World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2016/jun2016/fran-j18.shtml

Yeni ulusal eylem gününde Fransız iş yasasına muhalefet tırmanıyor

Anthony Torres
18 Haziran 2016
İngilizce’den çeviri (15 Haziran 2016)

Dün [14 Haziran], Sosyalist Parti (PS) hükümetinin iş yasasına karşı gerçekleşen eylem günü (geçtiğimiz aydan beri düzenlenen ilk ulusal protesto), işçiler arasında egemen sınıfın Avrupa Birliği (AB) genelinde dayattığı kemer sıkma politikalarına karşı büyüyen mücadele kararlılığını ortaya koydu.

Hükümetin grevleri ezme ve işçileri moral bozukluğuna uğratma çabalarına rağmen, çeşitli kentlerdeki yürüyüşler önceki seferberliklerde olduğundan gözle görülür derecede daha genişti. Fransa genelinde 50 dolayında protesto planlanmıştı.

İşçiler, trenlerle ve etkinlik için kiralanan otobüs konvoylarıyla ülkenin dört bir yanından Paris’teki protestoya geldiler. Polis, protestoya 75.000 kişinin katıldığını tahmin ederken, sendika kaynakları 1 milyonu aşkın insanının katıldığını iddia etti.

Basında yer alan haberlere göre, Toulouse’ta 6.000-20.000, Rennes’te 4.000 kişi yürüdü. Fransa’nın ikinci büyük kenti Lyon’da, 3.800 ile 10.000 arasında insan toplandı.

İşçiler, PS’nin ve güvenlik güçlerinin olağanüstü hal ortamında örgütlediği baskıya meydan okudular. Medya ve politikacılar, işçilerin, Euro 2016 futbol kupasını aksatmayı önlemek için mücadelelerini durdurmasında ısrar ettiler. Paris emniyeti, 130 kişinin protestolara katılmasını yasaklayan kısıtlayıcı emirler yayınladı.

Çevik kuvvet, birkaç yüz göstericiyi yalıtmak ve onlarla karşı karşıya gelmek amacıyla yürüyüşçüleri ikiye bölecek şekilde, Paris protestosuna saldırdı. Protestocular ile çevik kuvvet arasında çatışmalar patlak verdi ve güvenlik güçleri göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su sıktı. Paris’te yaklaşık 20 polisin yanı sıra en az altı protestocu yaralandı ve 15 kişi gözaltına alındı.

İşçi sınıfı içinde PS hükümetine karşı hareketin yaygın radikalleşmesini, işçilerin ileri sürdüğü taleplerin gücü ve hızla yayılması, protesto yürüyüşlerinin genişlemesinden daha fazla doğruluyor.

İş yasasına karşı protestolarda yükseltilen talepler, bir tek bu gerici yasanın geri çekilmesinin çok ötesine geçiyor. İşçiler, PS’nin tüm politikalarına -kemer sıkma, olağanüstü hal ve deniz ötesi emperyalist müdahaleler- giderek artan oranda düşmanca yaklaşıyorlar.

İşçilerin muhalefeti ile gösterileri sınırlamaya çalışan Stalinist Genel İşçi Konfederasyonu’nun (CGT) perspektifi arasındaki uçurum büyüyor. CGT Genel Sekreteri Philippe Martinez, yasa üzerine PS ile sözümona işçilerin taleplerini karşılayacak bir anlaşmayı pazarlık etmeye çalışıyor. PS önderliği iş yasasında hiçbir kayda değer değişikliğe müsaade etmeyeceğinde ısrar ederken, işçiler yasanın geri çekilmesinden başka bir şeyi kabul etmeyeceklerinde diretiyorlar.

Dünya Sosyalist Web Sitesi (WSWS) muhabirleri, Paris ile Marsilya’da protestocularla konuştular. Ville-Evrard akıl hastanesinde çalışan Solène, şunları söyledi: “Ben, iş yasası protestosuna, kendilerinden başkasını dinlemeyen, halkın düşüncelerine kulak asmayan tüm bu bakanlara karşı katıldım. Bize gına geldi ve durum daha da çekilmez oluyor.

“Zaten bunca mesai yapıyoruz, yeterince dinleme süresine sahip değiliz, onlar ise bize verdikleri mesai süresini daha da arttırmak istiyorlar. Düşene kadar çalışmak niyetinde değiliz. Hayat çalışmaktan ibaret değil, nihayetinde aile yaşamı var. Bizler usandık. Bugün, El Khomri’nin yasasına hayır demek için sokaklara çıktım, o bu kokuşmuş yasayı geri çekmeli, nokta.”

Solène, aynı zamanda, hükümetin demokratik haklara saldırısına ve özellikle olağanüstü hale karşı çıktı: “Olağanüstü hal, ne kadar kullanışlı bir bahane. Onlar protestoları bırakmamızı gerçekten istiyorlar, ancak biz ne olursa olsun, neyle sonuçlanırsa sonuçlansın protesto etmeye devam edeceğiz.” O, PS’nin, iş yasasını, anayasanın 49-3 maddesindeki olağanüstü yetkileri kullanarak resmi bir oylama olmaksızın Ulusal Meclis’ten geçirmeye çalışma kararını mahkum etti.

Solène, Fransız Devrimi’ne işaret ederek şunları ekledi: “1789’a dönüyoruz, onlar krallar gibi hareket edebileceklerini düşünüyorlar. İşçileri görmezden geliyor, neredeyse her şeyi meclisten hızla geçiriyorlar. … Onlar bundan sonra ne yapılacağını bilmiyorlar, doğru bir şeyin nasıl yapılacağını bilmiyorlar, her durumda beceriksiz ve sorumsuzlar ve hepimize çenenizi kapatın demek için 49-3 maddesini kullanıyorlar.”

Polis kaynaklarının yalnızca 5.000 kişinin katıldığını iddia etmesine rağmen, CGT’ye göre, Marsilya’daki protestoya 150.000 kişi katıldı. İşçilerin limanlardan, petrol sektöründen, Air Liquide doğalgaz firmasından ve tüm kamu sektöründen protesto yürüyüşleri gösteriye katıldı.

Çocuk hizmetlerinde uzmanlaşmış bir eğitmen olan Julien, WSWS’ye, “El Khomri yasasının geri çekilmesini” talep ettiğini söyledi: “Hükümet, iş güvencesinin yok edilmesini reddeden halkı dinlemeyecek. Bizler, hükümetin ne yaptığımızı dikkate almasını ve gidişatın değişmesini talep ediyoruz. Bir çıkmaz sokağa giriyoruz, hiçbir şeyden vazgeçmeyeceğiz ve onlar, Fransız halkının yüzde 70’nin yasaya karşı çıktığı gerçeğine kulak vermek zorunda kalacaklar.”

O, seferberliğin sembolik bir protesto olmadığını vurguladı. “Bugün büyük bir sınav, burada daha önce olduğumuzdan daha kalabalık olduğumuzu düşünüyorum, bu, gerçek güçler ilişkisini gösteriyor. Bu, vazgeçmemizden önceki son bir onurlu çırpınış protestosu değil.” Julien, içtenlikle istemediği ama kaçınılmaz olduğunu düşündüğü bir durum olarak, mücadelenin çetinleşmesini beklediğini ekledi.

Julien, Normandy’deki rafineri grevinin sona ermesi üzerine şunları söyledi: “25 günlük grevden sonra, yoldaşlarımız kuşkusuz yemek yeme ihtiyacı duyuyorlar ve grevi durdurmak zorunda kalıyorlar. Bugün büyük bir seferberlik oldu, rafineriler tam kapasite çalışmayacak. Yakıt üzerine mücadele kaybedilmiş değil, Fransa Yakıt Depoları’nda üç stratejik grev günü söz konusu ve tek bir yakıt kamyonu ayrılmıyor.”

Birçok insan Marsilya’daki protestoya resmi parti veya sendika ilişkisi olmaksızın katıldı. Anaokulu asistanı Julia, Fransa’da yaşanmakta olan her şeyi protesto ettiğini belirtti. O, medyanın grevlerin giderek yavaşladığı iddiasını eleştirdi: “Protestocular hala burada, herkes ara vermeden grevde olamaz çünkü çocuklarınızı beslemek için paraya ihtiyacınız var, ama biz buradayız. Bu işçilerin sorunu değil, onların çalışmaya devam etme dışında seçenekleri yok. Biz, Avrupa kupasına rağmen vazgeçmeyeceğimizi söylemek için buradayız. Birileri bizleri korkutmaya çalışıyor diye sokaklardaki protestodan vazgeçmeyeceğiz.”

WSWS muhabirleri, Fransız işçilerinin mücadelelerini kemer sıkmaya karşı kıta genelinde bir mücadelede Avrupalı işçilerle birleştirmeleri gerekliliğini belirttiklerinde, Julia, “İhtiyaç duyduğumuz şey bu. Onların yağmalama operasyonu uluslararası.” karşılığını verdi.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır