölgesinde Rusya ile Çin'in nüfuzunun altını oymayı amaçlayan askeri gündeminin yıkıcı sonuçlarının kolay kolay kontrol edilemeyen etkisi altında, birbiri ardına çalkantıya sürükleniyorlar.

Türkiye'deki darbe girişimi, Britanya'daki Brexit referandumunda verilen “Ayrılma” oyunun ve ABD'deki polis cinayetleri ile Donald Trump'ın Cumhuriyetçi Parti'nin başkanlık adaylığını kazanma olasılığı üzerine yaşanan siyasi krizin yan ürünü bağlamında gerçekleşiyor. Girişim, Fransa'daki olağanüstü halin uzatılmasının, NATO'nun Rusya ile tırmanan askeri cepheleşme yöneliminin ve bir uluslararası mahkemenin Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki hak iddialarının geçersiz olduğuna karar vermesinden sonra Asya'da artan gerilimlerin ardından yaşanmaktadır. Dünyanın dört bir yanındaki egemen çevrelerin -Türk ordusunun bir kesiminin ülkedeki burjuva düzeni istikrara kavuşturmanın tek yolunun Erdoğan yönetimini devirmek olduğu biçimindeki hesabı dahil- giriştiği pervasız, hatta her şeyi göze almış eylemleri olarak görünen şeyde küresel istikrarsızlığın önemli bir rol oynadığına hiç kuşku yok.

Erdoğan'ın İslamcı temelli Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), 2002'den bu yana iktidarda. O, devlet kontrollerinin adım adım kaldırılması ve ülkenin ve işgücünün düşük maliyetli bir üretim üssü olarak ulusötesi şirketlere açılması üzerinde yükselen büyük bir ekonomik genişlemeyi yönetti. Kapitalist seçkinler, nüfusun en zengin yüzde birinin ulusal servet içindeki payı 2002'deki yüzde 39'dan 2015'te yüzde 54'e çıkarken, anormal biçimde zenginleştiler. Buna karşılık, işçi sınıfı ve kent yoksullarının yaşam standartları önemli ölçüde geriledi. Resmi istatistikler bile, Türk hanehalklarının yüzde 22,4'ünün aylık 1.626 dolarlık yoksulluk sınırının altında kazandığını gösteriyor. Üç milyon insan Avrupa'nın diğer bölgelerinde iş aramak amacıyla ülkeyi terk etmişken, işsizlik, yüzde 10,8 seviyesinde.

Aynı zamanda, toplumsal çelişkiler artıyor. Türkiye, Erdoğan'ın ve AKP'nin, Irak'ın ABD tarafından istilasındaki ve işgalindeki işbirliği ve Suriye'de ABD önderliğinde sürdürülen, El Kaide ve IŞİD dahil İslamcı milisleri kapsayan iç savaştaki merkezi rolü eliyle son derece istikrarsızlaştı.

Suriye savaşı, Türk egemen seçkinleri için bir fiyaskoya dönüşmüş durumda. Katliamların yerinden yurdundan ettiği milyonlarca insan sığınma arayışı içinde Suriye sınırından içeriye akarken, binlerce İslamcı milis, ülkeyi, Esad'a karşı savaşa katılmak için bir geçiş noktası olarak kullandı. Komşu Irak'ta, IŞİD, 2014'te, ABD yanlısı hükümete saldırmak için, Türkiye yardımıyla elde ettiği insan gücünü ve silahları kullandı. Bu, Washington'ın, silahlandırmış olduğu ve Türkiye'nin desteğini talep ettiği aynı İslamcılara karşı bir savaş başlatmasını kışkırttı. Rusya'nın Esad yönetimini desteklemeye yönelik müdahalesi, Türk hava kuvvetlerinin bir Rus uçağını düşürdüğü ve Ankara ile Moskova arasında topyekün savaş olasılığını ortaya koyan açık askeri çatışmalara yol açtı.

Ankara'nın bakış açısından, Irak'taki gelişmelere ilişkin en büyük kaygı, Kürt bölgesel yetkililerinin, krizi, petrol zengini Kerkük bölgesini işgal edip Türkiye'nin sınırında fiili bir özerk bölge oluşturmuş olan kuzey Suriye'deki Kürt savaşçılara yardım akıtarak, kendi bölgelerini büyük ölçüde genişletmek için kullanmasıydı.

Erdoğan, toplumsal gerilimleri başka yöne çevirmek ve Türkiyeli Kürtler arasında yeniden canlanan huzursuzluğu önceden tutmak için, Kürtlere dayanan siyasi partiler ile bir bütün olarak Kürt halkı üzerinde vahşi bir baskı uyguladı. Bu istikrarsızlığa ek olarak, Erdoğan'ı haklı bir şekilde örtük müttefik olarak görmüş olan IŞİD, destekleyicilerine Türkiye içinde terörist eylemler gerçekleştirme çağrısı yaparak, ihanet olarak gördüğü şeye karşı misilleme yaptı. Ülkedeki ekonomik büyüme, küresel ekonomik krizin ve siyasi belirsizliğin etkisiyle, çarpıcı biçimde yavaşlamış durumda ve önümüzdeki yıl daha da gerilemesi bekleniyor.

Türk ordusunun bazı kesimleri tarafından geceleyin gerçekleştirilen darbe girişimi, yalnızca, toplumsal ve sınıfsal çelişkilerin zaten patlama noktasındaki yoğunluğunu doruk noktasına çıkartacaktır. Kapitalist sınıfın içinde yaşanan krizlerin ve kanlı iç çatışmanın ortasındaki kritik sorun, işçi sınıfının kendi bağımsız çıkarlarını ileri sürmeye yönelik müdahalesidir. Türkiye'de, dünyanın dört bir yanındaki her ülkede olduğu gibi, en önemli şey, bütün etnik ve dinsel çevrelerden işçilerin, kapitalizmin başarısızlığına sosyalist ve enternasyonalist bir çözüm uğruna mücadeledeki birliğidir.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır