World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2016/oct2016/berl-o27.shtml

Putin Merkel ve Hollande ile bir araya geldi

Peter Schwarz
27 Ekim 2016
İngilizce’den çeviri (21 Ekim 2016)

Almanya başbakanı ile Fransa, Rusya ve Ukrayna devlet başkanları arasında Çarşamba günü Berlin’de yapılan görüşme, hiçbir pratik sonuç doğurmadı.

Angela Merkel ile François Hollande, Vladimir Putin ve Petro Poroşenko ile Ukrayna’daki durumu ele almak üzere Federal Başbakanlık binasında dört saat görüştü. Ardından, Putin’le, Suriye savaşı üzerine iki saatlik başka bir görüşme gerçekleşti. Bu, dört hükümet başkanının bir yıl önce Paris’te bir araya gelmesinden bu yana Normandiya formatındaki ilk görüşmesi ve Putin’in son dört yılda Berlin’e yaptığı ilk ziyaret idi.

Hiçbir tartışmanın yaşanmamış olması, Alman hükümetinin temsilcileri tarafından başarı olarak değerlendirildi. SpiegelOnline, görüşmenin, “Putin’in güçler uyumunda Alman başbakanına atfettiği önem”in altını çizdiğini yazdı. Rusya ile ABD arasındaki görüşmeler, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Amerikalı mevkidaşı John Kerry ile ilerideki görüşmeleri iptal etmesinin ardından, durma noktasına gelmiş durumda.

Berlin toplantısı gergindi. Merkel, toplantının ardından akşam yapılan basın toplantısında, “çok zor bir oturum”dan söz etti. Hollande, Rusya’nın Halep’te savaş suçu işlediği yönündeki suçlamalarını yineledi. Merkel, bu kışkırtıcı suçlamaya, uluslararası hukuka göre sadece suç olarak görülebilecek “insanlık dışı bombardımanlar”dan söz ederek katkı yaptı.

Merkel, Rusya’ya karşı daha sert yaptırımlar olasılığını açık bıraktı. Bu, Perşembe günü Brüksel’de başlamış olan AB zirvesindeki bir görüşme başlığı olacak. Ancak, bu yönde bir çoğunluk söz konusu değil. Polonya, Britanya ve Estonya gibi ülkeler Rusya’ya karşı daha sert bir yol izlenmesi çağrısında bulunurken, İtalya, Macaristan, Slovakya ve Yunanistan dahil diğerleri, halihazırda var olan yaptırımların hafifletilmesini istiyor.

Berlin, bir ikilem ile karşı karşıya. O, Rusya ile çatışmada önemli bir rol oynayan Doğu Avrupa devletleri ile yakın ilişkilere sahip. Berlin, NATO’nun Rusya sınırına doğru yürüyüşünde önde gelen bir rol oynuyor ve bu konuda Washington ile açıktan zıtlaşmak istemiyor. Almanya, aynı zamanda, Rusya ile ekonomik bağlara sahip olduğu ve Rus doğalgazına-petrolüne bağımlı olduğu için, Moskova ile toptan kopuşa yol açacak bir çatışma istemiyor.

Bizzat Alman hükümeti, bu konuda bölünmüş durumda. Başbakan Merkel ve partisi Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) defalarca Rusya’ya karşı yaptırımları sertleştirme lehine konuşurken, Dışişleri Bakanı Walter Steinmeier ile Sosyal Demokrat Parti (SPD) bunu kabul etmiyor.

Alman medyasının büyük kısmı, geçtiğimiz hafta, başlıca sorumluluğu ABD ile onun Avrupalı müttefikleri taşıyor olmasına rağmen, Suriye savaşının tırmanmasından tek başına Putin’i sorumlu tutacak şekilde, Rusya’ya karşı gerçek bir savaş kampanyasını dizginlerinden boşalttı.

Bild gazetesi, Putin’in Berlin ziyareti vesilesiyle bir adım daha ileri gitti. Springer Press’in gazetesi, öfkesini Rusya devlet başkanına yöneltti ve şöyle yazdı: “Adil bir dünyada, Uluslararası Adalet Divanı’nın önünde savaş suçları ve insanlığa karşı suç işleme suçlamalarıyla karşılaşacağınız Lahey’e giden ilk uçağa bindirilirdiniz.”

Ne var ki, medyanın öfkesi fazla aşırıya kaçmıyor. Sivil nüfusun Halep’tekinden daha büyük bir felaket tehdidi altında olduğu Irak’ın Musul kentine karşı Batılı güçlerce desteklenen saldırı, Putin’e karşı propagandayı bir ikiyüzlülük olarak ifşa ediyor. Ukrayna’da, Batı destekli Poroşenko yönetiminin ve onun faşist milis müttefiklerinin ülkenin doğusundaki savaşa yönelik bir uzlaşmaya karşı çıktığı giderek açık hale geliyor.

Sıkı bir şekilde Rusya karşıtı olan Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) bile, Ukrayna tarafının, Ukrayna Temas Grubu’nun 21 Eylül’de karara bağladığı bir ateşkes anlaşmasını sistematik olarak baltaladığı sonucuna varmış durumda. Yolsuzluk skandallarıyla ve artan toplumsal gerilimlerle sarsılan Poroşenko yönetiminin, yalnızca, fanatik milliyetçiliği kışkırtarak ve Doğu Ukrayna’daki savaşı daha fazla tutuşturarak iktidara tutunabileceği ortada.

FAZ, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (OSCE) Doğu Ukrayna’daki Gözlem Misyonu’nun günlük raporlarını analiz etti ve “geçtiğimiz hafta, Ukrayna silahlı kuvvetleri saldırıyı sürdürdü” sonucuna vardı. 21 Eylül anlaşmasına rağmen, Ukrayna tarafı, “özellikle liman kenti Mariupol’ün doğusundaki stratejik açıdan belirleyici cepheye ve isyancıların kalesi Donetsk’in kuzeybatısına yönelik, uzun süredir görülmemiş bir ölçüde ağır silahlar kullandı.”

FAZ, Rusya yanlısı savaşçıların, bu yaz, ateşkesi Ukraynalılardan daha çok kez bozmuş olmalarına rağmen, bu durumun “çatışmanın kesilmesi”nin başlangıcından bu yana tersine dönmüş olduğunu yazıyor. Geçtiğimiz üç haftada, Ukrayna tarafının, açık bir şekilde 1.300 kez ateş ettiği gözlemlendi. “Buna karşılık, Rusya tarafından desteklenen savaşçıların gerçekleştirdiği yalnızca 79 açık ihlal söz konusuydu.”

Aynısı, Minsk’te belirlenen geri çekilme hatlarına uymayan ağır silah ve askeri araç kullanımı için de geçerli. OSCE, bu konuda, Ukrayna tarafında 260, Rusya yanlılarının tarafında ise sadece 82 ihlal saptadı.

Kiev’deki parlamento, Doğu Ukrayna’nın statüsüne ve oradaki seçimlere ilişkin 2015 Minsk barış anlaşmasında uzlaşılan yasaları hala kabul etmiş değil ki bu, silahlı çatışmanın sona ermesine yönelik bir anlaşmanın önkoşulu. FAZ’a göre, “uzatılmış savaş Donbass’taki ‘siyasi süreci’ ertelemeye bir bahane sağladığı için, Ukrayna tarafının barış istememesi olasılığı söz konusu.”

Berlin’de, Poroşenko, Putin, Merkel ve Hollande, sonunda, Minsk mutabakatlarının uygulanmasına kaldığı yerden devam etme yönünde bir “yol haritası” üzerinde anlaştılar. Dört ülkenin dışişleri bakanları tarafından, Kasım ayının sonuna kadar uygun bir zaman çizelgesi hazırlanacak. Bu, bağlayıcı olmayan bir niyet bildiriminden başka bir şey değildir.

Suriye sorunu konusunda da en ufak bir anlaşma söz konusu değildi. Putin, yalnızca, Rusya ve Suriye hükümetinin Perşembe günü Halep’te ilan edilen 11 saatlik ateşkesi belirli koşullar altında uzatmaya hazır olduğunu belirtti.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır